Kayıtlar

Gökyay Vakfı Satranç Müzesi

Resim
Yeğenimin bir satranç sevdası var ki anlatılmaz yaşanır. Şu ara o turnuva senin bu turnuva benim geziyor. Başarılı da hani çocuk. Maşallah diyelim... Ankara'ya geleceğini duyunca onun için planıma  Gökyay Vakfı Satranç Müzesi' ni ekledim. Giderken de açıkçası ne kadar farklı satranç takımı vardır ki diye düşünüyordum. Ufaklık hayal kırıklığı yaşamaz umarım diye içimden geçirdim. Sonuç, tüm satranç takımlarını gezemeden yorulduk. Yani gerçekten o kadar çokmuş ki bir yerden sonra bir zihin yorgunluğu yaşıyorsunuz ve tüm takımlara hakkını vererek gezemiyorsunuz. Beklediğimden çok çok zengin bir koleksiyon çıktı karşıma. Yeğeni unuttum, ağzım açık, insanların hayal gücüne hayran kalarak gezdim müzeyi. Bulunduğu bina dar gelmiş diyebilirim öyle yani. Gökyay Vakfına helal olsun ne diyebilirim ki...

Kadınlar, Filler ve Saireler...

Resim
Ne güzel oyundun sen. Ne üst seviye performanstı tüm oyuncuların sergilediği performanslar. Ne güzel konuydu ve ne güzel sahne kullanımıydı o.  Oyunda, aynı apartmanda yaşayan farklı karakterlere ve sorunlara sahip üç kadının yollarının çakışması, kimi zaman komik, kimi zaman dramatik bir şekilde bize anlatılıyor. Oyun boyunca tek bir ev dekorunu, üç kadının da evleriymiş gibi gösteren sahne kurgusuna ise bayıldım bayıldım. Çok zekiceydi. Son zamanlarda izlediğim en doyurucu oyundu. Herkesin emeklerine sağlık....

Ankara Resim Heykel Müzesi...

Resim
Elimizin altında bir cevher var ve bilmiyoruz kıymetini. Güzel eserleri görmek için sergi sergi koşturmaya gerek yok aslında. Ankara Resim Heykel Müzesi ' nin koleksiyonu nefis. Kimler yok ki... Osman Hamdi Bey, Nuri İyem, Abidin Dino, Fikret Mualla, Komet, Nurullah Berk, Neşet Günal ve daha niceleri.... Gidip orada saatlerce oturup zaman geçirmek gerek. Binası da çok güzel. Önundeki Atatürk Heykeli de bence en vurucu noktası. Özledim bak...

Çalışıyormuş Gibi Çek...

Resim
Malum ben iş güç yanında bir de açık öğretim okuyorum. Haliyle her akşam en az bir saat ders çalışıyorum. Bazen de bir kafeye atıp kendimi ders çalışmaya çalışıyorum. Bu biraz ilgi duyduğum alana hakim olmak, biraz da öğrenci beni özlemekle alakalı bir şey. Psikolojik olarak öğrenci isen hayata daha yeni başlıyormuşsun gibi. Seni gerçek kimliğinden, iş stresinden vs. her şeyden uzaklaştıran bir eylem benim için öğrencilik. Biraz da kendime meydan okuma, beynimi çalışmaya zorlama ile ilgili. Özetle seviyorum öğrenciliği. Okurken çizmeler, not almalar, renkli kalemler falan... Güzel yaaa. Bu resimlerde de o anlardan yakaladığım kareler. 

Zihnin Sınırlarında Bir Rota: Fikret Muallâ...

Resim
Erimtan ' da geçen yaz Fikret Mualla sergisine gitmiştik. Bunu da burada saklamak isterim. Özellikle Fikrer Mualla' nın zor ruh halleri içerisindeyken yaptığı eserleri görmek farklı bir tecrübe idi. Bir yetenekliniz de normal olsun arkadaş. Sanırım yaratıcılık zihnin sınırlarında yürümek, o sınırları zorlamakla alakalı gerçekten. O nedenle kim çok yaratıcı ve dahiyane eserler yapıyorsa zihin ve ruh sağlığı olarak zorlanıyor. Bu da sanırım yeteneğin bedeli. Van Gogh, Gustav Klimt, Fikret Mualla... Belki hepimizde var bu yetenekler de sadece o sınırlara gitmeye cesaret edenler kullanabiliyor...Kim bilir ?. 

Tulumtaş Mağarası

Resim
Güzelim Ankara' da gezecek çok fazla yer yok aslında. Hele hele yıllardır burada yaşıyorsanız her seçeneği tüketmişsinizdir. O nedenle her yeni seçenek bizi heyecanlandırıyor. 3 sene önce Tulumtaş mağarası' nın ziyarete açılması da öyle heyecanlandırdı bizi. Konum olarak biraz sıkıntılı da olsa sonunda gidip ziyaret edebildik bir Temmuz günü. Aracı olanlar için sorun değil ama toplu taşıma ile gitmek için bir mücadele gerekiyor. Doğru durakta inip sonra 800 m kadar yürümek gerekiyor. Yürüme yolu da nispeten ıssız. Dönüşünde de yine durağa kadar bu mesafeyi geri yürüyüp yaklaşık 1 saatte bir geçen bir otobüsü yakalamanız gerekiyor. Haliyle siz araçla gitmeye çalışın.  Mağaraya gelince ben çok beğendim. Hem mağara içindeki yürüme yollarını, hem girişini, hem de içinde hissettiğim hava inanılmaz. En az bir milyon yıllık taşlara dokunmak çok heyecanlı idi. Şekil olarak da oluşan dikit ve sarkıtlar gizemli bir görsellik sunuyor. Beklediğimden de derinmiş aslında ama o kısımları sade...