8 Kasım 2013

İki Şehrin Hikayesi


Fazla kelime bulamıyorum aslında bu kitabı anlatabilecek. Daha doğrusu bendeki etkilerini. Zaten klasik bir eser. Okuyunca da neden klasik olduğunu anlıyorsunuz. Çok keyif aldım. Bir tarafta mükemmel bir aşk, bir tarafta kanlı bir ihtilal. Birbirlerine harmanlanmış, Paris ve Londra arasında kalmış anılar, yürekler...

Sydney Carton' un inanılmaz aşkı, Lucie' nin melek kalbi, Dr. Manette' nin ızdırapları ve Jarvis Lorry' nin fedakarlıkları inanılmaz. Böyle insanlar, böyle duygular, böyle sadakat yok artık. Maalesef yok. Yine aynı şekilde hikayenin diğer tarafında aç, sefil bir halkın ayaklanması, şiddet, adaletsizlik... Böyle şeyler yok artık demek isterdim ama var...maalesef var. Zaman geçtikçe iyi şeyleri kaybediyor, kötü şeylerin ise sadece şeklini değiştiriyoruz...

Daha önce Dickens' in Büyük Umutlar' ını okumuştum. O kitabı okurken hissettiğim şeyi bu kitapta da rahatlıkla hissettim. Öyle güzel anlatıyor, öyle güzel betimliyor ki, gözünüzde canlandırıyorsunuz. Özellikle Dr. Manette karakterini, yüz çizgilerine kadar gözümde canlandırabildim. Yine aç ve sefil Paris sokaklarını, oradaki halkı ve ihtilal dönemini çok net canlandırdım gözümde. Bu kitap, tarihin bu dönemini merak etmemi sağladı aslında. Hepimiz biliyoruz nasıl bir dönem olduğunu az buçuk. Ancak halkın gözünden bu süreci, üstelik şiddetini hiç sansürlemeden anlatması...  O dönem hakkında birkaç kitap okumak istediğime karar verdim. 

Kitapda hoşuma giden kısımların çoğu buraya yazılamayacak kadar uzun, ancak hoşuma giden ve kısa bir paragraftan örnek vermem gerekirse;

"Tellson's da yazıhane ismi verilen karanlık ve tozlu kapı aralıklarında iş yapan memurların hepsi de yaşlıydı. Bankaya genç bir memur geldiği zaman onu herhalde kuytu, karanlık bir yere saklar, ihtiyarlayıncaya kadar bekletirlerdi. Evet genç memurlar, küfleninceye, üstlerine Tellson's kokusu sininceye kadar şarap gibi mahzende muhafaza edilir, ancak ondan sonra ortalığa salıverilirlerdi..."

Bu hikayenin şimdiye kadar üç filmi yapılmış, 1935, 1958 ve 1980 yıllarında. Hepsini de izlemek istedim. Ayrıca bir yenisinin çekilme zamanı çoktan gelmiş bence...




Kitaptaki bazı sahnelere ait bulduğum bir iki çizimi de paylaşıp postu sonlandıracağım. Son bir şey... Monte Cristo Kontu gibi, Büyük Umutlar gibi ve bu kitap gibi, yazılmış ve yazılacak bütün güzel hikayeler sonsuza dek yaşamalı...Nice güzel hikayelere...









Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...