31 Ocak 2014

Aşk


Sanırım hem herkesin çok güzel demesi ile beklentimin aşırı yükselmesi hem de Bab-ı Esrar'dan hemen sonra okumam nedeniyle biraz hayal kırıklığı yaşadığım bir kitap oldu Aşk. Tabii ki de çok güzel, ustaca yazılmış. Yine de, bu iki kitabı karşılaştırmak ne kadar mantıklı bilemiyorum ama bir Bab-ı Esrar değil. 

Mesela Aşk'ı arayan Ella karakteri çok derin gelmedi bana. Belki de yaşadığı mucizevi değişim, benim hayal gücümü aştığından :). Böyle durumlarda felsefi olarak değil ama vicdani olarak The Bridges of Madison County' da yaşananlar çok daha gerçekçi geliyor bana. Hayata 1-0 yenik mi başlıyorum yoksa :) Fazla sürprizi kaçmasın diye detaya girmiyorum. Filmi izleyenler ve kitabı okuyanlar en azından bu kıyaslamamı anlayacaktır. 

Böyle negatif gibi yazıyorum ama kitap kesinlikle kötü değil. Zaten öyle bir şeyi benim değerlendirmem de mümkün değil. Sadece bendeki etkisini yazıyorum. Mesela 40 kural harika bir kurgu. Kitap sonu ropörtajı okumasam gerçekten Şems'e ait kurallar zannedecektim. Ama bunlar tamamiyle Elif Şafak' ın tasavvuf merakının birikimi ile kurgulanmış kurallarmış. Bu cidden yazara saygı duymanıza neden oluyor. Ayrıca farklı karakterlerin gözünden olayların anlatılması kesinlikle ustalık isteyen bir şey ve bu konuda da çok beğendim kitabı.

Aslına bakarsanız sanırım benim gözümde A. Z. Zahara, Elif Şafak'tan daha iyi bir yazar. Ama A.Z. Zahara aynı zamanda Elif Şafak olduğu için sanırım sorun yok :)) Yani demem o ki kitabın güncel olan kısmına çok giremedim ama geçmişin, Şems' in, Mevlana' nın ve onların çevresindeki insanların anlatıldığı kısımlar harikaydı. 

"On Dördüncü Kural: Hakk'ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. "Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir" diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatının altının üstünden daha iyi olmayacağını?"



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...