Kayıtlar

Müzik etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Caz Festivali

Resim
Geçen aylarımın özetini çıkarmaya devam. Ne mi oldu bu arada ?... Azmettim, eşimin tüm klasik müzik konserlerini büyük bir dirayetle atlattım ve karşılığında sürpriz olarak 29. Ankara Caz Festivali açılış biletini kaptım :) Şaka, şaka... Ben müziğin her türlüsünü cidden severim. Canlı performansları severim. Sanatın icrasını severim. Ne olursa olsun... Son bir iki yıldır caz merakım başladı. Pikap almamızdan mütevellit bir Miles Davis plağı geçti elime ve ben de girdim bu sihirli dünyaya. Caz müzik gerçekten zor ama kaptırırsan kendini ve açıksan doğaçlamaya çok zevkli olabiliyor. Neyse... bu merakımdan dolayı sevgili eşimin sürprizi ile Fahir Atakoğlu feat. Volkan Öktem, Alp Ersönmez, Seçil Akmirza konserine gittim. Çok iyi bir konserdi. Yaz olmasını, açık hava olmasını tercih ederdim ama elimizdeki ile yetindik. Ekip çok tatlıydı. Hele Fahir Atakoğlu ne kadar naif, tatlı bir adammış öyle. İlk kez canlı dinledim ve bayıldım... Tüm ekibin performansları harikaydı. Tadı damağımda kal...

Orkestra Akademik Başkent

Resim
Geçen hafta sonu CSO salonunda Orkestra Akademik Başkent'in konserine gittik. Çok tatlı bir şefleri ve nefis bir orkestra vardı. Mozart ve Haydn çaldılar. Klasik müzik canlı bambaşka oluyor. Çok zevk aldım dinlemekten. 

Nostalji Rüzgarı

Resim
Bu hafta sonu benim için resmen nostalji oldu diyebilirim. Öncelikle Sezen Aksu 'nun yeni albümü "Biraz Pop Biraz Sezen"' dinledim. Tıpki lise çağlarımda dinlediğim gibi. Sözlerine, enstrümanlarına dikkat ederek. Öyle olunca daha bir kolay oluyor şarkıların yüreğinize dokunması. Albümden de o tadı aldım zaten. Eskinin tadını. Işık Doğudan Yükselir albümü ilk çıktığında bir günde 7 kez dinlediğimi hatırlarım :)) Öyle bir tat bu. En son sanırım Tarkan 'ın Ahde Vefa' sını böyle kendimi vererek dinlemiştim. Büyüdükçe insan uzaklaşıyor böyle güzel şeylerin hakkını vermekten. Sonra o dönemden bir el çekip çıkarıyor sizi bu boşluktan. Hoşgeldin eski (umarım) Sezen... Bir diğer nostaljiyi de teniste yaşadım. Bu sadece tenis severler için değil, tüm spor severler için özel bir hafta sonu idi.  Avusturalya Açık finalinde hem kadınlarda Serena-Venus Williams eşleşmesi, hem de erkeklerde Rafael Nadal - Roger Federer eşleşmesi beni yıllar öncesine götü...

2015'e Girerken...

Resim
Biliyorum biliyorum ilk haftası bitmek üzere 2015'in. Ancak yazabiliyorum... Yılbaşı tatilinden önce aslında size biraz CSO Yeni Yıl Konseri' nden bahsetmek istiyorum. Çook uzun yıllardır Ankara'da olmama rağmen hiç gidememiştim bu konsere. Sürekli duyardım ve çok da merak ederdim. Bu yıl gitmeye karar verdim ama "vermese miydim acaba?" diyorum şimdi düşününce... Konser talepten ötürü bu kez kendi salonunda değil de Ankara Arena'da yapıldı. Ufak tereddütlerim vardı aslında öyle bir ortamda klasik müzik konseri nasıl olabilir diye ama düşünmüşlerdir herhalde dedim. Neyyyseee... Konsere gitmek için yola koyulduk ama nasıl bir trafik. O gün konser alanının hemen yanında bir futbol maçı da olmasından mütevellit yollar ana baba günü. Tam konser saatinde gidebildik salona. Acaba bizi içeri alırlar mı diye düşünürken bir de ne görelim, girenin çıkanın haddi hesabı yok. Orada olan bir klasik müzik konseri değil de maç sanki. Biletler numarasız, giren ot...

I Love Your Smile...

