Kayıtlar

Pixlr-o-matic etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

İki Şehrin Hikayesi

Resim
Fazla kelime bulamıyorum aslında bu kitabı anlatabilecek. Daha doğrusu bendeki etkilerini. Zaten klasik bir eser. Okuyunca da neden klasik olduğunu anlıyorsunuz. Çok keyif aldım. Bir tarafta mükemmel bir aşk, bir tarafta kanlı bir ihtilal. Birbirlerine harmanlanmış, Paris ve Londra arasında kalmış anılar, yürekler... Sydney Carton ' un inanılmaz aşkı, Lucie' nin melek kalbi, Dr. Manette ' nin ızdırapları ve J arvis Lorry' nin fedakarlıkları inanılmaz. Böyle insanlar, böyle duygular, böyle sadakat yok artık. Maalesef yok. Yine aynı şekilde hikayenin diğer tarafında aç, sefil bir halkın ayaklanması, şiddet, adaletsizlik... Böyle şeyler yok artık demek isterdim ama var...maalesef var. Zaman geçtikçe iyi şeyleri kaybediyor, kötü şeylerin ise sadece şeklini değiştiriyoruz... Daha önce Dickens' in Büyük Umutlar' ını okumuştum. O kitabı okurken hissettiğim şeyi bu kitapta da rahatlıkla hissettim. Öyle güzel anlatıyor, öyle güzel betimliyor ki, gözünüzde...

Hazırlık...

Resim
Ağustos bitmek üzere. Eylül benim tatil ayım olduğu için göz açıp kapayıncaya kadar bitecek zaten. Geldik mi Ekime ? Sonbaharda gezdin gezdin,  ardından bir kaç aylık uzun kış geceleri başlıyor. Yine gezeceğiz ama kabul etmek lazım ki evde daha çok vakit geçireceğiz. Üretkenliğimizin arttığı bu zamanlar için şimdiden hazırlıklara başladım ben. Daha kitaplar okunacak, puzzle'lar alınacak belki, neler olacak bilmiyorum henüz. Şimdilik bildiğim bir şey var ki o da, örgü bu kış kesinlikle planlarım dahilinde. 

Çizdim...

Resim
Bekliyorum...

Marjinal !!!

Resim

Streets of New Orleans...

Resim
Şu postumda belirttiğim gibi kanıma fena girdiler. Aldım sonunda puzzle' ı.   Steve Hanks imzalı Streets of New Orleans tablosu... Şimdiye kadar hep 1000 parça yaptım. Haliyle bu puzzle ile seviyemi yükseltiyorum. 1500 parça...yok mu arttıran :) Çok güzel görünüyor, umarım bitince de duvarımda çok güzel duracak. Ama itiraf etmeliyim ki zor, çok zor...

Diyor ki !

Resim
Hep şarkılardan, sakızlardan fal tutacak değiliz ya...

Ne Güzel Demişler...

Resim
Şu aralar Osho ' nun bir kitabını okuyorum. "Being in Love". .. Güzel örnekler veriyor sevgiye dair. Karşılığını düşünmeden verin diyor sevginizi... Bizim de bir Cemal Süreyya' mız var. Dörtlüklere sığdırıyor aşkını. Dil ayrı, tarz ayrı, aşk ayrı...Ama sanki anlam hep aynı. Bazen kızıyoruz ya kendimize, "kendimden beklenmeyecek şeyler yaptım, nasıl yaptım diye..." gerek var mı acaba...? 

Sürpriz...

Resim
Kilometrelerce uzaktan "Asma artık suratını" dedi...

Tunalı'da Yağmurlu Bir Pazar...

