Kayıtlar

Ankara Devlet Tiyatrosu etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Kan Kardeşler

Resim
Geçen hafta tiyatro sezonunu açtık. İlk oyunumuz da "Kan Kardeşler" di ve sanırım ilk oyun için çok iyi bir seçenek değildi. Orta karar bir oyundu...Orta karar konu, orta karar diyaloglar, orta karar müzikler... Dekor ve kostüm iyidi bak ve tabii ki oyuncular. Oyun ne olursa olsun o sahnedeki performanslar yadsınamaz. Oyun müzikaldi ama aslında çok da müzikal değil gibiydi. Müzikler temposuz,, danslar tekdüze idi. Küçük bir prodüksiyondu anlayacağınız. Temposu düşük olsa da asla kötü bir oyun değil. Rahatsız etmiyor ama bir vuruculuğu da yoktu hani. Tiyatro candır tabii ancak çok daha heyecanlı çıktığım oyunlar olmuştu. Biraz esprisi mi azdı ne? Belki ufak şakalar tempo katardı. Neyse 2 perde geldi geçti. Darısı daha iyi oyunlara... Herşeye ragmen emeklerine sağlık....

İzafiyet

Resim
Bu sene az ama öz oyunlara gittik. İzafiyet de onlardan birisi. Tek perdelik ama oldukça doyurucu. Diyaloglar, karakterler gayet iyidi. Einstein'in doğduktan kısa bir süre sonra ölen kızının alternatif bir gelecekte hayatta olmasını konu alan güzel bir oyundu. 

Hisseli Harikalar Kumpanyası...

Resim
Çocukluğumda tv den izlemiştim bu meşhur müzikali. Parça parça sahneler kalmış aklımda. Ama o müziği asla unutmadım ve uzun süren bilet arayışından sonra sonunda izleyebildim. Bayıldım bayıldım... Sesler, sahne geçişleri, müzikler, karakterler... Herşeyiyle muntazam bir uyarlama olmuş. Normalde oyundan bir sahne çekerim, en kötü perdeyi ama bu kez heyecandan kaptırdım kendimi...

İhanet

Resim
Bu sezonu İhanet ile açtık. Çok beğendim oyunu. Konu olarak dram olsa da, araya serpiştirdikleri komik karakterler ve tabii ki müzikleri sayesinde çok güzel 2 saat geçirdim. Birazcık Macide karakterinin sönük kaldığını düşünüyorum. Yani oyunculuk olarak da değil sadece, konuda da az yer verilmiş Macide'ye. Sacide çok baskın. Ama öyle gerçekçi oynadı ki, sahneye çıktığında arkadaşım "ıhhhh" (çıktı yılan) gibisinden tepkiler verdi. O kadar kaptırmışız yani. Müziklerine ayrı paragraf açmam lazım (çok karizmatik oldu böyle, paragraf açmak falan :DD ). Nefisti. Hem seçilen şarkılar, hem de o taş plaktan çıkarcasına yumuşak, tikrek yorum. Bayıldım. Herkes bayıldı.  Güzel oyundu vesselam. Tavsiye ederim.  Oyun hakkında bilgi için tıktık.... Küçük Tiyatro'ya her gidişimde beni saran "fotoğrafımı çek, hadi çeksene"  havasına yine yenik düştüm. 

Felatun Bey İle Rakım Efendi

Resim
Bayıldığım oyun... Çok eğlendim. Epik komedi tarzında uyarlanmış ve çok güzel iş çıkarılmış. Müzikleri, renkli karakterleri, orkestra ile uyumlu tavırları nefisti. Tempo oyun boyunca hiç düşmüyor. Hatta bazen aşırı hareketten oyunu yakalayamadık, ama hiç sıkılmadık. Sonunda halay çekilesi bir enerji ile çıktık salondan.  Hatta ertesi gün evde sürekli "Seeeevvmmeeekk günahhhsaaaaaa..." diye şarkılar söyleyip "Aaaanntree" dedim durdum.  Fotoğraflar ve daha fazla bilgi için hooopp.... Bu arada bu benim ilk Küçük Tiyatro oyunumdu. Bayıldım Küçük Tiyatro'nun ambiyansına...

Meraklısı İçin Öyle Bir Hikaye...

