Kayıtlar

Zamanın Renkleri: Ustalar, İzler, Dönüşümler..

Resim
Böylesi büyük ressamların eserlerinin sergilendiği her sergi benim için bir nimet. Ücretsiz olması bir pasta, Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi' nin konumu ise pastanın üstündeki çilek :) Bilmiyorum anlatabildim mi... Şanslıyız aslında fırsatları değerlendirdikçe... Komet, Nuri Abaç, Fikret Otyam, Neşet Günal, Sabri Berkel, Mihri Müşfik, Yüzbaşı Mehmet Ali ve daha niceleri... Çok kıymetliler... Ustalar...  

Caz Festivali

Resim
Geçen aylarımın özetini çıkarmaya devam. Ne mi oldu bu arada ?... Azmettim, eşimin tüm klasik müzik konserlerini büyük bir dirayetle atlattım ve karşılığında sürpriz olarak 29. Ankara Caz Festivali açılış biletini kaptım :) Şaka, şaka... Ben müziğin her türlüsünü cidden severim. Canlı performansları severim. Sanatın icrasını severim. Ne olursa olsun... Son bir iki yıldır caz merakım başladı. Pikap almamızdan mütevellit bir Miles Davis plağı geçti elime ve ben de girdim bu sihirli dünyaya. Caz müzik gerçekten zor ama kaptırırsan kendini ve açıksan doğaçlamaya çok zevkli olabiliyor. Neyse... bu merakımdan dolayı sevgili eşimin sürprizi ile Fahir Atakoğlu feat. Volkan Öktem, Alp Ersönmez, Seçil Akmirza konserine gittim. Çok iyi bir konserdi. Yaz olmasını, açık hava olmasını tercih ederdim ama elimizdeki ile yetindik. Ekip çok tatlıydı. Hele Fahir Atakoğlu ne kadar naif, tatlı bir adammış öyle. İlk kez canlı dinledim ve bayıldım... Tüm ekibin performansları harikaydı. Tadı damağımda kal...

Mobius

Resim
Adam Fawer severim. "Olasılıksızlık" ile kalbimi çalmış, "Empati" ile yerini sağlamlaştırmıştı. Bir çok kişinin olumsuz eleştrilerinin aksine "Oz" kitabında yapmak istediği şeyi de sevmiştim. Paralel evrende bir Kansaslı Dorothy hikayesi...Tüm bu düşüncelerle heyecan içinde aldım "Mobius" kitabını. Anlatım dilinde bir sorun yoktu aslında ama hikayenin içeriği beni bu kez sarmadı. Daha doğrusu tanıdık ve beklendik geldi. Şaşırtmadı. Sanki Adam Fawer' ın çok yoğun bir potansiyeli var ama ilk iki kitabındaki gibi kabuğunu bir türlü kıramadı. Mobius da potansiyeli yüksek bir konuya sahip ancak bir yerden sonra ipin ucu kaçıyor gibi. Konuyu yazıp da "süpriz bozanlık" yapmamak gerek. Ama okuttu mu? Soluksuz okuttu :) 

Zaman Nasıl da Çabuk Geçiyor

Resim
Ben anılarımı yaşayıp yazmayı ertelerken yenileri birikiyor... Ne vakit Mart yaklaştı bu kadar. Daha geçen yılın marteniçkasını paylaşmamışım...

2026' ya Girerken...

Resim
Gecikmiş ve birikmiş postlarımla ben geldim :) Geçen zaman içinde o kadar çok şey oldu ki günlerce yazabilirim. Ama bu arada yeni de bir yıla girdik. Buradan başlamak sanırım en iyisi :) Sakin bir yılbaşı gecesi ama haraketli bir yıl olacağının sinyalleri ile girdik 2026' ya. Bu seneki süsümüz ev olsun istedik (Evrene mesajlar... ).  Ankara Devlet Opera ve Balesi' nin "Yeni Yıl Konseri" bu kez CSO' da idi. Biraz mütevazi bir konserdi diyebilirim. Yani daha doğrusu biz kalabalık orkestrası olan konsere bilet bulamadık ve piyano eşliğinde nefis sanatçıların güzel eserlerinin olduğu konsere gidebildik. Eğlenceliydi ama mekan inanılmaz soğuktu. Öyle ki erken çıkmak zorunda kaldık. Ama piyanist hocamız Dr. Cemile Cabbar bence gecenin yıldızı idi. İşini öyle çok seviyor ki. Daha önce de bir konserine tanıklık ettim. "İtalyan Bestecileri" konseptli bir konserdi. Aralıksız öylesi eserleri, solo olarak çalmak inanılmaz bir emek... Çok güzel bir enerjisi var. Y...

Denize Doğru...

Resim
Bu yaz, kısa ama yoğun bir tatil yaşadım. Denize doydum diyebilirim. Akdeniz' in daha önce hiç gitmediğim koylarında yüzdüm. Mağara içinde yüzdüm. Tek başıma alıp çantamı plaja gittim yüzdüm. Maldivleri kıskandıracak mavilikleri olan sularda yüzdüm. İyi geldi... çok iyi geldi. Hem yaşlanmakta olan vücuduma, hem de yıpranmakta olan ruhuma. Güzelim ülkemde hakkıyla yaşamadığımızı fark ettim. Hem ülkemizi ne kadar az tanıdığımızı bir kere daha anladım hem de hayatta ulaşılabilecek en yüksek noktanın istediğin küçük hayata ulaşmak olduğunu anladım. Dedim ki kendime, "Her şey geçici, anlara tutunmak gerek. O anların geçip gittiği ana kadar...". Sonra karşıma tam da hislerimi anlatan bir Bülent Ortaçgil şarkısı çıktı...  Çözdüm her şey çok basit Denize doğru üç beş dakika yeter Derdimi anlatmaya Zaten çoğu şeyi değmez çok konuşmaya Denize doğru, denize doğru... Düşlerimde bile kaçtım denize doğru Aslında kaçmak değil sevgiye koşmak Sessizdiler ama çoktular Biraz deli biraz çoc...

Kalbim Ege' de Kaldı...

Resim
İki yıldır Efes Antik Kenti'ni ve Meryem Ana Evi'ni görmek istiyorduk. Bu yaza nasip oldu gidip görmek. Bir nevi Hacı olduk. Üstelik daha önce Çatalhöyük ve Gordion gezilerinde de bahsettiğim gibi bir nevi Ana Tanrıça' nın izini de sürdük... Çok yer görüp çok fotoğraf çektim başlık başlık özetlemeye başlayayım....  KORDON BOYU Otelimiz Konak kordon boyunda, Pier Pasaport Hotel idi. Çok sevimli, minik, temiz bir oteldi. Nefis  konumu ile bir çok yere yakındı. Etrafta onlarca kafe ve yemek yenecek mekan vardı. Üstelik metrosu, İzban' ı, tren garı vs. her şey yürüme mesafesindeydi neredeyse. Bir de kordon boyunda her akşam yürüme şansı ve her sabah deniz manzaralı kahvaltı keyfi vardı ki, çok iyi geldi bize.  SELÇUK İLÇESİ Efes Antik Kenti, Artemis Tapınağı, Meryem Ana Evi ve Efes Arkeoloji Müzesi Selçuk ilçesindeydi. Bir günümüzü buraya ayırdık. Erkenden trenle Selçuk'a gittik. Bizi leylekler karşıladı. Havada, karada, yuvada o kadar çok leylek gördük ki rivayet do...