26 Ocak 2015

Boş Durmak Yok....


Aslında yarı dinlenmiş yarı koşturmacalı bir hafta sonu geçirdim. Sanırım bu hafta sonu en çok kitap okudum. Özellikle Cumartesi sabahı 08:00 gibi uyanmama rağmen yataktan çıkmayıp saatlerce kitap okumak çok iyi geldi. Çok sevdim ben bu işi. Hatta bi ara abarttım gittim kendime hafif bir kahve yaptım (malum henüz kahvaltı yapmamıştım) döndüm yatağa kahve kitap keyfine devam ettim. Nefisti...


Bu fotoğraf yanıltıcı olmasın. Yatakta meyve keyfi yapmadım :)) (Aslında hiç fena fikir değilmiş...). Bu fotoğraf da cuma gününün sonları, ofiste ender yaptığımız meyve salatası keyfinden :)

Sonra tenis maçı izledim bol bol. Malum şu aralar Avustralya Açık var. Gelsin Nadallar, gitsin Cokoviçler....


Ayrıca hem Cumartesi akşamı, hem pazar sabahı arkadaşlarla da buluştuk. Bir türkü bar, bir sabah kahvaltısı ile haftalık gerekli sosyal aktivite dozumu da almış oldum  :))

Boş kaldığım zamanlarda da yeni çarpı işimle meşgulum. Şimdilik sürpriz.... :))





19 Ocak 2015

Gözlerini Sımsıkı Kapat... !!!


"Aklından Bir Sayı Tut" ile tanıdım John Verdon'u. Şu postla da yazmıştım onun hakkındaki izlenimlerimi. Zaten bir polisiye severim. Bu haliyle bile bu kitap benim için oldukça sürükleyici iken John Verdon' un detaylardaki uzmanlığı şahsen hayran olmamı sağladı. 

Önceki kitabın kahramanı, dahi polisimiz David Gurney elini ayağını bu işlerden çekmiş, karısı Madeleine ile güzel bir çiftlik evi almış ve günlük çiftlik işleri ile kendini oyalamaya çalışıyor. Tabii böyle bir beynin rahat durması pek mümkün olmuyor. Eski bir polis arkadaşının ricası ile bir davada danışman oluyor. Nispeten risksiz, sakin ve birkaç gününü alacak bu görev esnasında bir araya getirdiği ipuçları onu çok tehlikeli bir çeteye kadar götürüyor. Gerisi olaylar... olaylar...

Daha önce demişimdir, yineleyeyim... Bu tarzı sevenlerin okuması gereken bir yazar. 





6 Ocak 2015

2015'e Girerken...


Biliyorum biliyorum ilk haftası bitmek üzere 2015'in. Ancak yazabiliyorum... Yılbaşı tatilinden önce aslında size biraz CSO Yeni Yıl Konseri' nden bahsetmek istiyorum. Çook uzun yıllardır Ankara'da olmama rağmen hiç gidememiştim bu konsere. Sürekli duyardım ve çok da merak ederdim. Bu yıl gitmeye karar verdim ama "vermese miydim acaba?" diyorum şimdi düşününce...


Konser talepten ötürü bu kez kendi salonunda değil de Ankara Arena'da yapıldı. Ufak tereddütlerim vardı aslında öyle bir ortamda klasik müzik konseri nasıl olabilir diye ama düşünmüşlerdir herhalde dedim. Neyyyseee... Konsere gitmek için yola koyulduk ama nasıl bir trafik. O gün konser alanının hemen yanında bir futbol maçı da olmasından mütevellit yollar ana baba günü. Tam konser saatinde gidebildik salona. Acaba bizi içeri alırlar mı diye düşünürken bir de ne görelim, girenin çıkanın haddi hesabı yok. Orada olan bir klasik müzik konseri değil de maç sanki. Biletler numarasız, giren oturmuş. En tepede sahnenin arkasında ancak yer bulabildik. Zaten girişte biletlerin çok da adam akıllı kontrol edilmediğini farketmiştik. Ancak bu kadarını beklemiyordum. Salon tamamen doluydu ayrıca yere de bir çok koltuk konmuştu. Malum protokol meselesi. Konser esnasında sahne kenarında yürüyenler mi dersin, ses sisteminin yetersiz olması mı dersin, havasız alan mı dersin. Gerçekten kötü bir konserdi. Aslında çalınan eserler ve gösteriler çok güzeldi ama o mekan ve organizasyonsuzlukta yazık oldu. Ben bu konseri gitmemiş sayıyorum. CSO böyle kalmasın aklımda.... :)


Birkaç gün sonra yılbaşı tatilim için yollara düştüm. Bekle beni Manavgat modunda. Güzel bir kardeş kıyağı ile de yılbaşımızı Arcanus Side Resort'ta geçirdik. Aslında ben evde kutlamayı düşünmüştüm, İki yıl önce farklı bir otelde girdiğimizde çok sıkılmıştık. Ama bu kez çok eğlendik. Yeri geldi pistte dansettik, yeri geldi çekildik sakince içkilerimizi içtik. Geceyi de orada geçirip deniz manzarasına uyandığımızı düşünürsek çok çok güzel bir yılbaşı gecesiydi. 




Güzel derken her şey mükemmel değildi tabii. Acayip bir fırtına vardı ve yağmur, fırtına, dolu,  gece boyunca bize eşlik etti. Sayesinde havai fişek gösterisi olamadı :)) 


Yılbaşı kalabalığı bitince dinlenme zamanı geldi. Aileyle geçirilen üç gün fazlasıyla yetti zaten bana. Bir de cuma günü havanın çok güzel olması harika oldu. Çıkıp gezmek, güneşi hissetmek nefisti. Dönüş yolunda ise kar eşlik etti bana. Hala da eşlik etmekte. Ankara bugün bembeyaz... :)

Böyle girdim işte 2015'e . Eğlenceli, yağmurlu, karlı....ama en önemlisi mutlu.




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...