31 Mayıs 2013

Okyanusta Bir Damla...



Cloud Atlas filmi beni çok etkilemişti. Güce karşı direnen insanların farklı öyküleri ve sonunda hepsinin bir noktada birbirlerini etkilediği gerçeği. Filmin sonlarında şöyle bir diyalog geçiyor idealist bir genç ile güç sahibi yaşlı bir adam arasında; 

Yaşlı adam : “Bu dünyanın doğal yasalarına karşı gelenler koca bir okyanus içinde bir damla olarak kalırlar”
Genç adam : “Okyanus dediğimiz şey zaten birçok damlanın bir araya gelmesinden ibaret değil midir?”...

Son bir kaç gündür uzaktan her aşamasını takip ettiğim "Gezi Parkı İşgali" 'ni görünce aklıma geldi bu sahne. Sizler birer damla oldunuz. Kazanmak mühim değildi...


30 Mayıs 2013

Delicatessen with love...


Bugün Ekşisözlük'te gezerken gördüm bu projeyi. İtalyan fotoğrafçı Gabriele Galimberti, büyükannesinden ilham alarak bu projeye başlamış. Ülke ülke gezerek bir çok "büyükanneye" geleneksel yemeklerini yaptırmış ve fotoğraflamış. Bizi de karnıyarık temsil etmiş :)) 

Şuradan ve buradan detaylara bakabilirsiniz. 







Gorjuss #2


"Kanepemde bir sürü gorjuss yastığım olacak" projemin ikinci parçası da tamamdır. Sıradaki :)





29 Mayıs 2013

Sezen Aksu Mode On...


Müzik dinlemek benim hayatımın bir parçası. Her an her yerde fonda mutlaka bir müzik olur ama gerçek anlamda müzik dinlemek...işte o uzun aralıklarla yaptığım bir şey artık. Yani sözlere, notalara, enstrumanlara kendini vererek, tümünü hissederek dinlemek...Şu aralar yine o moddayım. Mp3 player' ım çantamın derinliklerinden çıktı, yeni şarkılar yüklendi ve iş - ev arası günün yaklaşık 1,5 saati bu işe ayrıldı :) Tabii ne dinlediğin de önemli. Ben mesela Sezen Aksu' nun yüz küsür şarkısını seçtim şu dönem için. Yani saadece müzik modumu açmakla kalmadım, ince ayarlarda Sezen Aksu modumu da aktif hale getirdim....:)



Hey gidi Sezen Aksu...

Tüm albümleri, tüm şarkıları mükemmeldir ama bende üç albümünün yeri çok ayrı. Deli Kızın Türküsü, Işık Doğudan Yükselir ve Adı Bende Saklı... 

Deli Kızın Türküsü albümünde sözlerine bittiğim bir şarkı var mesela... Aşkları da vururlar... Muhteşem.

Gel
Bana kalbini göster ne olur
Sen değilsin bu sudaki aksin
Hadi gel kader değil bu
Hepimize öğretilmiş öfkeler
Ne olur teslim olma
Bu kızgın, bu kalp kıran eller
Bir zaman bebektiler

Hadi gel
Aslını göster
Suretin çok zalim
Çok mu üzdüler seni
Sahiplenme, senin değil bu dikenler


Yine "Gözlerine Göz Değmiş" yumuşak müziği ile en sevdiklerimdendir. 


Işık Doğudan Yükselir, farklı bir Sezen Aksu albümü. Konsept albümü. Aşk' ı bireyden çıkarıp daha ilahi şekilde anlattığı, bunu da doğunun tüm müzik motiflerini kullanarak yaptığı bir albüm. Şöyle bir aşk var mı ya....



Adı Bende Saklı....üniversitede aşık olduğum zamanlarda zırlayarak dinlediğim albümdür. O albümde de Hazan' ın yeri ayrıdır benim için. 


Bir de "Şarkı Söylemek Lazım" albümündeki Nihayet deli bir şarkıdır. 