Resim
Uzun zamandır yazmıyorum. Hafif bir tembellik var üzerimde. Kışa giriş ruh hali de diyebiliriz sanırım. Bu arada yaptığım şey bol bol Patrick Jane izlemek oldu :)) Evet uzun zamandır görüp de merak ettiğim The Mentalist dizisinin 6 sezonunu üç haftaya sığdırdım. Ve evet artık bir Patrick Jane hayranıyım. Bu muzip, mahçup ve sinir edecek derecede zeki karaktere bayıldım bayıldımmm. Hele bir gülüşü var ki, ne zaman görsem 1990' ların hit bir şarkısı geliyor aklıma...I love Your Smile... 

Güzel Dolunay, Güzel Adam...

Resim
Hafta sonu, hem Cuma, hem de Cumartesi geç saatlere kadar dışarıdaydım. Cuma akşamı Ahlatlıbel 'de piknik yaptık. İftar saati ne kadar güzel bir kalabalık vardı. Üstelik o gün gerçekten çok sıcaktı ama Ahlatlıbel çok güzel esiyordu. Bir de tabii bize harika bir dolunay eşlik etti. Meğer bu günlerde süper dolunay varmış. Gerçekten de muhteşem görünüyordu... Cumartesi akşamı ise Levent Yüksel' i canlı izleme şansım oldu. Armada Jolly Joker' deki konserine gittik. İlk kez O'nu canlı izledim ve bayıldımmm. Zamanında albümünü defalarca dinlediğim için şarkılarını ezberlemiştim ve konser performansı tıpkısının aynısıydı :)) Nefis ses, nefis yorum yetmezmiş gibi enstrüman da çaldı çokça. Sadece bir şarkıcı değil komple bir müzisyen olduğunu biliyordum ama canlı canlı tanıklık etmek harika bir tecrübe. Güzel adam bu Levent Yüksel...Çok güzel adam.... Armada Jolly Joker'e de bir cümle de olsa değinmek istiyorum. Öyle bir ortam vardı ki, sanki köşeyi dönsek...

Bol Bol Nostalji

Resim
Hafta sonu bol bol nostalji yaşadık. Cumartesi akşamı eski F1 pilotları Niki Lauda ve James Hunt' un hayat hikayesini anlatan filmle başladı bu süreç. Rush, yeni bir film ancak anlattığı dönem itibari ile yoğun nostalji yaşadık. Giyimler, saçlar, müzikler... 1970'lerin trendlerini izledik. Film hem konu hem de görsellik olarak muhteşemdi. Ertesi gün Hamamönü' ndeki Yeşilçam Kafe 'de kahvaltı yaptık. Bu mekan da hem ekonomik kahvaltısı hem de konsepti ile çok hoşuma gidiyor. Duvarlarda eski Türk Filmi afişleri, nostaljik aksesuarlar ve eski müzikler ile oldukça keyifli bir mekan. Haziran'a rağmen havaların ısınmaması ve yağan yağmur da keyfimizi kaçırmadı. Oldukça güzel vakit geçirdik. Sonrasında da oraya yakın olan Cebeci Halk Pazarı' na gittik. Amacımız plak almaktı. Zira artık piyasada bulunmayan plakları zulasında saklayan bir amca keşfettik. Haliyle biraz tuzlu fiyatları var ama bu işe meraklıysanız buraya uğramalısınız. Pazarda ...

Özlem' in Karaoke ile İmtihanı :)

Resim
Şimdiye kadar hiç yapmadığım bir şeyi yaptım dün akşam. Bir arkadaşımın "karaoke yapalım" teklifini ciddiye almamızla başladı her şey ve sonunda kendimizi, elimizde mikrofon sahnede bulduk :) Bahçelievler' deki Brothers' ın alt katında salı ve perşembe günleri karaoke günleri varmış. Karaoke sistemi bana gayet iyi geldi ancak mekan içinde müziğin sesi çok yüksek. Belki de doğal olanı budur. Ama öyle "bir yandan muhabbet edelim, bir yandan da şarkı söyleriz" mekanı değil. Sadece şarkılara ve ritimlere eşlik edebileceğiniz bir mekan. Oldukça kalabalıktı ve her defasında bir masadan bir şarkı alınıyordu. Biz de kalabalık bir grup olarak gittiğimiz için tek söylemek yerine grup şeklinde çıktık sahneye. Barış Manço' nun "Sarı Çizmeli Mehmet Ağa" 'sını söyledik (Kefenin cebi yok diyerek gündemimize de göndermeler yaptık :) ) .  Herkesin ilk karaoke deneyimi olduğu için grup şeklinde çıkmak bir nevi sahne korkumuzu aldı. Zaten ortam...

