Kayıtlar

PicsArt etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Hürrem ve Mihrimah...

Resim
Osmanlı Tarihi'ne damgasını vurmuş iki kadın. Hürrem ve kızı Mihrimah... Yaklaşık bir sene önce Demet Altınyeleklioğlu ' nun " Moskoflu Cariye Hürrem" kitabını okumuştum. Eminim ki birçok olay gerçek belgelere dayanarak yazılmıştı. Sonuçta bir tarih yazıyorsunuz ne kadarı kurgu olabilir ki? Ancak yazar, çok hoş bir kurgu yapmıştı bu gerçekliğin üzerine. Hem sade ve heyecanlı bir anlatımı vardı hem de masalsı kahramanları. Çok beğenmiştim. Şöyle düşünmüştüm kitap için "tarihi bir döküman değil ama o dönemi merak edip daha detaylı okumak için bir tür ilgi açıcı etkisi var" .  Özellikle Cafer Ağa ve Taçam Noyan karakterleri ile hikayeye heyecan katmıştı Demet Altınyeleklioğlu. Hürrem' in içinde kopan fırtınaları, saray entrikalarını, ağır Osmanlı adabını eksiksiz anlatıyor, bunları anlatırken de ilgiyi sürekli taze tutmak için bazı karakterler yerleştiriyordu hikayesine. Benim üzerimde başarılı da olmuştu açıkçası. 700 sayfalık kitabı hiç...

İpucu...

Resim
Şu aralar bir şeylerle meşgulum... Üç parçadan oluşan bir takım olacak. Tahmin ettiğim gibi olursa duvarımda çok güzel görünecekler... Şimdilik sadece ufak bir ipucu...

Filler...

Resim
Son 4 günüme format atılmış gibi. Acı haberler, kafa karışıklıkları, yolculuklar ve yorgunluklar...Üzüntüm "hayat devam ediyor" ile çarpışıyor ve böyle böyle "hayat devam ediyor" asıl. Öğrendiklerim var elbet..herkesin öğrendiği kadar. Ama beynim düşünmekten patlamadıysa eğer o da bu puzzle sayesinde. Oyalandım, düşünmemeye çalıştım, unutmam mümkün değil ama duruldum. Geçip gitmekte olan hayatın kasasına atladım tekrar, zamanın iyileştirici gücüne bıraktım her şeyi...Filler gibi, sakin ve ağır...

Taze Bitti: Film Eleştirisi El Kitabı...

Resim
Benim sinema sevgimi belki biliyorsunuzdur. Hatta naçizane bir sinema bloğum bile var. Sinema, benim en çok ilgi duyduğum sanat diyebilirim. İzlemesini, üzerine düşünmesini severim, eğlenirim. Hatta beğendiğim bir filmi defalarca izleyebilirim. Ve her defasında da yeni bir şeyler fark etmişliğim olur. İzlemekle de kalmaz, yazarım o filmleri. Bundan da enterasan bir zevk alıyorum :)  Benim bu ilgi alanımı bilen bir arkadaşımın şahane bir hediyesi idi bu kitap. Timothy Corrigan ' ın kaleminden "Film Eleştirisi El Kitabı" ...Kitap resmen ders kitabı gibiydi. Üzerinde çalıştım desem yeridir. Kitabı bitirdiğimde kendimi bir kaç haftalık sinema kursuna gitmiş gibi hissettim. Film eleştirisi yaparken nelere dikkat edilmeli? Kitabın ana konusu bu. Tabii ki kitap mevzuyu çok profesyonel bir açıdan ele alıyor. Zaten Timothy Corrigan, Pensilvanya Üniversitesi' nde bir eğitmen. Kitapta öğrencilerinin ödevlerini de paylaşıyor. Teknik açıdan "neler...

Gak Gak Gubarak...

