Kayıtlar

Hasan Ali Toptaş etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Güzel Bir Dünya İçin...

Resim
Güzel bir dünya, güzel insanlarla mümkün. Bunu bir kere daha anladım. Hafta sonu hem hava güzeldi, hem baharın getirdiği bir renklilik vardı hem de (ve benim için en önemlisi) heyecanlıydı. Hasan Ali Toptaş'ın imza günü vardı ve ben elimdeki tüm kitaplarımı alarak yola çıktım. Hepsini imzalar mı, konuşmaya zamanımız olur mu derken bir anda yanında buluverdim kendimi. İmza 15.00 de başlıyordu. 15.05 de geldiği için bizden özür diliyordu. Öyle naif, öyle güzel bir insandı. Tüm kitapları yavaşça, özene özene imzaladı. Herkesle sohbet etti. Kitapları ile,  kelimeleri ile girdiği kalbimi bir kez daha çaldı Hasan Ali Toptaş... Kıymeti bilinesi...

Ben Bir Gürgen Dalıyım

Resim
Bir Hasan Ali Toptaş kitabını daha bitirmiş bulunmaktayım. Her ne kadar çocuk romanı dense de bildiğin büyükler için yazılmış nefis bir hikaye bu. Bir gürgen ağacının dilinden anlatılan dramatik bir hikaye... İçimizdeki çocuklara...

Yalnızlıklar...

Resim
Düz yazılarının hastası olduğum Hasan Ali Toptaş, acaba şiirde nasıl diyerek aldığım ve hayran kaldığım bir kitaptır Yalnızlıklar... Ki ben çok şiir sevmem. Çok da bir şey yazmak istemiyorum. Şuraya bir iki satır bırakıp kaçıyorum... "Bilinmesin; yalnızlık biraz da, her şeyi bilmenin ta kendisidir." **** "Ama o yıllardaki kadar değildim ben, çocuktum ve geleceğim kadardım." **** "... Bu yüzden, her aşkın gerisinde  bir kuraklık vardır ve her aşk büyüler kendini kendi başkaldırısıyla. Sonra aşkın, çırılçıplak kalan ya da kendini öyle hisseden bir ben'i biz'le örtmek gibi (ki, biz ben'in en kalın örtüsüdür) gizli bir görevi vardır.  .... "

Bin Hüzünlü Haz

Resim
Yine bir Hasan Ali Toptaş kitabı sonrası kafa karışıklığı içindeyim. Ama yüzümde ufak bir tebessüm var ki bu kesinlikle bu kitabı okumaktan mutlu olduğumu gösteriyor. Ne cümlelerdi be uffff.... Kitap hakkında analiz yapmak beni aşar diye düşünüyorum. Çok başka bir adam bu adam. Her kitabını okumayı hedefliyorum ama hepsinin arasına da beynimin kendini toparlamasına yetecek kadar aralar koymak istiyorum.  Öyle bir kitap ki bu, cümlelerin içinde kayboluyor, cümleyi, kitabı tamamen unutuyor ve yazmaya siz devam ediyorsunuz sanki. Cümleler kitapta ama olayların sizin hayal gücü olduğuna o kadar eminsiniz yani. Değişik bir haz veriyor Hasan Ali Toptaş kitapları bana...Bin Mutlu haz... :)) Sevdiğim bir kaç kısmı da buraya koyayım da bulunsun... "İçimin bir köşesinden diğer köşesine, çılgınlar gibi palas pandıras koşuyorum söz gelimi, uçuyorum kendimle karşılaşıp kendime tutunabilir miyim diye, savruluyorum un ufak, sürünüyorum, canımı dişime takıp kalkıyorum...

Gölgesizler...

Resim
Bu kitap nasıl yazılır, nasıl anlatılır hiçbir fikrim yok. Zor, çok zor... İyisi mi siz alın ve okuyun. Sonrasında da şu çalışmaya bir göz atın. Kitap daha da bir güzelleşsin :) Bana çok farklı bir ufuk kazandırdı bu kitap ve bu yazar. Sanırım tüm kitaplarını okuyacağım. Bu kitaba yorum yapmak yerine hoşuma giden birkaç bölüm paylaşacağım... :) Ne demek istediğimi anlayacaksınız.  "Muhtar susmuştu oysa; gözlerini masadaki mühür kesesine dikmiş, Cennet'in oğlunu düşünüyordu. Artık ona göre o da bir yok'tu; hem de yok olma yöntemi şimdiye kadarkilerden oldukça farklıydı. O ne Asker Hamdi ve ailesi gibi ansızın kaybolmuş, ne çerçi gibi gelip geçmiş, ne Aynalı Fatma gibi dağlara yürüyüp gitmiş, ne de Güvercin gibi uçmuştu. Hatta Cıngıl Nuri gibi ruhum sıkılıyor diyerek yılların arkasına da kaçmamıştı. Göz göre göre yok olmuştu o; kendi görünürlüğünün derinliklerine çekilmişti. Her gün her yerde karşılaşılacaktı eskisi gibi, sesi işitilip kokusu duyulacak ama asla ona...