26 Ekim 2015

Çizmek, Yemek, İzlemek...



Bu hafta sonunu tam olarak böyle geçirdim. Taş boyadım, ayvalı elmalı hem de glutensiz tart yaptım veee bir sürü eski film izledik. 


Yazın başlayan taş boyama sevdama uzun kış gecelerinde devam edecek gibi görünüyorum. Teeee Antalya'lardan taş getirdim bunun için. Ankara'da nerede bulacağım bu kadar doğal taşları. Geçenlerde iş için günü birlik Zonguldak yapmıştım (Onun da postu hala yapılacak...), oradan bile taş getirdim yani. O denli azimliyim :)) Bu hafta sonu bir nazar boncuğu, bir baykuş ile açılışı yaptık. Devamı gelecek...


Gelelim turtama... Portakallı kek yapma düşüncesi ile güne başlayıp Ayvalı Elmalı Tart ile bitirdim günü. Şuradaki tarifi biraz değiştirerek uyguladım. Mesela margarin koymadım. Onun yerine 3/4 su bardağı sıvı yağ kullandım toplamda. Ayrıca malum iç sadece elmalı değil ayvalı olacak şekilde hazırlandı. Glutensiz undan ilk kez yaptım ama oldu yanii, nefis oldu hem de. 


Gelelim izleme faslına. Şu aralar nostalji takılıyoruz. 1950 lerden ve 1960 lardan filmler seçip izliyoruz. Özellikle tarihe geçmiş kült filmleri tercih ettik :) Çok keyifliydi hepsi. Mesela 1968 yapımı bir zombi filmi vardı (ki tarihin en önemli zombi filmlerindenmiş), gerçekten o dönemi düşününce, bu tip olayların yeni yeni kurgulandığını düşündükçe çok eğlenerek izledik. Bir yandan The Walking Dead'i takip eden biri olarak söylüyorum ki o makyajlar falan hiç gözüme batmadı. Nicedir merak ettiğim Alfred Hitchcock imzalı Rear Window' da nefis bir filmdi. Aslında dört filmin dördü de nefisti...








20 Ekim 2015

Ayrancı Antika Pazarı...


Her ayın ilk Pazar günü kurulan muhteşem bir pazar burası. Kocaman alanda birbirinden güzel onlarca standın önünde tüm gününüzü geçirebilirsiniz. Hepsini tek tek incelemeye zaman yetmiyor. Derinden gelen bir taş plak sesi de ortamı iyice güzelleştiriyor. Aradığınız her şeyi ama her şeyi bulabilirsiniz. Hafta Sonu için çok güzel zaman geçirme şekli, kesinlikle tavsiye ediyorum :))











7 Ekim 2015

Ankara' nın Hanları #3: Çengelhan (Rahmi Koç Müzesi)


Ulus'u, sokaklarını, hanlarını keşfetmeye devam...
Henüz daha gezdiğim yerlerin postlarını yapmamışken, yeni yeni yerler ekliyorum keşiflerimin arasına. Çok şey birikiyor :) 

Ankara hanlarının üçüncüsü Çengelhan, Çukurhan'ın hemen yanında. Çok şükür ki tarihi yapısı korunarak bu günlere gelmiş. Bunda sanırım müze yapılmasının da etkisi var. Rahmi Koç' un geniş koleksiyonu büyük bir özenle sergileniyor. Elektronik eşyalar, TV'ler, Radyolar, Denizcilikle ilgili şeyler, oyuncaklar, vs. vs. O kadar çok bakacak şey var ki anca yetiyor bir gün. 

İçerisi loş olduğu için ve benim telefonum artık ömrünü tamamladığı için maalesef istediğim gibi fotoğraflar çekemedim. Bir kısmı burada, çoğunluğu beynimde :)








 Burası Vehbi Koç'un ilk dükkanı. İnşaat malzemeleri, baklagiller, vs. Neredeeeenn, nereye :)

Müzenin alt katında ise Eczane ve sağlıkla ilgili bir çok eşya sergileniyor. 
Eski sağlık afişleri, ilk model dişçi koltuğu, eczane kavanozları, tartılar, 
sağlık kitapları, mikroskoplar ve daha aklınıza ne gelirse :) 



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...