Uyandım bembeyaz bir sabahtı 
Son yıllardaki en sert ayazdı 
Sıcacıktın taze kahve tadında 
Havalandı kalbim kuş kanadında 

Oysa umut ne kadar azdı 
Gündelikti, anlıktı, birazdı 
Okşarken inatçı saçlarını 
Hissettiğim kara kışta sarı yazdı 

Nihayet, nihayet, nihayet 
Diyar diyar gezdim geldim 
Safiyeti sezdim geldim 
Kendi ateşiyle yanan pervaneydim 
Yalanımdan bezdim geldim 


Başta da söylediğim gibi hey gidi Sezen Aksu hey... Kim bilir kadın erkek demeden kimlerin en mutlu ve en hüzünlü anlarına eşlik ettin. Ağlattığında bile içten içe "güçlü ol" mesajı verdin. "Aşktan korkma" dedin, "saçmalamaktan korkma" dedin :) Bugün tüm gün seni dinleyeceğim.....Neşenle... Hüznünle...



28 Mayıs 2013

Özgürlük...


Çok sevdim ben bu kitabı. Kendini ve aklını özgür bırak diyor. Aslında kitap etrafımızdaki gerçekleri söylüyor bize. Şapkadan tavşan çıkarmıyor. Sadece "tavşanın şapkada ne işi var" diyor :) Normalde bir kitabı tamamen bitirince paylaşırım ama bu kitap için zaman zaman böyle bir sözü ya da düşünceyi yakaladığım an paylaşmak istiyorum. Bana kazandırdığı ruh hali ile...mesela bugün.....renkli :)




27 Mayıs 2013

Tembel bir Hafta Sonu...!!


Tembellik göreceli bir kavram bence. Yani dışarıdan eylemleriniz tembellik olarak görünse de, siz aslında zamanınızı "istediğiniz gibi" geçirdiyseniz verimli zaman geçirmişsinizdir :) Bu da benim hafta sonu tesellim. Zira tüm hafta sonu evde tembellik (!) yaparak geçirdim. İzlemeyi planladığım filmleri izledim, birazcık evle ilgilendim, tarçınlı beze yaptım, bol bol tenis maçı izledim ve tabii ki işleme yaptım. 


Önce Contact filminden başlamam gerek, çünkü Cuma günü resmen bu filmi canım çekti. Ara ara olur bana, sevdiğim bir filmi izlemek isterim. Tam da bunun için film arşivi yapmıştım kendime. Ama Contact eksik parçaydı. Cuma günü o filmi buldum ve hemen eve gidip izlemek istedim. Zira hep TV den Türkçe dublaj izlemiştim. İlk kez orjinal dilinde izleyecektim. 

En sevdiğim bilim-kurgu filmlerindendir Contact. Salt bilim-kurgu gözü ile bakmak hata olur bence. Filmin konusu çok daha derin aslında. Özellikle iki söz çok hoşuma gider bu filmde. Kız babasına "başka canlılar da var mı?" diye sorar uzayı kasdederek. Babası "bilmiyorum, ama eğer yalnızca biz varsak bu korkunç bir yer israfı olurdu" der. :)

Bir diğeri ise aslında hayatınızda anahtar olarak kullanacağınız Occam' ın Usturası denilen önerme. "Her şeyin birbirine eşit olduğu bir ortamda, en basit açıklama doğruya en yatkın olandır" diyor. Sanırım neden "ustura" dediği de ortada. Yani gözünüzün önündeki gerçek acı ve basit ise, buna inanmamak adına derinlere dalmanın alemi yok. Canınızı acıtsa da doğru olan odur. :)

Vee tabi ki, Ellie' nin "I' m ok to go" haykırışları...  Carl Sagan' ın aynı isimli romanını okumaya can atıyorum şu an. 