Kısaca :)

Resim
Bu sabah uzun zaman sonra müzik dinleyerek başladım güne. Son zamanlarda serviste gelirken vaktimi daha çok tweet okumak ve haberlere göz atmakla geçiriyordum. Bugün taktım kulaklığı önce Alpay, ardından Bülent Ortaçgil patlattım bir güzel. Kapanışı da benim "güne güzel başlama formülüm" olan Dancing in the Moonlight ile yaptım. İşte tam o sıra bu söz geldi aklıma... :) Hayat şöyledir, hayat budur temalı bir çok söz var ama bence durumu en güzel özetleyenlerden birisi bu...

Kutudan Patti Smith Çıktı...:)

Resim
İş arkadaşım tam bir Momiji hastası. Aslında hasta olunmayacak gibi de değil. Hepsi çok şekerler. Sadece kendileri de değil, ambalajı, kutusu, hepsi pek bir güzel. Biz de bu kutuları değerlendirelim dedik ve kalem kutusu yapmaya karar verdik. Malum şu aralar gündem kutudan geçilmiyor... :) Benim şansıma Queenie kutusu düştü. Kalemlerimi bir güzel yerleştirdim, koydum masama. Sonra öğrendim ki, her kutunun üstünde o momijinin özellikleri yazıyormuş. Hemen benimkine baktım. " I like custard & Patti Smith" yazıyordu. Hadi kremayı anladık da bu Patti Smith kim? Sonunda öğrendim ve şimdiye kadar bir şeyi yanlış bildiğimi, daha doğrusu eksik bildiğimi farkettim. Evet evet bu küçük kutu bana resmen "bilgi" verdi. Kiminin kutusundan tomar tomar para çıkar, benimkinden de bilgi çıktı işte. Haa ben gayet memnunum o ayrı. Para sayma makinem de yok. Uğraşamam o kadar parayla :))) Gelelim Patti Smith'e; Şu meşhur şarkıyı hepiniz bilirsiniz, ...

Nayino

Resim
Hafta sonu karadeniz müzikleri yapan bir bara gittik. Tulum, kemençe, karadeniz insanının coşkusu, çok güzel vakit geçirdim. Karadeniz'i görmeyi çok istiyorum. O doğayı, o insanları... O gece gittik gittik geldik Karadeniz'e. Çok güzel türküler dinledik ama bir tanesi fena dilime dolandı... :)

Lilac Wine

Resim
Şu sonbahar sabahına yakışacak, sakin, durgun.... Sabah sabah dinlemem gerekiyormuş demek ki.... :) Aynı şarkının Nina Simone versiyonu da mükemmel bir alternatif ancak Jeff Buckley' de başka bir tat var. Ayrıca zamanında bu fotoğrafa bakın hangi şarkıyı uygun bulmuşum :) ...Değişken ruh halleri işte...İyi ki de değişken...

Bir Yemek, Bir Şarkı...

Resim
Uzzuuuuunn zamandır bana makarna sözü olan bir arkadaşıma gittim dün gece. Makarna benim en sevdiğim yemektir. Her çeşidini, her sosla yiyebilirim. Durum böyle olunca dün benim için enfes bir sofra vardı. Mantarlı, tavuklu, kremalı makarna ve mevsim yeşilliklerinden oluşmuş bir salata. Daha ne olsun :) Her ne kadar arkadaşım, "altı üstü bir makarna ya abartma" dediyse de (artık ağzımın suyu nasıl akmışsa), benim için makarna sadece makarna değildir, sen daha anlamadın mı :)) O güzelim tatla beraber bol bol muhabbet ettik. Dertlerimizi azalttık, kahkahalarımızı arttırdık. Özellikle benim saati kurma muhabbetim bazılarını çok eğlendirdi. :)  Tam o sırada TV' de bir şarkı çalmaya başladı. "BKM Güldür Güldür" programına bir müzik grubu konuk olmuştu ve inanılmaz güzel dans edip, şarkı söylüyorlardı. İlk kez gördüm onları. Özellikle solistinin dansı çok eğlenceliydi. İkimiz de "kim ki bunlar?" dedik ama gecenin yorgunluğu ile çok da üzerine...

Searching For Sugar Man...