Resim
Sezonu bu oyunla açtık bu sene. Sait Faik'in hem hayatında hem de öykülerinde karşılaştığı, tuhaf ve komik karakterler Erdinç Doğan ile dile geldi.  Sağlık sebebiyle ikinci yarısını kaçırdık ama ilk yarısı bile oyunun gidişatı hakkında fikir veriyordu. Kimi zaman eğlenceli, kimi zaman dramatik, bir çok öykü dinledik...izledik.  Erdinç Doğan o karakterleri öyle güzel geçişlerle öyle güzel canlandırdı ki, bakyamın oyunun tek kişilikmiş gibi olduğuna... Kadrosu çok zengin.  Daha fazla bilgi için tık tık...

Tiyatro, Bale, Maç...Güllaç :)

Resim
İki hafta sonum da çok hareketli geçti. Hem tiyatro sezonunun, hem opera bale sezonunun hem de basketbol liginin açılışını yaptık. Bu araya bir de Glutensiz Güllaç sığdırdım :))))  Ayrı ayrı postlar gelecek, bu fragman olsun.. Özellikle Cumartesimiz çok komik ve koşturmacalı geçti, Maç 16.00, bale 20.00 de idi. Biz iki saat önce "sevemez kimse seniiii" diye tezahurat ederken iki saat sonra Hamlet'in muhteşem dansını izliyorduk. Spor salonu ile opera bale arasında Gençlik Parkı olunca, kestirme yaptık. Uzun zamandır gitmemiştim Gençlik Parkı'na. Tenha iken çok güzel olabiliyormuş... Vee tabii pazar günü evde geçirmeye karar verince, mutfağa attım kendimi ve glutensiz güllaç ile çıktım :p

Annemin Son Çılgınlıkları

Resim
İsmine kanıp komedi beklentisi ile gidip hüngür hüngür ağlayarak çıktığım oyundur kendisi. Oyunculuklar muazzamdı. Konu kısa süreye sığdırılabildiği kadar detaylıydı. Yanımdaki teyze başladı sonlara doğru ağlamaya ben de bir güzel eşlik ettim. Sanat sanırım bu yüzden güzel. Hiç tanımadığın birisi ile o an aynı şeyleri hissedebiliyorsun.  Detaylı bilgi için buradan ...

Hayvan Çiftliği...

Resim
Çok oluyor izleyeli ama ancak yazabiliyorum. Kitabına hayran kaldığım, oyununa bittiğim eser. Kitap hakkındaki düşüncelerimi şuracıkta yazmıştım zaten.  Bu eserin tiyatro oyununu yapmak çok zor olmadı diye düşünmüştüm. Eee bir de çevremden olumlu yorumlar alınca çok merak etmiştim. Oyun beklentilerimi kesinlikle karşıladı. O oyuncuların sürekli tiklerle bir oyunu götürmeleri, müzikleri, ifadeleri... Nefis olmuş.  Normal oyunlar için karaktere girmek nispeten kolaydır. İyi ya da kötü çoğunlukla insanı oynuyordurlar ancak bir hayvanı oynamak, sürekli o ifadeler, o hareketler, üstüne bir de duygu, replik falan.... oooo çok zor işi başarmışlar. Emeklerine sağlık.  Oyun, kadro ve daha fazlası için tıklayın.  

Grönholm Metodu

Resim
Bu sezonun ilk oyunu olarak seçtik kendisini. İyi de yaptık. Dört usta oyuncu, muhteşem bir senaryo, sade bir dekor, kafa karıştırıcı olaylar... Çok sevdim ben bu oyunu. Konusu itibari ile, katil uşak, hayır, aşçı, yok yok şöför triplerine giriyorsunuz (Tabii ki oyunda bir katil yok, şablon olarak diyorum) yani kafanızı kurcalıyor, şüpheli yaklaşıyorsunuz her oyuncuya, sürprizli sonu da var, daha ne olsun :))) Oyunculara bir şey diyemem zaten, usta mı usta hepsi. Sustum ve izledim.  Daha fazla bilgi için buyrunuz.

Shakespeare Zorda... :)

Resim
Aradan çok zaman geçti, bir sürü şey girdi ama bu oyunu yazmamak olmaz dedim. Aslında hem yazıp hem yazmayacağım. Yani aslında yazılacak bir oyun değil bu, kesinlikle yaşanacak bir oyun. İçinde olmalısınız... İpucu da veremem ki, yani sadece çok çok çok çok beğendiğimi söyleyebilirim. Bir de izlediğim en iyi oyunlardan birisi olduğunu :)) ve tabii soytarı ve kraliçenin beni benden aldığını....Ve tabii müziklerinin nefis olduğunu... Ve tabii dekor oyunlarına hayran kaldığımı... Ve tabii..... tamam sustum. Oyun hakkında daha fazla bilgi ve fotoğraflar için buraya bakmak ya da bakmamak :))

Macbeth...

