Kayıtlar

Ocak, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Sokaklar Konuşursa...

Resim
Sokakların da bir dili var. Her gün yüzlerce yaşanmışlık izi bırakılıyor sokaklara. Kimi zaman bir kağıt parçası, kimi zaman bir not, kimi zaman da sokağın gerçek sahipleri :) Böyle ufak ayrıntılar yakalayınca mutlu oluyorum... Bir çöpün gülen yüzünü görünce mesela... Ya da o ilaç alınmış mıdır diye meraklanıyorum mesela, paraya sevdasını yazan arkadaşla birlikte dertleniyor, "Goptum yaa" diyenle kopuyorum... Şehrin duygularının dışavurumunu duvar yazılarında görüyor, bir sokak köpeği ile birlikte üşüyorum.  Avatar filminde bir ağaç ile tüm gezegen canlıları birbirine bağlanıp, birbirini hissediyordu. Biz öyle gelişmiş, öyle gezegenimizle barışık bir tür değiliz ama biz de paylaşıyoruz be duygularımızı... Kalpten kalbe bir yol buluyoruz. Hiç tanımasak da birbirimize dokunuyoruz. Aynı taşları, aynı havayı, aynı evi paylaşıyoruz. Üstelik mavi bile değiliz... 

Lügat Kafe

Resim
Cebeci'de bir konsept mekan daha keşfettik. Keşfettik yanlış oldu. Zaten bilinen bir yer ama biz anca gidebildik diyelim. Lügat Kafe, eski bir mimari yapının modern dokunuşlarla bir kitap-kafe olarak tasarlanmış hali. Aslında mekan da, mimari de, ortam da hiç fena değil. Ama konumunun verdiği bir sıkıntı var. Ulaşımı kolay değil. En azından bizim için öyle. Tam önünden ya da yakınından dolmuş geçiyor mu bilmiyorum ama metro ile gidip, dikimevi durağında inip, arka sokakta banliyö üst geçidinden geçip birazcık yürüdük. Öyle "canımız istedi hadi gidelim" denilen bir yerde değil maalesef. Ancak etrafında bir çok yurt ve kampüs olduğu düşünülünce amacına hizmet ediyordur rahatlıkla. Özel ders çalışma alanları ve minik kütüphaneleri var. İçinde bir de güzel bir kafe var. Bazı noktalarını biraz bakımsız buldum açıkçası biraz daha özenilebilir. Fikir güzel...

Meryem...

Resim
Geçen yaz İzmir gezimizde okumuştum bu kitabı. Tam Meryem Ana Evi'ni ziyaret öncesi okunması gereken bir kitap. Evin bulunuş hikayesi çok ilginç. Konuyu bilmeyenler için çok da bahsetmek istemiyorum. Sürpriz olsun. Ama iyi ki okumuşum dedim. Anlatım dili çok akıcı, Ata Nirun kitaptan ziyade bir belgesel sunuyor bize. Güzel kurgulanmış, heyecanı artan ve belgelere dayalı bilgiler içeren bir kitap. Onun sayesinde Meryem Ana Evi'ne gittiğimde neye, ne şekilde bakacağımı daha iyi biliyordum. 

Gerekli Şeyler

Resim
Ankara'da bir çizgi roman dükkanı keşfettim. Çocukken Zagor, Teksas ve Tom Miks okumuşluğum vardır ama çok da çizgi roman kültürüm var diyemem. Daha çok özel konsept dükkanlar ilgimi çekiyor diyebilirim. Örgü örmememe rağmen, Erdoğan Düğme'den ve Şık Düğme'den çıkmamam gibi...Neyse konumuza dönelim.  Kocatepe' de Gerekli Şeyler isimli sevimli bir dükkan keşfettim. İkon oyuncaklar, çizgi romanlar ve üst katında da nispeten bilim-kurgu kitapları var. Meraklısı için kesinlikle "Gerekli" bir dükkan. Şu yakınlarda sinemaya gitmek istiyorsanız, Kızılay Büyülü Fener' den bilet alın, seans saatinden biraz önce oralarda olun ve tam karşısındaki bu dükkanı gezin derim. 

Ememem Flacking

Resim
Projeyi duyunca çok sevinmiştim. Biter bitmez de tura başladım ve Paris Caddesi' nden Kızılay'a bir güzergah ayarlayarak beş eseri de gördüm. Çok güzel ve yaratıcı bir performans bu. Bir yandan da bana Antik dönem mozaik sanatını, bir yandan da uzak doğunun kusurlar ile barışık felsefesini anımsatıyor. 

Rembetiko Efsanesi...

Resim
Yine aylar öncesinden bir anı... Bir klasiği daha yaşadık. Uzun zamandır merak ettiğim bir oyundu. Kadrosu, müzikler, metin, orkestrası ile bütün olarak çok eğlendiğimiz bir oyun oldu. Oldukça iyi bir prodüksiyondu. CSO'da da ilk tiyatro deneyimim oldu ve hiç de fena değildi. Kayıtlara geçsin :)

Saraçoğlu Mahallesi...