Bir diğer filmimiz Once adlı Irlanda yapımı bir film. Sade ve gerçekçi. Hayallerinin peşinden giden bir erkeğin, hayallerini derinlere atmış bir kadın ile karşılaşması ve bu karşılaşmanın ikisinin de hayatını değiştirmesini anlatan bir film. Çok sevdim ama hafif ağlamaklı moda sokabilir sizi dikkat :)


Ve eğlenceli bir diğer filmim de "The Tiger and The Snow". Hayat Güzeldir konseptinde bir film. Eğer o olmasaydı bu filmi onun kadar konuşurduk eminim. Ama sırf o daha önce çekildiği için bu film gölgede kaldı sanırım. Konu yine pozitif bakış, en zor şartlarda bile bunu inkar edercesine hayata gülümseme ve savaş içerikli. Bu kez baş kahramanımız bir şair ve beni bu sözleri ile büyüledi...."Mutlaka doğru kelimeleri kullanmayı bilen meslekler vardı. Kelimeler öyle doğru kullanılıyordu ki, güçleri vardı. Karşısındakinin kalbini, kendininkiyle uyumlu  çarptırmayı başarıyorlardı. İşte o gün şair olmaya karar verdim ". 


Pazar günü ise gözlerimi açar açmaz ilahi bir şekilde "beze yapmalıyım" dedim. Daha ayılmadan, üstümü bile değiştirmeden mutfağa koşup ne zamandır planladığım "tarçınlı beze" yi yaptım. :) Tarifi şuradaki ile aynı sadece bir tatlı kaşığı tarçın ekliyorum son aşamada. Biraz daha mikserle çırpıyorum. O kadar. Nefis oldu. 


Onun dışında tüm pazarım tenis ile geçti diyebilirim. Bana tenisi sevdiren turnuva, Fransa Açık başladı çünkü. Roland Garros... Hiç unutmam yıl 2011... :) can sıkıntısından bir tenis maçı izlemeye başladım. O zamana kadar tenis hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Federer, Nadal isimlerine kulak aşinalığı vardı sadece. O maç Roland Garros finaliydi ve o günden sonra ben tam bir tenissever olmuştum. Pazar günü aldığım TV paketinin adam akıllı faydasını gördüm sonunda. Eurosport ve Eurosport2 sayesinde bir maçtan diğerine atlayarak geçirdim saatlerimi. 


Tabii bunlar dışında benim artık ciddi anlamda hobim olan kanaviçeyi de ihmal etmedim. Bir projeyi daha bitirdim. Onu daha sonra post yaparım :)

Gördüğünüz gibi çok verimli bir hafta sonu geçirmişim. Tembelce görünmesine rağmen... :p


24 Mayıs 2013

Falling in Love...!!!



Osho diyor ki;

There are people who come to me and they ask, "How to fall in love? Is there a way?". How to fall in love? They ask for a way, a method, a certain technique. 

They don't understand what they are asking. Falling in love means that now there is no way, no technique, no method. That's why it is called "falling in...".



22 Mayıs 2013

1500...



Birileri kanıma fena girdi...

Ofisimisss...


İnsan yaşadığı ve çalıştığı yere iyi bakmalı. İçini açacak, mutlu edecek ayrıntılar koymalı ki orada "yaşanmışlık" olsun. Biz de ofisimizi ilk günden beri sürekli bir güzelleştirme çabasındayız. Özellikle iş arkadaşım bu konuda benden daha hevesli. Şu ara saksı saksı çiçek sevdasındayız...

Limonlarımız maşallah canavar gibi. Bu fotoğraf yaklaşık bir yıl önce çekilmişti, şimdi çok daha uzunlar. 
Odunsu gövdelerini oluşturmaya başladılar. Ofisin içinde yakında minik ağaçlarımız olacak :)

Menekşemiz, en yeni üyemiz. Daha çok yeni. Önünde nice yıllar nice çiçekler olur umarım.  

Büyük saksı Yeni Gine çiçeği. Postun ilk fotoğrafı olan o büyük pembe çiçekler de buna aitti. 
Ama şimdi çiçeklerini döktü. Yenilerini bekliyoruz. Minik saksımız ise lavanta. 
Onu da yeni ektik sayılır. Çıkmasını bekliyoruz.  