Resim
O ne güzel bir oyundur, o ne güzel bir İpek Çeken performansıdır öyleeeee.... Pekala çok sağlıklı bir giriş cümlesi olmadı farkındayım ama üzerinden günler geçmesine rağmen hala etkisindeyim. Nefis bir oyundu, nefis nefis... Geçen çarşamba gittik oyuna ama anca yazabiliyorum. Fazla da bir şey yazamıyorum aslında kesinlikle gidilmesi, izlenmesi gerekiyor.  Ayrıca içinde öyle güzel cümleler geçiyor ki (Eeee haliyle...) , kitabını da alacağım en kısa sürede (Macbeth okumayan nesle aşina değiliz).   Oyuna gelince, makyaj, kostümler, kullanılan efektler, ışık, müzikler... Her şeyi ile nefis bir oyundu. Bu sezon çok oyuna gidemedik, ya aksilik oldu, ya da oyunları beğenmedik ama Macbeth sanırım bu açığı fazlası ile kapattı. Doyduk resmen tiyatroya.  Performanslarda İpek Çeken, Leydi Macbeth rolünde nefisti. Ama öyle böyle değil, harikaydı. Sinan Pekinton da Macbeth performansı ile İpek Çeken'e çok iyi eşlik etti. Özellikle ruh halindeki dalgalan...

Satıcının Ölümü...

Resim
Bu sezon tiyatro performansımız biraz düşük. Sanırım bunda yeni oyunların azlığının da etkisi var. Ama geçen gün gittiğim oyun muhteşemdi. Satıcının Ölümü... Basit bir hayat süren bir ailenin dramı, usta oyunculuklarla nefis bir şekilde anlatıldı. Evet evet bu oyunu güzel kılan gerçekten oyuncular oldu. Yoksa ne müzik, ne kostüm, ne sahne, hatta ne de diyaloglar çok farklı değildi. Ama öyle güzel oynadılar ki resmen içine girdim oyunun. "Willy satıcı idi. Satıcı adamın hayatında dayanacak, temel olacak bir şeyi yoktur. Bir gülümseyişe bakar, bir cilâlı ayakkabıya. Gülümsemesine karşılık gülümsemediler mi işte o vakit dünyanın sonu gelmiştir. Ondan sonra başına iki delik, oldu bitti. Bu adamı kim kabahatli çıkaramaz. Satıcı adam hayal kurmaya mecburdur. Mesleğin icabıdır bu" diyor Devlet Tiyatroları sitesinde. Daha fazla bilgi için buradan alalım sizi.  Erdal Küçükkömürcü , baba rolünde harikalar yaratıyor. Bir başka nefis performans da hayalperest oğlunu ca...

Hedda Gabler

Resim
Geçen hafta tiyatro sezonunu açtık ve Hedda Gabler'e gittik. Aslına bakarsanız bu oyun hakkında bir şey yazmam ne kadar doğru bilmiyorum. Zira yarısında çıktım. Evet bunu söylerken utanıyorum ama tüm ekip aynı şeyi hissetmiş olmalı ki, çıkalım bir kahve içelim teklifini kimse reddetmedi.  Oyun eminim güzel, oyuncular eminim çok iyidi de bizi bir türlü içine alamadı. Her şeyden önce Hedda Gabler'i canlandıran oyuncu ile karakteri bir türlü bağdaştıramadım. Anlatılan kadın ile sahnedeki kadın arasında farklar vardı. Ayrıca diyaloglar kendini tekrarlar cinsten, uzun ve sıkıcı. Bir şeyler eksikti yani. Bu sezona çok iyi giriş yapmadık ama devamından umutluyum.  Oyun hakkında ayrıntılı bilgi için  buradan buyrunuz. 

Vanya Dayı...