Resim
Sen kendi halinde barlarda şarkılarını çalan birisi olacaksın, öyle ki utangaçlığından insanlara sırtını dönen bir şarkıcı. Ağır işlerde çalışıp, müziği sevdiğin için yapacaksın. Sonra birileri seni keşfedecek, iki de albüm yapacaksın ama hiç satmayacak. Tamamen başarısız olacak. Sen ağır işlerine geri döneceksin. Sonra kızın biri sevgilisine dinletmek üzere senin şarkılarının bir kopyasını başka bir kıtaya götürecek. Sonra o kıtada senin kopya albümlerin yok satacak. Herkesin evinde plakların olacak. Adeta bir halk kahramanı olacaksın. İnsanlar senin isminden para kazanacak, hakkında öldü haberleri çıkacak ve senin bunlardan hiç haberin olmayacak. Sen başka bir kıtada normal hayatını yaşamaya devam edeceksin.... Sonra bir gün bir gazeteci çıkıp senin "nasıl öldüğünü" araştırmaya başlayacak ve telefonla "sana" ulaşacak... :))) Böyle mucizevi bir hikayeymiş Sixto Rodriguez' in hikayesi.  Biz de "Searching for Sugar Man" belgeseli ile öğrendik.....

Jazz Expose...Sibel Köse

Resim
Beş günlük bir tatilden sonra ilk iş günü nasıl olunursa öyleyim işte. Üstelik yağmurlu bir Ankara sabahına uyandım. İşe pek konsantre olamıyorum. Sanırım kimse beni kınamaz :)   Bu kısacık tatile (kaç gün olduğu önemli değil benim için her tatil kısa...), bol bol muhabbet, bayram ziyareti, aile içi iskambil turnuvaları ve bir jazz konseri sığdırdım.  CerModern yaz akşamlarını eğlenceli hale getirmek adına bu yaz gerçekten güzel işler yaptı. Fırsat buldukça gittiğimiz açık hava film gösterimlerinin yanısıra Jazz Expose günleri de başladığından beri dikkatimizi çekiyordu. Bir çok isim konuk oldu ki Melis Sökmen' i kaçırdığım için çok üzgünüm mesela. Neyse kısmet arefe gününeymiş. Dinleyeceğim muhteşem ses de Sibel Köse imiş. Sonuçta evde bayram için tatlı yapan annemi fena satışa getirerek konsere kaçtık (Evet sonrasında utanmadan o tatlıları yiyen hayırsız benim....) . Sibel Köse muhteşem bir sese sahip ve orkestrası ile uyumuna bayıldım. Repertuarın...

Joker...

Resim
Seviyorum Mirkelam şarkılarını. En depresif modları bile eğlenceli bir şarkı ile anlatıyor. Aşkını "Asuman" üzerinden, derdini "Ayva" ya bağlayarak...İşler istediğiniz gibi gitmezse, "yandım bittim, öldüm" şarkılarını bir kenara bırakın ve  Mirkelam' a kulak verin. Ne kadar da güzel diyor... "Espriden anlamayan kader birgün gülsün diye..".

Sezen Aksu Mode On...

Resim
Müzik dinlemek benim hayatımın bir parçası. Her an her yerde fonda mutlaka bir müzik olur ama gerçek anlamda müzik dinlemek...işte o uzun aralıklarla yaptığım bir şey artık. Yani sözlere, notalara, enstrumanlara kendini vererek, tümünü hissederek dinlemek...Şu aralar yine o moddayım. Mp3 player' ım çantamın derinliklerinden çıktı, yeni şarkılar yüklendi ve iş - ev arası günün yaklaşık 1,5 saati bu işe ayrıldı :) Tabii ne dinlediğin de önemli. Ben mesela Sezen Aksu' nun yüz küsür şarkısını seçtim şu dönem için. Yani saadece müzik modumu açmakla kalmadım, ince ayarlarda Sezen Aksu modumu da aktif hale getirdim....:) Hey gidi Sezen Aksu... Tüm albümleri, tüm şarkıları mükemmeldir ama bende üç albümünün yeri çok ayrı. Deli Kızın Türküsü , Işık Doğudan Yükselir ve Adı Bende Saklı...   Deli Kızın Türküsü albümünde sözlerine bittiğim bir şarkı var mesela... Aşkları da vururlar ... Muhteşem. Gel Bana kalbini göster ne olur Sen değilsin bu sudaki aksin ...

Yeniliğe Doğru...

Resim
Her gün bir yerden göçmek, Ne iyi Her gün bir yere  Konmak ne güzel Bulanmadan, donmadan Akmak ne hoş Dünle beraber Gitti Cancağızım Ne kadar söz varsa Düne ait Şimdi yeni şeyler Söylemek lazım... Mevlana Celaleddin Rumi

Leylakları, Sümbülleri...

Resim
Günün fotoğrafı bu, şarkısı da bu olsun :)