Resim
Karlı bir Ankara Sabahı daha... Sanırım önümüzdeki üç ay böyle geçecek günlerim. Sabahları bembeyaz bir şehre uyanacağım. Daha az dışarı çıkacak (her gece barda, gönlü hovardayım ya...) daha çok evde vakit geçireceğim (Bu postu 21 Aralıktan sonra mı yazsaydım acaba !!??). Bu kış, geçtiğimiz kışın aksine daha çok okumaya zaman ayıracağım. Ne diyordu Nazan Öncel şarkısında...Gak gak gubarak...şey pardon...oku oku melek ol cennete git... :) Aminnnn.... Kafayı dinlemenin en güzel yanı, onu farklı şeylerle doldurmak sanırım. Sakinleşmek için, ne istediğimi keşfetmek için...Bahara yeni umutlar için...Okuyacağım. Bunun için hazırlığımı da yaptım aslında. Stoklar tamam. Elimde okunmayı bekleyen şimdilik 5 kitap var. Bir de yarım bıraktıklarım... Daha da artar bu sayı... Şöyle özetleyeyim... Bitirmem gerekenler...  Vizyonda... Gelecek program :)

Klasik Otomobiller...

Resim
Ankara Klasik Otomobilciler Kulübü, elindeki parçaları Armada Alışveriş Merkezinde sergiliyor. İnanılmaz güzel parçalar var. Klasik otomobile de, fotoğrafa da doydum :)

Hayatın Renkleri #11 - Arka sokaklar

Resim
Ulus ve fotoğrafçılık maceramı biliyorsunuz artık. Eee burada paylaşacak bir sürü malzeme topladım haliyle. Bunlardan biri de Hamamönü' nün arka sokakları. Makyajı yapılmış haliyle (restore edilmiş hali) çok başka bir yer gibi görünse de, sadece bir sokak içeri girdiğinizde sizi bambaşka bir manzara karşılıyor. Altyapısız sokaklar, yıkılmış binalar, duvarı dökülmüş evler. Yine de çok ilginç renklere sahipti arka sokaklar. Öyle ki bana bir hayatın renkleri konusu çıktı :) Mavinin güzelliğine bakar mısınız...  Bu fotoğraf aynı zamanda çelişkiyi de gözler önüne seriyor. Sadece bir kaç metre ilerisinde bakımlı evler varken, sarı ev, eski ve kendi haliyle duruyor.     Camlara asılmış kırmızı biberler, duvarların dökülmeden kalan bir kısmı... Yeşil, yeşil...

Hayatın Renkleri #10 - Ofis

Resim
Farkettim ki, bir şeye odaklanırsanız, diğer birçok şey önemini, rengini yitiriyor. O şeyin rengi neyse sizin renginiz de o olabiliyor. Bazen çabuk geçiyor etkisi, diğer renklerin farkına varıyorsunuz. Bazen de o renk gitse bile diğerleri geri gelmiyor. Herşey artık size siyah-beyaz geliyor. Böyle küskün olmamak lazım, böyle bir lüksümüz yok. Hayat geçip gidiyor. Her dakika sana bir renk çarpıyor ve sen görmüyorsun. Bunu kendine yapmaya hakkın yok. Gerçi şans da çok önemli tabi. Bir arkadaşım, "İstediklerinin olması için, çok çok şanslı olman lazım" demişti. Evet biliyorum, çoğu noktada "insan şansını kendi yaratır" gerçeğini inkar ediyorum (Ben bu kadar uğraşıyorsam neden buna "şans" deniyor ki gibi enteresan düşüncelerim var). Etmemem lazım. Biri beni uyandırsa iyi olur, peri tozu yok, sihir yok...:) Yine de bir zar atayım ve "6" gelsin istiyorum. Bunun dengesini kurmam lazım, her an mücadeleye hazır, gerçekçi,  bir o ka...

Mavinin en güzeli...

Resim
İnsanların gerçekten "en sevdiği renk" diye bir şey var. Ben buna inanıyorum. Yani belki farkında değiliz ama giysilerimizde, evimizde, aksesuarlarda bir şeylerde mutlaka baskın olan bir renk var. Ya da belki hayatımıza yansıtmadığımız ama dış dünyada ilgimizi çeken bir renk. Sokakta gördüğümüz zaman sebepsiz kafamızı çevirdiğimiz, nesnenin ne olduğu önemli olmadan, sadece rengine baktığımız bir renk. Kimimiz farkında kimimiz değil, ama böyle bir renk var bence. Mesela benim için şu mavi inanılmaz bir renk. Haa yapı itibari ili böyle iddialı renkleri giysilerimde kullanmam belki (belki de kullanırım :D), ama ben bu maviyi nerede, neyde, ne zaman görsem dönüp bakıyorum. İşin garip tarafı bu renge ilgimi sebepsiz sanıyordum. Birgün burcumun özelliklerini okurken ampüller yandı kafamda. Başak burcunun rengiymiş kobalt mavisi . Alın işte belki de cidden yıldızların buluduğu konum vs, bizleri etkiliyor. Ya da tamamen tesadüf...bilemem :)

Eve dönüş yolu...

