25 Ocak 2017

Karanlığın Sol Eli


Tam da bu mevsimde okunacak kitapmış. Bu okuduğum ikinci Ursula K. L. Guin kitabı ve hayalgücüne bayılmış bulunmaktayım. Tamamiyle hayali canlılar ve gezegenler düşleyip, bunları hikayeleştirmek sanırım kuvvetli bir edebi dil kadar önemli benim için. Bu romanda da zengin bir betimleme ile anlatıyor hayal ettiği dünyayı. Öyle bir gezegen ki, tamamen kış ve soğuk. Canlıları ona göre evrimleşmiş, mimarileri, ulaşımları... her şeyleri kışa göre adapte olmuş bir gezegenin hikayesi bu. Bu gezegene gelen misafir bir canlının tecrübeleri anlatılıyor. Kitabın en ilginç yanı ise söz konusu gezegende cinsiyet ayrımının olmaması. Yani insanlar hormonal bir denge ile kimi zaman erkek, kimi zaman kadın oluyorlar. Öyle ki bazen baba, bazen anne olabiliyorlar. Bunu bir düşünsenize... çevrenizdeki insanlara cinsiyetten bağımsız bakabilmeyi... Çok beğendim bu kitabı. 


12 Ocak 2017

11. Ankara Kitap Fuarı


Ankara'ya döner dönmez gittik kitap fuarına. Cuma olmasına rağmen oldukça kalabalıktı. İnsan oraya girince dayanamıyor ya, yine bir sürü kitap ve kitaplarla ilgili aksesuarlar alıp çıktık :))





11 Ocak 2017

Kozmos


2016'nın son kitabıydı Kozmos. Benim gibi bilim-kurgu severin mutlaka okuması gereken bir kitapmış. Hani biliyoruz artık dünya yuvarlak, dönüyor, güneş sistemi, vs. ama yok sadece bunlar değil mesele. Kendini evrenin minicik bir parçası olarak görüp bütüne bakmak için gerekliymiş meğer okumak. Üstelik bundan çok çok uzun zaman önce insanların bilim adına yaptıklarını okumak da ayrı bir hayranlık uyandırıyor...


9 Ocak 2017

2017' ye Girerken...


Bu yılbaşını da ailemin yanında geçirdim. Antalya sıcaktır diye umduk ama çoğunlukla yağmurlu bir hava vardı. Olsun, evde sevdiklerimizle zaman geçirmek de güzeldi. Güneşi gördüğüm zamanlar da hemen su kenarına attım kendimi :)

Eveeett, aldık bavulumuzu, düştük yollara. Yolculuk başlıyor. 
Yeni yıla yeni kitapla girme klişesi de tamamdır. 


Varır varmaz, beni suya götürün, deniz, ırmak farketmez krizlerine girdim. 


 Havanın güzel olduğu her anı değerlendirdim. 


 Kafamı sağa çevirsem turunç, sola çevirsem limon, önüme baksam portakal...


 Daha çok su, daha çok su...


 Hawaii'de tatil yapıyormuşum gibi çek panpa.


 Aramızda hala yapraklarını dökmeyen ağaçlar var. Cık, cık, cık.


 Ben yukarıdaki gibi bir havadayken, Ankara'da evimin önü böyleymiş...


 Soba üzeri kestane klişesi - tamamdır. Tombala da oynadık da 
oyun çok mücadele içeriyordu. Fotoğraf çekemedim. 


 Yağmur'un böyle de güzel bir yönü var. 


 Arkadaşımla termosa çay doldurup deniz kenarında aldık soluğu. 
Muhabbet, dedikodu, dalga sesleri, bulutlar ve tabii ki denizzzzz..... muhteşemdi. 


 Daha çok deniz..


 Bu açı da bir Özlem klişesi...


 İskelesiz olmaz...


 Gölgelerin gücü adınaaaa.....


 Kıyıda yürürken bir yengeç kabuğu buldum. 
Çok güzeldi ama Ankara'ya getirene kadar kırıldı :/


 Tamam dönüyoruz artık, bırak fotoğraf çekmeyi. 


 Bu son, bu son....


Tatil bittiiiiii, dönüyoruz artık. 




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...