Resim
- Yol çalışması varmış canım şurada buluşalım, - Tamam, ama tam oradan dönmesi zor olur, ben seni burada bekleyeyim... Derken kendimi pembe çiçekli dev bir ağacın altında buldum. Belki de şu aralar Ankara' daki en güzel ağaçlar Deniz Kuvvetleri Komutanlığı' nın bahçesinde. Peki fotoğraf çekebildim mi, tabii ki de hayır. O kadar güvenlikle donatılmış bir yerin fotoğrafını çekmek başıma ne işler açar tahmin bile edemiyorum :)) İnandıramazsın da kimseyi, "amca ağaçlar çok güzeldi" diye. Ömrümün baharındayım henüz. O yüzden o güzel manzarayı beynime çizdim ama maalesef fotoğraf çekemedim. Neyse buluştuk arkadaşımla ve havanın güzelliğine güvenerek Tunalı' da dolaştık biraz. Sonra da Cafe linS' in sakinliğine bıraktık kendimizi. Eee Ankara bu,  havanın kapanması ile yağması bir oldu. Gerçi sıcak bir ortamda, bahçede, ıslanmadan kahve içmek çok keyifliydi. Bana Antalya günlerimi hatırlattı. Malum Antalya' nın yağmurları meşhurdur. Benim lise yıll...

Yaramaz Ağaç....

Resim
Dün bizim için çok yorucu bir gündü. Mesaiyi zar zor bitirdik. Kendimizi hemen dışarı atalım, biraz hava alalım dedik. Servisi beklerken her zamanki bankımıza oturduk ve temiz havayı içimize çekerek günün yorgunluğunu atmaya niyetlendik. İşte tam o anda karşımızdaki ağaç bize göz kırptı. Çok yaramaz bir ağaçtı. Resmen bizi çağırdı. "Biraz uzak mı?", "Orası çamur mu?", "Börtü böcek var mıdır ?" sorularına rağmen ayaklarımız bizi ağaca götürdü. Doğru yolda olduğumuzun işareti de geldi bu arada...:) Ağaç o kadar güzeldi, çiçekler o kadar çoktu ki, yorgunluğumuz geçmeye başlamıştı bile. İşte o andan itibaren benim içimdeki "fotoğrafçı canavar" açığa çıktı. Sonra neler oldu tam hatırlamıyorum. Günün sonunda cep telefonumda bir sürü çiçek fotoğrafı vardı... ÖNEMLİ NOT: İş bu post, yüksek dozda çiçek içermektedir :)

İki Ters, Bir Düz...

Resim
Kafa ölçüsü alamadan ördüm. Yarım günümü aldı. Örmek basit de, uydurmak... orada biraz bocaladık işte.  Enini biraz geniş, boyunu da biraz uzun yaparsak tam olacakmış. Yine de tüm gün taktı...:))

Baharı Bekleyen Kumrular...

Resim
Biziz o şu ara. Dikdik gözümüzü yola, bekliyoruz baharı... Mevsimler arasında ciddi bir savaş var. Bu fotoğrafı Pazar günü çekmiştim. Bir gün öncesinde Ankara'da ciddi ciddi kar yağıyordu. Bir gün sonrasında hafif güneşli bir hava bugün yine sevimsiz ve karanlık. Şu amansız savaşı Bahar kazansa da, güneşli havalara uyansak artık...Özledim.

İstanbul Yolcusu Kalmasın...

Resim
Yarın günübirlik bir İstanbul yolcuğum var, biraz heyecanlı biraz da şaşkınım. Son bir haftadır sürekli havadurumlarına bakıyorum mesela. "Havaalanında kaçta olsam?" planları yapıyorum. Yatağımın üstünde "onu mu giysem, bunu mu?" sürecinden arta kalan bir dağ duruyor. Öyle bir yolculuk işte...:)

Dersimiz Resim...

Resim
Bugün konumuz serbestti, bahar çizdim :p Gelsin istiyorum artık. Çok mu şey istiyorum? Ağaçlar çiçek açsın. İnce montlarla dışarı çıkalım. Ben örgü atkıları bırakıp, kelebek desenli şalımı sarayım boynuma...Daha renkli giyinelim, Güneş daha çok bizimle olsun. Ankara' ya mahsus polen yağışına bile razıyım...Bahar gelsin artık...

TV Karşısında Bir Hafta Sonu...

