Kayıtlar

Gülümse...

Resim
Bugünün Pazartesi olması buna engel değil, erken kalkmış olman da. Yalnız olman, ayrılmış olman, kavga etmiş olman da. Hepsi hayatın içinde olan şeyler, hepsi yaşadığını gösteren şeyler. Yapılacak işler var.  "Ayşe hanım aranacak", "Pirinç alınacak", "Sevda' nın doğum günü", "Sevginin tam zamanı" :)...Vardır illa ki ertelediğin, unutmaman gereken bir şey, hareketlen ve yap. İki üç cümle yaz bugün. Varsın saçma olsun. Sevdiğin kitaplardan bir kaç cümle. TV de gördüğün bir şey. Bak ben mesela bilmem ne tarihinde bir not almışım "Mutluluğun formülü, gerektiğinde önemsiz şeylerle meşgul olabilmektir" ... Yeni bir kitaba başla... Gül ki, yüzünde güller açsın Bugün belki "O" gündür. Hayatının yönünün değişeceği gündür. Eminim etrafında buna dair bir sürü işaret olacaktır. Sen yeter ki gör. Arama, bırak karşına çıksınlar. Hayat denen yol, dikenlerle dolu olsa ...

Nostaljik bir Cuma sabahı...

Resim
Sabah ofise girince yaptığımız ilk şey, şu üç şarkıyı dinlemek oldu. Havalar çok sıcak ya, uyuyamıyoruz, uyanamıyoruz, söylenerek başlıyoruz güne. Bu şarkılarla ruhumuza duş aldırıp, serinledik... şikayeti kestik :)

Geçmiş zaman olur ki...

Resim
Ayhan Sicimoğlu' nu tanır mısınız? Ben böylesi bir insanı tanıyalı yaklaşık bir yıl oldu. Bir arkadaşımın "nasıl tanımazsın yaaa" serzenişleri ile merak edip takip etmeye başladım. Hani zaman zaman dünyaya salınan "güzel insanlar" var ya. Bizim çağımızın güzel insanlarından biri de bu adammış. Ben bunu farkettim. Kaliteli, iyimser, hayat dolu, çağdaş, gezmiş görmüş gerçekten tarif edilemez bir adam Ayhan Sicimoğlu. Twitter' da kendisini takip etmeye başladığımdan beri de güzel paylaşımlarına maruz kalıyorum. Farklı ülkelerde başından geçenleri paylaşır ve bu anısından bir "kıssadan hisse" mutlaka yapar. Hayata dair söyleyecek çok şeyi var ve söylüyor da. Şu yukarıdaki fotoğrafı bugün Twitter' ında paylaştı. 50 yıl önce bu ülkenin halini ne kadar iyi anlatan bir resim bu. Ve nereden nereye geldiğimizi... Hazır kendisinden bahsetmişken, şu performansını da paylaşmamak olmaz...Her ne kadar 10 parmağında 10 marifet olsa da, la...

Aqua Vega' da bir Cumartesi...

Resim
Geçtiğimiz Cumartesi uzun süredir merak ettiğimiz Aqua Vega' ya gidelim dedik :) Gittik, gördük, geldik. 5 gün gecikme ile izlenimlerimi sizlerle paylaşıyorum. Öncelikle şunu söylemem gerek, tanıtımlarda "Türkiye' nin en büyük, Avrupa' nın 3. büyük akvaryumu" denilmesinden mütevellit biz bir hayli gözümüzde büyütmüştük ama o kadar da büyük bir şey çıkmıyor karşınıza. Yani gezilmeyecek bir yer değil kesinlikle, farklılık adına tavsiye de ederim ama beklentileri yükseltmemek gerek. En beğendiğim fotoğrafta balık olmaması ilginç değil mi? Millet balık peşindeyken ben bunları çekiyordum :) Belki de tüm akvaryumun, bakmaktan en çok hoşlandığım yeri bu akvaryumdu.  Minik balıklar ve canlı yeşil yosunlar çok güzel görünüyordu Rengin çok güzel olabilir ama sen çok çirkin bir şeysin. Öyle ki çok güzel görünüyorsun (kafam karıştı...!!!). İşte bazı yerleri böyle ev akvaryumlarından halliceydi. Karşınıza çıkan ilk salon...

Dünya kelebek günü...

Resim
Yok öyle bir şey. Varsa da benim haberim yok. Şimdi icat ettim zira bugün kadrajıma iki nefis kelebek kondu :)

Aşkın okları...

Resim
Eskiden beri kendimce aşkın tarifini yapmaya çalışırım (kim yapabilmişse...) . "Aşk, tek taraflı oklardan ibarettir" gibi bir düşüncem olmuştu bir ara. Yani hep tek taraflıdır, bir yöne akar. O' na kavuştuğun an aşk garip bir hal alır. Veya kavuşamayacağın kişilere aşık olursun, kavuşabildiklerini seversin vs. vs. Ama tabi bunlar benim gençlik (!) dönemime gelen düşünceler. Şimdi birçok fikrim değişmiş durumda. Ve gerçek olan bir şey var ki, kişiye göre değişiyor bu tanım ve fikirler. Ayrıca ortada aşk varsa, kenarda köşede mutlaka oklar da vardır :) Aşık olunca hayatındaki tüm oklar O' nu gösterir.....      En azından bir müddet, mücadelen tek taraflıymış gibi gelebilir sana :) Bu süreçte, çok kez "yapmam" dediğini yapıp, kendini, hatalarını yinelersin... Yolunu kaybetmiş gibi hissedebilirsin...           Sonra her şey bitti derken oklar yön değiştirir... ...

Bir şey mi demek istiyorsun?

Resim
Şu aralar fotoğrafçılık aşkımın depreştiğini sanırım postlarımdan da anlıyorsunuz. Ama öyle böyle değil ne görsem çekiyorum. Bir doyumsuzluk mevcut. Neyse geçenlerde ilginç bir şey çektim. Bir dalın ucunu. Biraz da eksantrik bir şey olsun diye, gökyüzü fon olacak şekilde aşağıdan çektim. Çektiğimde fark etmemiştim. Biraz ışığı, filtresi vs. ile oynayınca (Instagram sağolsun), bir şapkalı beliriverdi dalın ucunda :) Arkadaşım "Red Kid" dedi. Belki de... :) Kimdir nedir bilinmez ama o dalın ucunda belirdiği kesin :) Ve yine bir kaç gün sonra aynı yerde, bu kez o gülün altında çimenlerin üzerinde böyle bir şeyi çektim. Şaka gibi. Ya derviş, fikir, zikir durumu yaşıyorum. Ya da evren benim kafama kafama vurarak bir şeyler anlatmaya çalışıyor :) Gerçi sadece evrenin işaretleri yetmiyor. Onun farkına varmak, hakkını vermek gibi şeyler de yapmalı insan. Yani ne olacaksa, bunda mutlaka kendisinin de bir eylemi olmalı. Öyle sabit dur, etrafında dönsün her şey olmaz...