30 Nisan 2012

Hayatın Renkleri #9 - Manzara

Yine yoldayken, seyir halinde çektiğim bir kare. Mavi ve yeşili çok sevdim bu resimde...








"Kadın ve Yok Oluş"

Yemen' li fotograf sanatçısı Boushra Almutawakel'in bu çalışmasından twitter sayesinde haberim oldu. Bir olay  bu kadar kısa ve öz anlatılabilirdi. Çalışmanın adı başlıktan da anlayacağınız üzere "Kadın ve Yok Oluş" Bir kaç kareye sığdırılmış bir ömürlük gerçek...




27 Nisan 2012

İşaretler #2.. :)



Eeee ama şimdi bu bulutlar beni takip ediyor diye düşünmekte haksız mıyım? :)




Yar saçların lüle lüle...:)



Sonunda beklediğimiz bigudiler geldi. Baştan söyleyeyim öyle çok saçımla uğraşan birisi değilim. Bu anlamda bir devrim yaşayacağım ve umuyorum ki kullanacağım bu bigudileri... :)



Özzel Sinema...:)



Artık içeriği sadece sinema ve tv olan bir bloğum daha var. ÖZZEL SİNEMA...:) Neden mi?

Şimdi ben düşündüm taşındım, burada böyle sürekli fotoğraf ve hayata dair şeyler paylaştıkça araya bir iki film sıkıştırmak olmuyor. Eee ben sinemayı çok seviyorum, yazmazsam olmaz. Ben de blogları ayırmaya karar verdim ve bu blogdaki sinema içeriğini yeni bloğuma taşıdım. Böylece ben gönül rahatlığı ile her iki alanda da paylaşımlarımı yaparken, ola ki bu bloğa sadece sinema yazılarım nedeni ile giren ve okuyanlar varsa, onlar da diğer blogda daha verimli zaman geçirecekler. Nasıl iyi yapmış mıyım? Bence yapmışım. Hadi bakalım vatana millete hayırlı, uğurlu olsun...:)


25 Nisan 2012

Yollar...

Hani dedim ya tatilde çok fotoğraf çektim diye. Çoğunluğu dönüş yolculuğuma aitti. Seyir halinde olmama rağmen beklediğimden güzel kareler yakaladım :)












24 Nisan 2012

Dört kızıl dans ediyor...



Şimdi bu bir kaktüs, bunda hemfikiriz. Ama benim gibi hayalgücü abartı bir insan, burada dört tane kızıl güzelin dans ettiğini de görebilir...Hatta alt tarafta bir farenin de onları izlediğini... :)





Üç kısa günden bana....


23 Nisan' ı da değerlendirip bir Antalya yaptım geldim :) Hızlı, huzurlu ve eğlenceli geçti üç günüm. Yeğenimi doyasıya sevdim ama doymadım. Zaten çaktırmayın ama gitme sebebim oydu :) Bol bol fotoğraf çektim. Gündüz yolculuğu ile beynimi boşalttım. Neresinden bakarsanız bakın benim için verimli bir üç gündü. Sezen Aksu' nun "Dört kısa günden bana, bir garip sızı kaldı. Bir de deli özlemin " şarkısını kendime uyarladım. Üç kısa günden bana bir garip huzur kaldı...:) Anladım ki;
  • Huzur arıyorsanız bir çocuğun gözlerine bakmak yeterliymiş
  • Nehir ya da deniz manzarası, dinlenmek için birebirmiş
  • Ana gibi yar, bağdat gibi diyar olmazmış..gerçekten.
  • Gündüz yolculuğu kafanızı boşatmak için birebirmiş. Hele ki bir de Toroslardan geçiyorsanız...
  • Yeğen sevgisi çok başka oluyormuş.
  • Vee...emekli olunca Antalya'ya yerleşeceğim...Kaçarı yok.



20 Nisan 2012

Aşk...



Hayır, bu videoyu eklememin, solistin yakışıklılığı ile yakından uzaktan alakası yok, valla bak. Dünya ahret kardeşim olsun..(öhö öhö...) 

Boşverin zaten solisti, şarkı pek güzel. O gitar harika...çok sevdim.






19 Nisan 2012

P&G Londra 2012 Olimpiyat Oyunları Reklam Filmi



Bayıldım...



Ofis Krallığı Bölüm 5: Aşk...(Part II)

Kurbağa, Dişi Kurbağa' nın gözüne girmeye kararlıdır...

Birlikte yaptıkları bir sohbette, Dişi Kurbağa' nın kitaplardan, sinemadan ve klasik müzikten çok hoşlandığını öğrenir.


Hemen soluğu Domuzcuğun yanında alır ve ona neler yapması gerektiği konusunda danışır.


Domuzcuk anlatmaya başlar: " Biz kadınlar, ortamlarda kitaplardan alıntılar yapan erkeklere bayılırız, bence çok kitap okumaktansa, böyle alıntıların olduğu bir şeyler okusan şimdilik yeter. Sonra, mutlaka ama mutlaka Casablanca' yı izlemelisin. Bir de tabi ki klasik müzik...Her şeyi dinlemene gerek yok, bir Mozart iki Schubert yeter"


Kurbağa hemen işe koyulur. Önce ofis kitaplığından tam da istediği gibi bir kitap bulur.


