12 Ocak 2017

11. Ankara Kitap Fuarı


Ankara'ya döner dönmez gittik kitap fuarına. Cuma olmasına rağmen oldukça kalabalıktı. İnsan oraya girince dayanamıyor ya, yine bir sürü kitap ve kitaplarla ilgili aksesuarlar alıp çıktık :))





11 Ocak 2017

Kozmos


2016'nın son kitabıydı Kozmos. Benim gibi bilim-kurgu severin mutlaka okuması gereken bir kitapmış. Hani biliyoruz artık dünya yuvarlak, dönüyor, güneş sistemi, vs. ama yok sadece bunlar değil mesele. Kendini evrenin minicik bir parçası olarak görüp bütüne bakmak için gerekliymiş meğer okumak. Üstelik bundan çok çok uzun zaman önce insanların bilim adına yaptıklarını okumak da ayrı bir hayranlık uyandırıyor...


9 Ocak 2017

2017' ye Girerken...


Bu yılbaşını da ailemin yanında geçirdim. Antalya sıcaktır diye umduk ama çoğunlukla yağmurlu bir hava vardı. Olsun, evde sevdiklerimizle zaman geçirmek de güzeldi. Güneşi gördüğüm zamanlar da hemen su kenarına attım kendimi :)

Eveeett, aldık bavulumuzu, düştük yollara. Yolculuk başlıyor. 
Yeni yıla yeni kitapla girme klişesi de tamamdır. 


Varır varmaz, beni suya götürün, deniz, ırmak farketmez krizlerine girdim. 


 Havanın güzel olduğu her anı değerlendirdim. 


 Kafamı sağa çevirsem turunç, sola çevirsem limon, önüme baksam portakal...


 Daha çok su, daha çok su...


 Hawaii'de tatil yapıyormuşum gibi çek panpa.


 Aramızda hala yapraklarını dökmeyen ağaçlar var. Cık, cık, cık.


 Ben yukarıdaki gibi bir havadayken, Ankara'da evimin önü böyleymiş...


 Soba üzeri kestane klişesi - tamamdır. Tombala da oynadık da 
oyun çok mücadele içeriyordu. Fotoğraf çekemedim. 


 Yağmur'un böyle de güzel bir yönü var. 


 Arkadaşımla termosa çay doldurup deniz kenarında aldık soluğu. 
Muhabbet, dedikodu, dalga sesleri, bulutlar ve tabii ki denizzzzz..... muhteşemdi. 


 Daha çok deniz..


 Bu açı da bir Özlem klişesi...


 İskelesiz olmaz...


 Gölgelerin gücü adınaaaa.....


 Kıyıda yürürken bir yengeç kabuğu buldum. 
Çok güzeldi ama Ankara'ya getirene kadar kırıldı :/


 Tamam dönüyoruz artık, bırak fotoğraf çekmeyi. 


 Bu son, bu son....


Tatil bittiiiiii, dönüyoruz artık. 




31 Aralık 2016

Mutluluklar Getirsin...


Kar memleketini bırakıp, yağmur memleketine geldim ve burada, Antalya' da giriyorum 2017' ye. Mutluluklar getirsin bu yıl. Şans getirsin, barış getirsin her zamankinden biraz daha çok. Güzel ve gerçekleşen hedeflerimiz olsun...Aşk olsun, sağlık olsun, huzur olsun...




27 Aralık 2016

Çizdim...



Şu aralar tekrar çizmeye başladım. Basit basit, maksat çizgilere alışmak...









22 Aralık 2016

Harem


Bu bale işi beni iyice sarmaya başladı. Ya da biz hep güzel balelere denk geldik bilemiyorum ama her defasında yüzümde gülücükle çıkıyorum salondan. Harem de nefisti. Ben özellikle haremdeki kızların uyuma sahnesine ve Valide Sultan'ın davullar eşliğinde yaptığı dansa bayıldım. Hamam sahnesini de unutmamak lazım tabii. Ayrıca bu balede müzikler de nefisti. Çok da anlatılmıyor aslında. İzlemek gerek. 




21 Aralık 2016

Semotti's


Canım'ız muzlu rulo pastası çekmişti. Ama hem glutensiz hem de laktozsuz olacaktı. Ne yaparım, ne ederim diye düşünürken buldum Semotti's 'i. :)) Mutluydum artık. 




20 Aralık 2016

Ankara Palas


Geçenlerde Coffee Carnaval'a gitmiştik malum. O bahane ile Ankara Palas'ı da görme fırsatımız olmuştu. Ona özel yazmak da bugüne nasipmiş. Binaya girince yaşanmışlık hissi anında sizi sarıyor. Belli diyorsunuz bu binanın çok anısı var. O salonlar, mimarisi, dekorasyonu... Her ne kadar kalabalık nedeniyle bazı yerlerinde çok bir şey anlamasak da bu binayı gezmiş olmak da güzeldi. 

Kalabalıktan dolayı geniş açıları çekemedim tabii. Yine binanın dışından çekmeyi de akıl edemedim. :/



Atatürk döneminde kullanılan eşyalar özel bir bölme de sergileniyor. 




19 Aralık 2016

Voleybol Macerası


Bu resmen "bir varmış bir yokmuş" postu olacak. Zira biz bu maça gideli aylaaaaarrr oldu. Hep postunu yapacağım deyip durdum ama bir türlü fırsat bulamadım. Sultanların Grand Prix turnuvası ilk voleybol maçım oldu. Elimde fotoğraf makinesi olunca daha bir başka oldu maç tabii. Fotoğraf çekmekten maçı izleyemediğim de oldu. Kendimi spor muhabiri havasına sokup "topu havada yakalayacağım" çabaları da :). Eğlenceliydi vesselam. Haaa madem elinde fotoğraf makinası vardı, nerede diğer fotolar diye düsünürsek, sonrasında baktığımda daha alacak çok yolum varmış, onu farkettim :)).


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...