15 Eylül 2019

Doktor Faustus


Geçenlerde Tarkovski'nin kitabını okurken çokça Thomas Mann göndermesine denk geldim. Zaten çok merak ettiğim ama bir türlü cesaret edip okumaya başlayamadığım bir yazardı Thomas Mann. Ben de bir kitabına başladım. Doktor Faustus....

İlk gözlemim şudur ki bu muhteşem yazar inanılmaz detaycı. Öyle güzel betimliyor ki zamandan mekandan bağımsız olarak kendinizi orada hissediyorsunuz.  Konu bir klasik müzik yazarının muhteşem yeteneği ve sonrasında yenik düştüğü egosu ve yalnızlığı aslında. Ancak aynı zamanda I. ve II. Dünya savaşlarına paralel olaylar örgüsü ile harmanlanınca çok yoğun bir kitap olmuş. Hatta işin içine fantastik öğeler bile giriyor. Tabii ki yazarın usta metaforları ile. 




Klasik müzik bilgim olmadığı için kitabin yarısı havada kaldı diyebilirim. Çünkü adam yazıyorsa hakkını veriyor. Ayrıca cümleler zor ve büyük dikkat gerektiriyor. Yine olay örgüsü de aynı şekilde karışık. O nedenle çerezlik bir kitap değil. Emek istiyor...

Kitap ile ilgili en çok hoşuma giden şey ise bir insanın hırsı ve egosu ile yalnızlaşmasının, bir ülkenin hırsı ve egosu ile yalnızlaşması ile paralel bir şekilde anlatılması. Nefisti...




14 Eylül 2019

İyi ki Doğmuşuz...


Buraya bir kaç doğum günü hatırası bırakıp kaçayım... :)
















27 Ağustos 2019

Tatil Biter...


 

Uzun zaman olmuş yazmayalı. Bunun iki haftası tatildi zaten. 

Karar verdim iki hafta yatil yapmak çok tehlikeli. Hepten alışıyorsun tembelliğe ve ortama. Hele benim gibi bir yandan tatil bir yandan da aile ziyareti yapan birisi için.

Ailemle, kardeşlerimle, arkadaşımla ve yeğenlerimle vakit geçirmek çok güzeldi. Bayram olması da cabası. Dört ay önce tek kelime konuşamayan küçük yeğenim resmen cümleler kurmaya başlamış. Büyük yeğenimle ise iyice bağları kuvvetlendirdik. 

Çok eğlendim. Bir yandan da deniz, kum, güneş ve diğer tatil klişelerini yaşadım ve döndüm.  İlk mesai gününden yorgunluk ve tatilden güzel fotoğraflar kaldı geriye. 
























21 Temmuz 2019

Politika...



Kafamdaki resimleri yavaş yavaş gerçeğe dönüştürmeye başladım. Kağıda, kartona, tuvale artık ne bulursam... Bu resmime "Politika" dedim :)


19 Temmuz 2019

İstanbul Kaçamağı


Yine iş için günü birlik bir İstanbul yapıp geldik. Güzel oluyor bu hava değişimleri. Koşturmacadan denizi göremesek de...








18 Temmuz 2019

Mühürlenmiş Zaman



Geçen gün  Andrei Tarkovsky'nin "Stalker" isimli filmini izledim. İzlemesi zor, kafada soru işaretleri bırakan bir filmdi. Bu adamın filmlerini izlerken farklı hissediyorum. Her karede, her açıda bir anlam arıyorum. Çünkü biliyorum kadraja giren herhangi bir nesne, mesela bir bardak, asla sadece bir bardak degil. Bir şeyler hissediyorum ama anlamlandıramıyorum. Kendimce anlamlar yüklüyorum ama emin de olamıyorum. O nedenle kitabını okumak istedim. Filmlerini kendi anlatsın istedim. Okudukça da sanata saygısına ve çizgisine bağlılığına hayran kaldım. 

Kendi çocukluğunu anlatan film için evinin birebir aynını inşa ettiren, bizzat kara buğday ekip onun çiçeklenmesi için aylarca bekleyen, oyuncunun gerçekliligini kaybetmemesi için filmin sonunu söylemeyen ya da gererek role girmesini sağlayan bir adam bu. Filmlerinin her karesinden kara kalem çizimi ya da yağlı boya tablo çıkabilecek yoğunlukta özenen bir adam. Sanata bakışı, samimiyeti ve hatta saflığı ile düşündüren bir adam. 

Mürlenmiş Zaman kitabının adı çünkü O'na göre bir yönetmen filmlerinde "kendi zaman duygusunu" oluşturmalı. Daha söylenecek çok şey var ama yetmez sanırım bu post. Kendimi ruhen hazırlayıp diğer filmlerini de izleyecegim. 




17 Temmuz 2019

Safir Mavisi Spor Ayakkabılı Kız...


Şu aralar Oz diyarı ile çok içli dışlıyım. Önce "Oz Büyücüsü"'nü sonra da "Muhteşem ve Kudtretli Oz" filmini izledim. Şu anda da "Wicked" isimli yine o diyarı anlatan bir kitap okuyorum. Malum yakut kırmızısı ayakkabılar meşhur. Hatta benim de kırmızı "göz alan" bir spor ayakkabım var :)) Ama ben Oz diyarına yeni bir karakter katmak istiyorum. "Safir Mavisi Spor Ayakkabılı Kız"... Nasıl? :)))





16 Temmuz 2019

Gogh Art & Coffee


Geçenlerde, Tunalı'da yürürken çok tatlı bir kafe keşfettik. Gogh Art & Coffee.. Benim resme ilgimden olsa gerek çok beğendim dekorasyonunu. Duvarlardaki tablolar nefisti. Sahibin annesi güzel sanatlar okumuş. Oradan geliyor sanırım bu zevkli dokunuşlar...






14 Temmuz 2019

İnsafff :)


"Temmuz ortasına geldik. Hala yağmaktasın... insaf..." Diyor uğur böceği... :)




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...