Diğer taraftan Dişi Kurbağa da aslında göründüğü kadar sakin değildir. O da Kurbağa' dan hoşlanmıştır ve Fil ile bol kıkırdamalı bir sohbete dalmıştır.


Kurbağa bu arada kitap okur...


Casablanca' yı izler...


Ve sözlerin ne zaman gireceğini merak ede ede klasik müzik dinler.


Artık Kurbağanın "yapılacaklar Listesi" ndeki maddeler tamamlanmıştır. Gönül rahatlığı ile Dişi Kurbağa' nın karşısına çıkabilir.


Ve ümit ettiği gibi de olur. Artık ikisi arasında eğlenceli bir muhabbet başlamıştır...


- 5. bölümün sonu -

18 Nisan 2012

Kuleler...

Derliyorum, topluyorum, Sezen Aksu' nun inadına, "kategorize" ediyorum.. :)

El Aksa / Kudüs



Marienplatz / Münih


Kudüs Şehir Meydanı


Kudüs...


Vee Atakule :)

16 Nisan 2012

Ahh be Hayalet...!!!


Son iki haftadır Behzat Ç.' nin ikinci sezonunu izliyorum. Reklamsız ve aralıksız izleyince o unuttuğum "kahkaha attıran karamsarlığı"' nı yakaladım yeniden dizinin. İlk sezonun 30. bölümü efsane olmuştu. Bu sezon da çok hoş diyaloglar ve sahneler var ama en çok içime işleyen Hayalet' in, Ilgın'a yazdığı mektup oldu. Diziyi izleyenler bilecektir, Hayalet' in ağzından bunların dökülmesi hiç kolay değil. Bir de o görüntüler ve geriden gelen müzik ile çok duygulandım ben bu sahneden ve bu mektuptan...



"Biz çok normal adamlar değiliz. Sizin de çok normal olduğunuz söylenemez. Dünyada herkes anormal sanki. Belki de hepimiz normaliz. Yanlış zamanda, yanlış yerde. Ya kusura bakma, insan eline kalemi alınca, değişik şeyler yazmak istiyor. Ben pek anlamam bu işlerden. Sana o kadar çok mektup yazmayı denedim ki, bir yerden sonra yırttım. Bu sefer üşeniyorum, herhalde sana gönderemeyeceğim için. Daha doğrusu, bira içerek yazdığım için utandım herhalde. Kim bilir orada hava nasıl, kim bilir neleri özledin. "Biraz salakça olacak ama, burası da çok boktan." Sanki herkes katil. Ya da herkes yalnız. Oradan çok farkımız yok. Aslında var, biz daha geniş alanlarda yürüyüp, daha fazla görüşme hakkına sahibiz. En büyük fark bu herhalde. Beni burada ayakta tutan, dostlarım. Seni de umarım bir şeyler ayakta tutuyordur. Ama eminim, benden daha fazla sevenin var. Ben mücadele etmeyi senin kadar bilmiyorum. Biz mücadele edenlerin peşindeyiz. Ben senden hoşlandım, ben çok iyi vakit geçirdim seninle, çok güzelsin. "Sana hislerimi nedense en kötü cümlelerle anlatıyorum hep ya." Ya gerçekten sevmeyi bilmiyorum ben, ya da ne bileyim, tuhaf oluyorum. Dışarı çıktığında bu mektubu sana vermek isterim ama biliyorum utanacağım ve veremeyeceğim. Olsun, sana yazmasaydım içimde kalırdı. Sen içeride ben dışarıda. Siz içeride biz dışarıda. Ya öyle işte.. Yine yazamadım"


15 Nisan 2012

Kapılar...



Bazen güvenliğimiz için kapalı tutmayı, bazen mutluluğumuz için sonuna kadar açmayı tercih ediyoruz. Bazen kendimizi sınırlamamıza neden oluyor. Bazen de yapacaklarımıza engel oluyor. Arkasında ne var korkuyoruz ama merak da ediyoruz. Bazen siz elinizi uzatmadan açılıyor, bazen kilidi zorlasanız da açılmıyor. Ama hayat iç içe geçmiş odalardan ibaretse ve çoğu zaman her odada birden fazla kapı varsa, ilerlemek için mutlaka birini açmanız gerekiyor...



13 Nisan 2012

İşaretler :)

Hava güzel, bulutlar neredeyse pamuk modunda, bir de hafiften bizimle konuşuyorlar mı ne?...Bir şey ima eder gibiler :)




Kudüs #5 - Kubbet-üs-Sahra


Ve geldik Kudüs gezimizin son fotoğraflarına. Kubbet-üs-Sahra genelde Mescid-i Aksa ile karıştırılan bir yapı. Geniş bilgi şurada. Resimlerim de burada :) Umarım yine bir yerleri gezme fırsatım olur ve burada daha sağlıklı notlarla, daha güzel fotoğraflarla sizinle paylaşabilirim.














Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...