27 Kasım 2013

Nereye?



Bir avuç mültecinin misafiri olduk dün gece. O daracık tırın arkasında, kutular arasında, kimi zaman hüzünlü, kimi zaman neşeli, bilinmeze giden yolculuklarına eşlik ettik... Kimi zaman gülerek, kimi zaman ağlayarak... Hepsinin bir derdi, kaçtığı bir şey, gitmek istediği bir yer, olmak istediği kişiler vardı... Birbirlerinin acılarını, geleneklerini, huylarını hatta dillerini bilmeyen kişiler. Kimi töreden kaçıyordu, kimi savaştan, kimi de tefecilerden...Biz de onların bu yolculuğuna katıldık. Ne olduklarını, ne olmak istediklerini ve ne olacaklarını gördük. 

Nereye, sanırım benim şimdiye kadar en çok reaksiyon verdiğim oyun oldu. Zengin diyaloglara eşlik eden mimikler ile, özellikle komedi kısımlarında ciddi ciddi kahkahalar attım. Ama öyle bir komediydi ki bu, gülelim ağlanacak halimize modunda, kahkahalarımız yüksek ama yüreğimiz buruk. Çünkü hepsinin bize hissettirdiği şey çok netti. Dram.




Ama oyunun kurgusu o kadar iyidi ki, böylesi bir konuyu ağır dram sahneleri ile, uzun tiradlarla seyirciye sıkmadan vermek çok zordu. Onlar da kabaca ifade edersek, işi gırgıra vurmuşlardı. Gerçekliğinden hiç bir şey kaybetmeden... Töreye, mezhep farklılıklarına, savaşa, ekonomiye, insana verilen değere, öyle güzel dokundurdular ki..

Özellikle Bülent Çiftçi inanılmazdı. Şevki Çepa sesi ile büyüledi bizi. Hacı rolündeki Cebrail Esen ise o ses tonunu, o sükunetini tüm oyun boyunca çok güzel kullandı.

Belki dev bir prodüksiyon değildi, inanılmaz dekor oyunları ya da kalabalık bir ekibi yoktu ama gerçekten nefis bir oyundu, tavsiye ederim. 


4 yorum:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...