25 Ağustos 2014

Yine, Yeni Gine


Ofisi botanik bahçesine çevirmemize az kaldı. Şu aralar en popüleri yeni gine çiçeğim :)) Harika çiçekler açıyor... Bir de akşam güneşi vurdu ki, tam fotoğraflık oldu...






21 Ağustos 2014

Gölgesizler...


Bu kitap nasıl yazılır, nasıl anlatılır hiçbir fikrim yok. Zor, çok zor... İyisi mi siz alın ve okuyun. Sonrasında da şu çalışmaya bir göz atın. Kitap daha da bir güzelleşsin :) Bana çok farklı bir ufuk kazandırdı bu kitap ve bu yazar. Sanırım tüm kitaplarını okuyacağım. Bu kitaba yorum yapmak yerine hoşuma giden birkaç bölüm paylaşacağım... :) Ne demek istediğimi anlayacaksınız. 

"Muhtar susmuştu oysa; gözlerini masadaki mühür kesesine dikmiş, Cennet'in oğlunu düşünüyordu. Artık ona göre o da bir yok'tu; hem de yok olma yöntemi şimdiye kadarkilerden oldukça farklıydı. O ne Asker Hamdi ve ailesi gibi ansızın kaybolmuş, ne çerçi gibi gelip geçmiş, ne Aynalı Fatma gibi dağlara yürüyüp gitmiş, ne de Güvercin gibi uçmuştu. Hatta Cıngıl Nuri gibi ruhum sıkılıyor diyerek yılların arkasına da kaçmamıştı. Göz göre göre yok olmuştu o; kendi görünürlüğünün derinliklerine çekilmişti. Her gün her yerde karşılaşılacaktı eskisi gibi, sesi işitilip kokusu duyulacak ama asla ona ulaşılamayacaktı. Herhalde kendi varlığına karışarak yok olmak en akıllıca yöntemdi. Belki de bu yüzden delirmişti Cennet'in oğlu; kendi kendini kendine gömebilmesi için delirmesi, delirmesi için de herkesten akıllı davranması gerekmişti."


"... Gölgesi, toprağın yüzüne göre biçimlenmiş kapkara bir yaratık gibi önündeydi. İmam bir an asıl yürüyenin o, kendisinin de gökyüzüne yansımış bir gölge olabileceğini düşündü. Sonra ürktü bu düşünceden, hatta kendi varlığından korktu ve içinden rastgele bir dua okudu."

"...Oysa berber, buna karşı çıkarcasına bir sigara yakmıştı az önce; derin bir nefes çekerek bir süre çevresine bakmış, sonra da kendi kendine, bir oturuş biçiminin içinde aynı anda kaç kişi oturur, diye sormuştu. O saatte aklını böyle bir soruya takmasını saçma bulmuştu gerçi, gene de aynı duruşun içinde duran binlerce insanı düşünmekten kendini alamıyordu. Ona göre binlerce kişi, ayrı ayrı yerlerde birbirinden habersiz binlerce duruşu tekrarlıyordu böyle, binlerce duruşu bedenlerini köprü kılarak geleceğe taşıyordu. Aynı yolda yürümekten başka çaresi olmayan tuhaf birer yaratıktı insanlar; tekrarın tekrarlananın örtüsü olduğunu anlayamadan, aynı el sallayışların, aynı gülüşlerin, aynı yürüyüşlerin ya da aynı oturuşların içinden geçe geçe damaklarına bulaşan uzak bir serüven tadıyla dönüp dolaşıp aynı noktada yaşıyorlardı."



11 Ağustos 2014

Hint Kınası :)



Bu hafta sonu, uzun zamandır yapmadığım bir şeyi yaptım. Hint kınası :)

Üniversitedeyken, önce yurt arkadaşlarıma, sonrasında da ev arkadaşlarıma sürekli yapardım. Okul bitince tabii iş dünyasına atıldık falan derken bazı şeyleri çekmecelere kaldırdık. Arada bir bunları çıkarmak güzel oluyormuş. Bir arkadaşım geçtiğimiz hafta "hint kınası yaptırmak istiyorum" dediğinde hemen atladım "aaaa ben yaparım" diye :) Ve olaylar gelişti. Sonuç da gayet güzel oldu.

Aslında yapmak çok basit. Bence işin zor tarafı deseni tene geçirmek. Bunun için en sık kullanılan yol bildiğimiz kopya kağıtları. Camayazar kalemlerle kağıda deseni kopyalıyorsunuz (önemli not: Deseniniz simetrik değilse tene tersi çıkacaktır. Kopyalarken bu ayrıntıyı hesaplayın lütfen). Ardından dövmeyi yapmak istediğiniz yere kolonya sürüp, kopya kağıdının çizimli tarafını tene yapıştırıyorsunuz. Böylece desenin izi kola çıkıyor. Ancak ben bu yöntemde biraz zayıfım. O nedenle ikinci yöntemi tercih ediyorum yani direkt tene çiziyorum deseni. Benimki biraz riskli tabi ama daha kolay :) Çok detaylı desenleri çizmek zordur zaten. Ben basit seviyede şeyler yaptım şimdiye kadar. 

Kına için ise gerekli malzemeler ise ;

- Hint Kınası
- Kına Taşı 
- Oksijenli Su

Dilediğiniz renk hint kınasını, bir miktar kına taşı ile karıştırın. Kına taşı bazı yerlerde taş şeklinde, bazı yerlerde de toz şeklinde satılıyor. Taş şeklinde olanı alıp evde de ezebilirsiniz çünkü çok kolay eziliyor. Ben genelde göz kararı yapıyorum ancak yaklaşık kına miktarının 1/10 u kadar kına taşı yeterli olacaktır.  Kına ve taşı karışımına, kahve telvesi kıvamına gelene kadar oksijenli su ekleyerek güzelce karıştırıyorsunuz. Ardından kürdan yardımı ile kınayı deseninize sürmeye başlıyorsunuz.  Fotoğraftaki deseni arkadaşımın omuzuna yaptım. Sürülmesi konusunda da fikir verecektir. Kalın şeritler halinde sürmek gerekiyor. Sonra kına kuruyunca yıkayabilirsiniz. Yaklaşık 10-15 gün kalacaktır. 

Ben arkadaşıma yaparken aşama aşama çekmeyi akıl edemedim. Umarım anlatımım yeterli olmuştur. Özellike yaz aylarında ucuz ama eğlenceli bir uğraş....:)



5 Ağustos 2014

Bayram Şekerleri...


Bayramda hiç de boş durmadım. Bolca film, dizi, aile ile geçirilen zaman haricinde bir puzzle ve bir çarpı işi bitirdim. Artık duvarımı süsleyen çok güzel bir sokağım var. Aslında puzzle' ı ailemle birlikte yaptık. Ben tüm tatile yayılır diye düşünmüştüm ama bizimkiler pek eğlenceli buldu bu işi ve gelen bir parça, giden iki parça derken bir günde bitirdik.



Uzun zamandır uğraştığım bisiklet çarpı işimi de bitirdim bu bayram. Bu kez her şeyi kitabına göre yaptım. Yakında bunun postunu da yapacağım. Yastık halini almasını bekliyorum.


Bir de bayramın ikinci günü sanıyorum muhteşem bir manzara oluştu bir anda gökyüzünde. Kızıl bir gökyüzü, kararmaya başlayan hava, gölgede kalan evler bu görüntüyü ortaya çıkardı. Ben de hafif renklerle oynayarak duruma yorumumu kattım... kızıl siyah....



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...