Bir de bizim ilk göz ağrımız orkidelerimiz var. Şimdilik bir kere açtı,
 onun dışında yeni dal vermedi. Her yolu deniyoruz, umutluyuz...


Bunlara ilaveten kışın vazgeçilmezi sümbüllerimiz var. Şimdi mevsimi geçti, seneye olacak inşallah. Bir de küpe çiçeğimiz vardı ama dadanan minik sineklerle baş edemedik. Sizin anlayacağınız her yolu, her çeşidi deniyoruz :)

21 Mayıs 2013

İpucu...


Şu aralar bir şeylerle meşgulum... Üç parçadan oluşan bir takım olacak. Tahmin ettiğim gibi olursa duvarımda çok güzel görünecekler... Şimdilik sadece ufak bir ipucu...



20 Mayıs 2013

Hafta Sonu Dökümü...


Oldukça verimli ve eğlenceli bir hafta sonu geçirdim. Hemen döküme geçelim...

Önce, Cuma günü ani bir planla iş çıkışı Tunalı' ya gitmeye karar verdik. Bir kaç gün önce arkadaşımla bir yer keşfetmiştik... Flat (Keşfetmek biraz abes bir tabir zira kendisi Tunalı' nın en bilinen mekanlarındanmış. Biz sınırlı yerlerde gezen tipler olarak, sonunda farklı bir yer bulduk diye sevindik diyelim. Tüm blog postunu parantez içinde yazsaydım keşke. Tamam sustum.). Çok farklı kokteylleri ile ünlü bir  yer. Cuma günü talihsiz bir Bomonti girişiminden sonra Flat' te aldık soluğu. Rezervasyonumuz olmamasına rağmen çok sıcak bir şekilde yer sorununu hallettiler ve biz kokteyllerimizi seçmeye başladık. Bu arada orada bulunun bayan görevli bizimle çok ilgilendi. İsmini sormadım ama bir daha gidişimde kendisi ile sıkı fıkı olmayı düşünüyorum. Ne de olsa oraya çok gidecek gibi görünüyoruz. Anladığım kadarı ile aynı zamanda interaktif bir yer Flat. Yan masaya hazırladığı alevli kokteyl macerasını izlerken çok eğlendik. Biz bu kez seçimimizi Flat House Mojito ve Highlander dan yana yaptık. Özellikle Highlander'e bayıldık. Çok sattığı kadar varmış. 


Çok geç olmadan çıktık ben de tv karşısına kurulup Behzat Amirimin elvedasını izledim. Çok severek takip ettiğim bir diziydi. Çok farklı bir diziydi. Ama bence tam da zamanında, güzel bir şekilde bitti. Özleyeceğim orası kesin...



Cumartesi sabahı ise beni bambaşka bir macera bekliyordu. Dünkü profilimle gayet de ters düşecek bir şekilde toz bezi ve vileda eşliğinde temizliğe başladım. İki haftadır erteliyordum. Bu hafta da ertelersem çok mutsuz olacaktım. Erkenden kalktım, tam işe girişiyordum ki aklıma menekşeler geldi. Üç hafta önce Antalya' ya gittiğimde menekşe getirmiştim. Geçen gün de saksılarını almıştım. Onları da bu hafta sonu ekecektim. Eee madem temizlik yapacağım, öncesinde şu toprak işini bir halledeyim diye düşünüp ekim işine giriştim. Çok güzel oldu menekşelerim. Umarım tutarlar...


