29 Nisan 2016

Yaşamak Denen Bu Zahmetli İş


O ne güzel bir kadro, o ne şahane diyaloglar, o nasıl bir enerji...

Bayıldım bayıldım. Musa Uzunlar ve Ülkü Duru harikaydılar. Çok güldük, çok da düşündük ... Çok eğlendim izlerken. 

Birlikte otuz yılı geçirmiş bir karı kocanın, evliliğin ve yaşamın monotonluğundan girip, varoluşçuluktan çıktığı nefis bir 75 dk. idi.

Daha fazla bilgi ve fotoğraf için tıktık ...








28 Nisan 2016

Sünger Bob ve Patrick... :)




Bir taş boyama daha tamamlandı. Hem zaman güzel geçti hem de minik bir kalp mutlu edildi (yani umarım...). :)))



27 Nisan 2016

Yalnızlıklar...



Düz yazılarının hastası olduğum Hasan Ali Toptaş, acaba şiirde nasıl diyerek aldığım ve hayran kaldığım bir kitaptır Yalnızlıklar... Ki ben çok şiir sevmem. Çok da bir şey yazmak istemiyorum. Şuraya bir iki satır bırakıp kaçıyorum...

"Bilinmesin;
yalnızlık biraz da,
her şeyi bilmenin ta kendisidir."

****

"Ama o yıllardaki kadar değildim ben,
çocuktum
ve geleceğim kadardım."

****

"...
Bu yüzden, her aşkın gerisinde 
bir kuraklık vardır
ve her aşk
büyüler kendini kendi başkaldırısıyla.
Sonra aşkın,
çırılçıplak kalan
ya da kendini öyle hisseden bir ben'i biz'le örtmek gibi (ki, biz ben'in en kalın örtüsüdür)
gizli bir görevi vardır. 
.... "



25 Nisan 2016

Hayvan Çiftliği...


Çok oluyor izleyeli ama ancak yazabiliyorum. Kitabına hayran kaldığım, oyununa bittiğim eser. Kitap hakkındaki düşüncelerimi şuracıkta yazmıştım zaten. 

Bu eserin tiyatro oyununu yapmak çok zor olmadı diye düşünmüştüm. Eee bir de çevremden olumlu yorumlar alınca çok merak etmiştim. Oyun beklentilerimi kesinlikle karşıladı. O oyuncuların sürekli tiklerle bir oyunu götürmeleri, müzikleri, ifadeleri... Nefis olmuş. 

Normal oyunlar için karaktere girmek nispeten kolaydır. İyi ya da kötü çoğunlukla insanı oynuyordurlar ancak bir hayvanı oynamak, sürekli o ifadeler, o hareketler, üstüne bir de duygu, replik falan.... oooo çok zor işi başarmışlar. Emeklerine sağlık. 

Oyun, kadro ve daha fazlası için tıklayın. 







19 Nisan 2016

Mantıku't Tayr


Bilmemek değil öğrenmemek ayıptır derler ya, Ferîdüddîn-i Attâr' dan da, bu eserden de geçen yıla kadar habersizdim. Meğer önemli bir İslam klasiği imiş. Gölgesizler'i okurken ve yine Hasan Ali Toptaş' ın ustaca kurguladığı bir hayal anında tasvir edilen kuşların bu eserden esinlenildiğini öğrendim çok sonraları. Tabii aldı beni bir merak. Beğendiğim bir yazarın ya da yönetmenin esin kaynağını merak edip ilgili eserleri de takibe alırım. Bence bir bütünlük sağlıyor. Ondandır ki aldım bu eseri ve okudum. 

Kuşların, Simurg'u bulma çabası... Aslında kuşların kendini bulma çabası. Mesnevi tarzında hayat dersleri ile dolu minik hikayelerden oluşan bu eseri okumak benim için farklı bir tecrübe oldu :).




11 Nisan 2016

Ordan Burdan...



Son iki haftada birkaç şey biriktirdim... Biraz ordan... Biraz burdan...

Bonzaileri tohumdan yetiştirmek gibi bir çılgınlığa giriştik. 
Uzun yıllar sürmesini umduğum bu yolculukta şimdilik her şey yolunda... 


Avni'nin kahve ile imtihanı...:) 


İki yıldır merak ettiğim bir oyunu izleme heyecanı (Özel postu gelecek)... 


Yolda yürürken etrafa bakmanın faydaları... İlk fotoğrafın ağacı..


Kuğulu Park'ta kafamı kaldırınca gördüğüm... 


Yorucu bir iş günü sonrası sürprizi...  


Tam da istediğim mavi...


Batman forever nidaları ile girip, değişik duygularla çıktığım bir film. 




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...