29 Şubat 2016

Serçe


Okuduğum en iyi, en dramatik, en insan ruhuna dokunan bilim-kurguydu sanırım Serçe. Bir bilim-kurgu insan ruhuna dokunur mu demeyin, ben TV'de bilim-kurgu izlerken ağlayabilen bir insanım. Bireysel dramlardan daha çok etkiliyor beni bu gezegenin ve evrenin dramı.

Yine de Serçe için bireysel bir dram diyebiliriz. Mary Doria Russell, her şeyden öte çok güzel karakter analizleri yapmış. Bu derin analizleri de nefis bir bilim-kurgu öyküsünün içine yerleştirmiş. Okurken bir dakika bile sıkılmadım. Merakla, öfkeyle, şaşkınlıkla ve kimi zaman gülümseme ile okudum. 

Umarım en kısa sürede güzel bir film uyarlaması da yapılır...




22 Şubat 2016

Don Kişot' un İzleri


Geçen hafta sonu gittik aslında bu sergiye. Alışıldık üzere biraz geç yapıyorum postunu. Birbirinden ünlü ressamların Don Kişot efsanesine bakışlarını anlatan, farklı, güzel, eğlenceli bir sergi olmuş. Dali' ye bayıldım. Gözlerim Picasso'yu aradı sürekli. Eserlerine bakarken heyecanlandım falan :))

Karikatürden tutun da, yağlı boyaya, karalamaya, modern çalışmalara kadar her şey vardı sergide. Çağdaş Sanatlar Merkezi'ni seviyorum zaten. Ne zaman oralardan geçsek uğruyoruz. Üstelik bir çok etkinliğe de ücretsiz ulaşabiliyoruz.











En beğendiğimiz eserlerden biri bu radyatörden yapılma Don Kişot çalışması oldu. 
Herhangi bir boya olmaksızın sadece metalin eğimi ve paslanma özelliği kullanılarak nefis bir çalışma çıkmış ortaya.  

Pablo Picasso'nun kadınlar üzerindeki etkisi devam ediyor :)). Birisi dayanamamış...


 Pablo Picasso


Salvador Dali


Hemen üsteki tablonun bir detayı. Dali çoşmuş burada. 
Ben de büyüterek bir kez daha çektim. Uzuuun  uzun da baktım bu esere. 


 Paul Flora


 Salvador Dali


Zygmunt Januszewski



 Host Reinsdorf


Jerzy Panek 





 Simon Dittrich














10 Şubat 2016

Çizmeye, Renk Vermeye Devam...


Taş boyama olayını pek sevdim ben. İnsanların yaratıcı fikirlerini de. Ama sanırım en çok karikatür çizmeyi sevdim. Bu aralar boş durmuyorum...









3 Şubat 2016

Biz...



Distopik kitaplara taktım bu aralar. Üstelik okuduğum kitabın yazarı farklı bir kitabı beğenmişse onu da okuyorum. Böyle buldum Biz' i de.  Diğer distopik yazarların hakkında söyledikleri merakımı uyandırdı ve son kitap alışverişimin içine kattım bu güzelim kitabı da. 

Geçen haftalarda bitirdim okumayı. En ilginç kitap tecrübelerimden biri sanırım. Kurgusu çok ilginç. Öylece olan biteni anlatmıyor. Bize kahramanın gözünden bir günlük aracılığı ile aktarıyor tüm olanları. Gerçekten yazıldığı yılı düşünürsek distopyanın babası sayılabilir bu kitap. 1920' de henüz hiç bir şey doğru dürüst keşfedilmemişken yarattığı gelecek, toplum, teknoloji.... İnanılmaz. 

Okuması biraz zor bir kitap kabul ediyorum. Özellikle kahramanımızın matematik sevdası benim gibi sayısalı sevmeyen biri için pek sevimli değil :))) Ama okumak çok güzeldi yine de. Okuduğum bir çok kitabın içinde geçenler, izlediğim bir çok filmde gördüklerim... Yevgeniy İvanoviç Zamyatin, 1920 de bahsetmiş bunlardan...

Saygılarımı iletiyorum. 



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...