Temizliği bitirdiğimde saat 17:00 idi. Ama oturmak yasaktı. Zira doğalgaz sıfırı tükettiğinden Kızılay' a inip gaz  almam gerekiyordu. Arkadaşım için de ip, etamin vs. almamız gerekiyordu. Sonra dinlenirim diyerek attım kendimi sokağa. Geçenlerde gorjuss ile ilgili bir post yapmıştım. Arkadaşıma onu gösterince o da yapmak istemişti. C. tesi O'nun gorjuss u için etamin ve ip aldık. Sonra da bir kahve içmeye oturduk. Belki de hafta sonunun en komik anlarını yaşadım. Kahveleri arkadaşım almıştı. Kasadaki kız, arkadaşımın gözlerinin içine baka baka bardağa "Müzeyyen Bey." diye yazınca koptum ben. Starbucks'takileri çok çalıştırıyorlar, ben bunu anladım :) Tüm gün güldüm arkadaşıma. Ayrıca geçen hafta sinemaya girerken öncesindeki yemekte üzerime bir kaç damla sirke damladı diye"bahtsız" a çıkarmıştı adımı. Kimmiş bahtsız gördük :) İntikam soğuk içi.....sustum. Zira burayı okuyor :))


Evet yorucu bir Cumartesi' nin ardından akşam evde ayaklarımı uzata uzata TV izledim. Hatta utanmadan bunu Pazar günü de sürdürdüm. Bu hafta sonunun DVD si. This Must Be The Place oldu. Mükemmel bir Sean Penn performansı izledim her zamanki gibi. Zaten hastasıyım, ne yapsa izlerim. Ama hiç kötü işi yok ki. Bu film de her ne kadar hikayesi biraz dağınık olsa da oyunculuk performansı, sıkışıtırılmış diyaloglar, görüntüler ve müzikler adına çok doyurucu idi. Aklıma bir söz bir de melodi işlendi. Anlamadan "hayat böyle olacak" ' tan, "hayat böyle" ' ye geçiyoruz....





16 Mayıs 2013

Diyor ki !


Hep şarkılardan, sakızlardan fal tutacak değiliz ya...







15 Mayıs 2013

Gorjuss #1


Boş zamanlarımda sürekli araştırıyorum kendime ne işleyebilirim diye. İnternette çeşitli şablonlar aratıyorum. Yine böyle bir zamanda karşıma çıktı bu gorjusslar. İskoç Suzanne Woolcott tarafından yaratılmış bir tarz gorjuss. Ciddi anlamda fanatikleri olacak ki şöyle bir alışveriş adresi bile var. Vee tabii bu karakterin bir çok kanaviçe çalışması yapılmış. Ben de iki tanesinden yastık yapmaya karar verdim. Öncelikle kutup ayılı gorjuss' u seçtim ve başladım. 



Benimki resimden çok çok farklı oldu. Çünkü hem elimdeki renkleri değerlendirmem gerekiyordu, hem de açıkçası orjinali gözüme çok kalabalık geldi. Özellikle gölgelendirmesi ve çizgileri. Ben de sadeleştirdim ve özünden sapmamaya çalışarak kendi gorjussumu yaptım. :) Haa mavi etaminim olsa belki çok daha güzel olacaktı ama dediğim gibi elimdekileri değerlendirmeyi tercih ettim. Diğerini de işleyince koltuğumda iki güzel gorjuss yastığım olacak :) 






Bir şeyi daha belirtmeliyim. Orjinal resimde kutup ayısının kurdelesi kumaştan yapılıp sonradan eklenmiş. Yani işleme şablonunda yok. Ancak ben yastıkta bu tür çıkıntıların kullanışlı olmayacağını düşünerek onu da işleme şeklinde yapmaya karar verdim. O kısım biraz zorladı beni :)


14 Mayıs 2013

Yeniliğe Doğru...


Her gün bir yerden göçmek,
Ne iyi

Her gün bir yere 
Konmak ne güzel
Bulanmadan, donmadan
Akmak ne hoş

Dünle beraber
Gitti Cancağızım

Ne kadar söz varsa
Düne ait
Şimdi yeni şeyler
Söylemek lazım...

Mevlana Celaleddin Rumi





9 Mayıs 2013

Envanter...


Buraları baharda çok güzel olur demiştim. Çeşit çeşit çiçekler ve böcekler...Günün envanteri, iki kelebek bir de arı. Hepsini suçüstü yakaladım :) 







Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...