Resim
Bu hafta sonu çok tembeldim. Yani aslında bana göre değildim ama eylemlerimin envanterini çıkarınca tv karşısında bir hafta sonu geçirdiğim aşikar. Arada kanaviçemizi de yaptık tabii ki. Özetle ben memnunum...:) Öncelikle The Following dizisini izledim. Uzun zamandır merak ediyordum. Bilinçaltımda hafiften bir Kevin Bacon hayranlığı var itiraf ediyorum. Bu diziyi, hakkında söylenenlerden bağımsız olarak sadece Kevin Bacon için bile merak ederdim. Etrafta olumlu eleştiriler de duyunca izleyeyim dedim. Ve çok beğendim... The Raven filmi ile merak edip, The Crow filminde de kendisine gönderme olduğunu öğrendiğim Edgar Allan Poe' nun adını bu dizide de sıkça duyuyoruz. Kendisinden ilham alan bir seri katilin hikayesi anlatılıyor. Tabii ki çok daha karışık olaylarla... The Following' den sonra arkadaşımdan aldığım DVD' lerden ikisi izledim. Paris ve Köprü Üstü Aşıkları. Paris biraz bilindik bir hikaye ama Köprü Üstü Aşıkları beni gerçekten etkile...

Yeni Şeyler...

Resim
Bugün yaşadığımız rutin tempoyu kırıp yeni bir şeyler öğrendik. Heyecanlandım hafiften. Öğrencilik yıllarım geldi aklıma...çizerek çalıştım :) Vay be, paslanıyor muyuz ne...en ufak bir değişiklik bünyede heyecan yapıyor. Bu zinciri kırmak lazım...

O Kuş Kondu Badi Parmağıma...

Resim
Hatırlarsanız geçtiğimiz haftalarda hamurdan kuşlar, balık, bıyık vs. yapmıştık. Burada görebilirsiniz o gün nasıl eğlendiğimizi. Tabii bu kadarla bitmiyor bu işler. Bunun daha pişirmesi, boyaması ve verniklemesi vardı. O gün eve gider gitmez fırına atıp 175 derecede 15 dk pişirmiştim ama ondan sonra bir türlü ilerleyemedim. Yok boya bitmiş, yok beyaz kalmamış, yok vernik almam lazım derken tam üç hafta bekledi bu güzelim şeyler. İşte geçtiğimiz hafta sonu bunlarla uğraştım. Boyalarımı ve sprey verniğimi aldım (ki bu vernik inanılmaz güzel, kolayca uygulanabiliyor) ve başladım işe.  Önce guaj boya ile ana renkleri boyadım. Ben genelde pastel tonları sevdiğim için tüm renklere hafif bir beyaz karıştırıyorum. Bence daha güzel renkler çıkıyor ortaya. Sanırım sadece sarıya yapmadım bu işlemi. Diğer tüm renklerde hafif bir beyaz etkisi var.  İşin en önemli noktası ince ayarlar. Çünkü siyah ile bu hatları yapmazsanız güzellikler ortaya çıkmıyor. Kuşun gagası, kanad...

Minik Kurbağa

Resim
Sabah arkadaşımla hafta sonu verimliliği üzerine ufak bir alışveriş yaptık :) Üretmek güzel şey, hele hele, ortaya böyle sevimli şeyler çıkınca. Bu kurbağalara bayıldımmmm. Ellerine sağlık Zeynepciğim . :))  Benim hafta sonu yaptıklarıma gelince. Bir ara onları da anlatırım. Şimdi bu güzel bardak altıklarımla günün ilk kahvesini içeceğim ...

8 Mart...

Resim

Caretta Caretta...

Resim
Bu kibrit kutusu en az 10 yıllık...belki daha da fazla. Üniversiteyi kazanınca, ayrı şehirlere düşmüştük en yakın arkadaşımla...O Samsun, ben Ankara...O zamanlar internet hayatımızda değildi bu kadar. Biz de uzun uzun mektuplar yazardık birbirimize. Ama öyle basit mektuplar değil...sağdan soldan bir şeyler koyardık mektup içine, kimi zaman bir gazete küpürü, kimi zaman bir kaset kabı, kimi zaman da bir kibrit kutusu...:) İşte öyle bir mektuptan çıktı bu kaplumbağalar...ve o zamandan beri panomdalar...