Resim
Geçtiğimiz haftanın etkinliği idi Vanya Dayı. Üç Kız Kardeş' ten sonraki ikinci Çehov oyunumuzdu ve biraz tereddütlü gittik açıkçası. Malum ilkinden edindiğimiz tecrübe bize göstermişti ki, önce okumak gerek. Zira ağır mevzular ve anlaşılamayabiliyor. Ama korktuğumuz gibi çıkmadı. Zaten içeri girince rahatladık çünkü dekor çok güzeldi. Çok özenle hazırlanmıştı. İçimizi açtı resmen. O arkadaki uzun ağaçlar, öndeki bahçe, hepsi çok güzel tasarlanmıştı. Oyun da dekoruna uygun şekilde ilerledi. Az ve öz bir kadro, usta ve sade bir oyunculuk, etkileyici diyaloglar. Kesinlikle çok daha eğlenceli bir oyundu. Eğlenceli, dramatik ve güzel. Oyun hakkında daha fazla bilgiye ve kadrosuna şuradan ulaşabilirsiniz. Şimdi sizinle bazı gözlemlerimi paylaşacağım. İki çehov oyunu izledim ve ikinsinde de ortak noktalar vardı. Merak ediyorum bunlar Çehov oyunlarına has özellikler mi? Yoksa tesadüf mü? Birincisi, derinlikli dekor uygulaması. Yani her iki oyunda da üç katman...

Teneke

Resim
Dün tiyatro oyununu izledik bu Yaşar Kemal hikayesinin. Toroslarda bir köyde geçen, kasabanın kodamanları ile köylüler arasındaki sınıf savaşının. Bir yanda daha çok ekim, daha çok para diyen ağalar, diğer yanda bu ekim nedeniyle evlerini kaybedecek olan köylüler. Ortada da iki cesur yürek. Genç ve tecrübesiz kaymakam ile namuslu kaymakam vekili. Tüm bu hikaye bize eski savaş gazisi şimdilerde mahallenin delisinin gözünden anlatıldı ki onun hikayesi çok çok daha yürek burkan cinstendi. Oyundan sonra bu kitabı okumak istedim. Oyunu çok çok beğendiğimden değil ama karakterlerin derin analizini merak ettim. Oyun çok kötü değildi özellikle ikinci yarısı ve finali çok iyidi ama ilk yarıda ciddi sıkıntılar vardı. Genelde çok fazla diyalog vardı ve bu diyaloglar her kafadan bir ses çıkar moddaydı. Takip edilmesi zor. Üstelik şive eklenerek anlaşılması için biraz daha dikkat gerektiren hale gelmişti ve sürekli tekrar ediyordu. Ancak ikinci yarıda, işin içine köylüler girince daha...

Nalınlar

Resim
Dün akşamki oyunumuz Nalınlar idi. Uzun zamandır bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum. Oyundan çıktığımda düşündüğüm şey, bu oyunun daha kalabalık bir oyuncu kadrosu ve dekor zenginliği ile son yılların en çok sevilen oyunu Fosforlu Cevriye' ye rakip olabileceği idi. Şahsen ben çok eğlendim. Hep şunu düşünürüm, tiyatroda komedi, dramdan çok daha zordur. Bu nedenle bu oyunun tüm oyuncularını kutluyorum. Özellikle Döndü karakteri tüm salona hakimdi. Kırdı geçirdi ortalığı... :)  Gerçi oyuna biraz zaman vermeniz gerekiyor. İlk 5 dakikası karakterler çok keskin gelmişti bana. Ama oyunun tarzına alışınca gerçekten çok eğleniyorsunuz. Bu soğuk günlerde içinizi ısıtmak istiyorsanız bu oyunu görün derim.  Oyun hakkında bilgi ve oyuncu listesine bu linkten ulaşabilirsiniz.  Fotoğraflar Devlet Tiyatroları resmi internet sitesinden alınmıştır.

Nereye?

Resim
Bir avuç mültecinin misafiri olduk dün gece. O daracık tırın arkasında, kutular arasında, kimi zaman hüzünlü, kimi zaman neşeli, bilinmeze giden yolculuklarına eşlik ettik... Kimi zaman gülerek, kimi zaman ağlayarak... Hepsinin bir derdi, kaçtığı bir şey, gitmek istediği bir yer, olmak istediği kişiler vardı... Birbirlerinin acılarını, geleneklerini, huylarını hatta dillerini bilmeyen kişiler. Kimi töreden kaçıyordu, kimi savaştan, kimi de tefecilerden...Biz de onların bu yolculuğuna katıldık. Ne olduklarını, ne olmak istediklerini ve ne olacaklarını gördük.  Nereye, sanırım benim şimdiye kadar en çok reaksiyon verdiğim oyun oldu. Zengin diyaloglara eşlik eden mimikler ile, özellikle komedi kısımlarında ciddi ciddi kahkahalar attım. Ama öyle bir komediydi ki bu, gülelim ağlanacak halimize modunda, kahkahalarımız yüksek ama yüreğimiz buruk. Çünkü hepsinin bize hissettirdiği şey çok netti. Dram. Ama oyunun kurgusu o kadar iyidi ki, böylesi bir konuyu ağır dra...