Resim
Bu isimle Türkçeleştirilmiş bir film var bilir misiniz? Orjinali wo de fu qin mu qin (The road home)   olan bir uzak doğu filmi. Bir aşk hikayesi, öyle ki, çok sıradan ama bir o kadar da kutsal. Bir gün bu film hakkında sinema bloğumda yazacağım ama öyle kolay bir film değil. Neyse konumuz da o değil zaten. Benim eve dönüş yolu' m filmdekinden farklı. Günlük ve kısa, gerçekten eve dönüş yolu. İşten dönerken, şu aralar millet tatilde olduğundan mıdır nedir servis biraz boş oluyor. Ben de arka koltuğa kurulup rahat rahat fotoğraf çekiyorum :) Tabi yalın halleri bu kadar übersonik değil. PicsArt' dan yardım aldım ama açılar bana ait lütfen...: p

Kolaj..

Resim
Jale' nin bir şarkısı vardı;  "haydi gel kolay kolay, haydi sev kolay kolay, her şey laylolay kolay, aslında herkes bir olay" Şimdi buralara nasıl geldik? Sevgili Zeynep , bana fotoğraf editleme programlarında bulunan kolajlama uygulamasını gösterdi bugün. Aslında biliyordum ama ne bileyim birisi böyle gaza falan getirince, başladım kolaj yapmaya. Tüm zamanımı bununla geçirebilirim gibi hissediyorum şu an. Ama tenis maçına dönmeliyim. Bu arada bir kaç kolaj örneğini vermeden kaçmak olmaz. Fonda Jale, Haydi yap kolaj kolaj... :)  

Hayatın Renkleri #9 - Manzara

Resim
Yine yoldayken, seyir halinde çektiğim bir kare. Mavi ve yeşili çok sevdim bu resimde...

Zarf açacağım...

Resim
Başlığa bakınca, önümde bir zarf var ve kararlı bir şekilde "evet yapacağım, bu zarfı açacağım" gibi mi algılanıyor acaba. Ve ben bu gereksiz düşüncelerle beyin kapasitemin ne kadarını tüketiyorum acaba (ki bu da gereksiz oldu) :) Bahsettiğim şey, nesne. Ankara' ya geldiğim ilk yıl hediye edilmişti bana bu açacak...Yıl 1998...12 yıllık bir hatıra... Zaten eskimiş, kenarlarından boyaları dökülmeye başlamış. Nereye gitsem benimle. O, gülüp gülmediği tam belli olmayan yüzü ile hep masamda, karşımda oldu...Enerji veriyor bana. Belki güneş şeklinde olmasından belki de sarı olmasından, bilmiyorum...Seviyorum onu...o da benim hayatımın renklerinden biri :)

Hayatın Renkleri #7 - Yünler

Resim
Aslında bir yanım, boynuna fotoğraf makinasını asıp sokak sokak gezen bir tip olmak istiyor. Tabi bunun için o makinanın alınması gerek evvela. Cep telefonu ile nereye kadar ! İşte bu enerjik ve masraflı yanım ile şu anki tembel yanım kavgalılar. Pek girmiyorum aralarına. Kendileri halletsin :) Tek bir günde bile inanılmaz malzeme toplayabilim. Öyle bir potansiyel var içimde. Olur olmaz herşeyin fotoğrafını çekmek ve renkleri ile oynamak...Şu sıralar sizin de farkettiğiniz gibi en büyük eğlencem oldu. Teknoloji bana "istersen yapabilirsin" diyor. Ben de yapıyorum. Çünkü sanırım bu aralar tam da bunu istiyorum :D