Resim
Mahallenin yenilenmesi aşamasında çok reklamı yapıldığı için biraz beklentimiz yükselmişti. Güzel bir eğlence ve kültür merkezi olacağını düşünmüştük. Sanat galerileri, kafeler... eğlenceli, etkinlik dolu bir ortam bekliyorduk. Maalesef beklentimizi çok karşılamadı... En azından şimdilik. Belki de her şeyin yerli yerine oturması için zamana ihtiyacı vardır. Yaz akşamları için fena bir ortam değil aslında ama tek aksiyon yapay göl etrafında gezmek ve çevresindeki mekanlarda kahve içmek. Ben bir iki kez ders çalışmak için gittim fena değildi. Yine de aksiyon açısından sınırlı bir yapısı var. Ayrıca mahalledeki binaların bazılarının tamamlanmamış olması ve tamamlananların da yarısının boş olması bir "eksiklik" hissettiriyor. Belki de Kızılay'ın çehresinin değişimine bir başlangıç olur. Umutla destekliyorum...

Zamanın Renkleri: Ustalar, İzler, Dönüşümler..

Resim
Böylesi büyük ressamların eserlerinin sergilendiği her sergi benim için bir nimet. Ücretsiz olması bir pasta, Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi' nin konumu ise pastanın üstündeki çilek :) Bilmiyorum anlatabildim mi... Şanslıyız aslında fırsatları değerlendirdikçe... Komet, Nuri Abaç, Fikret Otyam, Neşet Günal, Sabri Berkel, Mihri Müşfik, Yüzbaşı Mehmet Ali ve daha niceleri... Çok kıymetliler... Ustalar...  

Caz Festivali

Resim
Geçen aylarımın özetini çıkarmaya devam. Ne mi oldu bu arada ?... Azmettim, eşimin tüm klasik müzik konserlerini büyük bir dirayetle atlattım ve karşılığında sürpriz olarak 29. Ankara Caz Festivali açılış biletini kaptım :) Şaka, şaka... Ben müziğin her türlüsünü cidden severim. Canlı performansları severim. Sanatın icrasını severim. Ne olursa olsun... Son bir iki yıldır caz merakım başladı. Pikap almamızdan mütevellit bir Miles Davis plağı geçti elime ve ben de girdim bu sihirli dünyaya. Caz müzik gerçekten zor ama kaptırırsan kendini ve açıksan doğaçlamaya çok zevkli olabiliyor. Neyse... bu merakımdan dolayı sevgili eşimin sürprizi ile Fahir Atakoğlu feat. Volkan Öktem, Alp Ersönmez, Seçil Akmirza konserine gittim. Çok iyi bir konserdi. Yaz olmasını, açık hava olmasını tercih ederdim ama elimizdeki ile yetindik. Ekip çok tatlıydı. Hele Fahir Atakoğlu ne kadar naif, tatlı bir adammış öyle. İlk kez canlı dinledim ve bayıldım... Tüm ekibin performansları harikaydı. Tadı damağımda kal...

Mobius

Resim
Adam Fawer severim. "Olasılıksızlık" ile kalbimi çalmış, "Empati" ile yerini sağlamlaştırmıştı. Bir çok kişinin olumsuz eleştrilerinin aksine "Oz" kitabında yapmak istediği şeyi de sevmiştim. Paralel evrende bir Kansaslı Dorothy hikayesi...Tüm bu düşüncelerle heyecan içinde aldım "Mobius" kitabını. Anlatım dilinde bir sorun yoktu aslında ama hikayenin içeriği beni bu kez sarmadı. Daha doğrusu tanıdık ve beklendik geldi. Şaşırtmadı. Sanki Adam Fawer' ın çok yoğun bir potansiyeli var ama ilk iki kitabındaki gibi kabuğunu bir türlü kıramadı. Mobius da potansiyeli yüksek bir konuya sahip ancak bir yerden sonra ipin ucu kaçıyor gibi. Konuyu yazıp da "süpriz bozanlık" yapmamak gerek. Ama okuttu mu? Soluksuz okuttu :) 

Zaman Nasıl da Çabuk Geçiyor

Resim
Ben anılarımı yaşayıp yazmayı ertelerken yenileri birikiyor... Ne vakit Mart yaklaştı bu kadar. Daha geçen yılın marteniçkasını paylaşmamışım...

2026' ya Girerken...

Resim
Gecikmiş ve birikmiş postlarımla ben geldim :) Geçen zaman içinde o kadar çok şey oldu ki günlerce yazabilirim. Ama bu arada yeni de bir yıla girdik. Buradan başlamak sanırım en iyisi :) Sakin bir yılbaşı gecesi ama haraketli bir yıl olacağının sinyalleri ile girdik 2026' ya. Bu seneki süsümüz ev olsun istedik (Evrene mesajlar... ).  Ankara Devlet Opera ve Balesi' nin "Yeni Yıl Konseri" bu kez CSO' da idi. Biraz mütevazi bir konserdi diyebilirim. Yani daha doğrusu biz kalabalık orkestrası olan konsere bilet bulamadık ve piyano eşliğinde nefis sanatçıların güzel eserlerinin olduğu konsere gidebildik. Eğlenceliydi ama mekan inanılmaz soğuktu. Öyle ki erken çıkmak zorunda kaldık. Ama piyanist hocamız Dr. Cemile Cabbar bence gecenin yıldızı idi. İşini öyle çok seviyor ki. Daha önce de bir konserine tanıklık ettim. "İtalyan Bestecileri" konseptli bir konserdi. Aralıksız öylesi eserleri, solo olarak çalmak inanılmaz bir emek... Çok güzel bir enerjisi var. Y...