Kayıtlar

Acı etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Yağmur ve Gökkuşağı...

Resim
Şu aralar Osho ' nun "Being in Love" kitabını okuyorum. Arada başka kitaplar da bitirdiğim oldu çünkü bu kitap öyle ha deyince okunmuyor.  Ben de yavaş yavaş, sindire sindire ilerlemeyi tercih ettim...  Şu  , şu ve şu postumda da bahsetmiştim zaten. Yineliyorum ki kitap aslında bildiklerimizi anlatıyor. Ama örneklemelerini çok beğendim.  Dün okuduğum "acı" ve "çile" ile ilgili kısım da beğendiğim kısımlardan biri oldu. Acı ve ızdırap arasındaki ilişkiyi çok güzel özetlemişti. Öncelikle diyor ki; acıdan kaçma!. Yaşa ve erit. Eğer onu görmezden gelirsen, birgün birikerek baş edemeyeceğin büyüklükte karşına çıkar. Ama bunu yaparken kendine çile çektirme diyor. Sadece kabullen. Şöyle de güzel özetlemiş olayı. Eğer başın ağrıyorsa, "bu bir baş ağrısı" de, kabul et. Analiz etme, değerlendirme yapma. Eğer ki, "Neden benim başım ağrıyor", "Neden bunlar benim başıma geliyor" , "bunlar olmamalı" gibi şart...

Sesimi duyan var mı?

Resim
17 Ağustos 1999' u kim unutabilmiş ki, ben unutayım. O sabah ailece Erzurum ' a gidecektik. Babaannem çok hastaydı ve hepimiz dışımızdan söyleyemesek de onu son kez görmeye gittiğimizi biliyorduk. Zaten gün bizim için karanlıktı. Üstelik gece elektrik kesilmiş ve uzun süre gelmemişti. Ne olduğunu anlamamıştık. Sonra sabahın erken saatlerinde pilli bir radyodan bir deprem haberi aldık. "40 ölü" diyordu radyodaki ses ve ben içimden "offf ne kadar çok kişi ölmüş" demiştim. Bir hafta sonra bu rakamın 30 bin olacağını nerden bilebilirdim ki. Yaklaşık 20 saatlik otobüs yolculuğu boyunca herkes radyoya kulak kesilmişti. Kurtarılan canlarla mutlu olup, ölü sayısı güncellendikçe mutluluğumuzu yolda bırakıyorduk. Saniye başına geçtiğimiz yol çizgisi kadar hızlı bir şekilde artıyordu ölü sayısı. Durduramadık... Yol bitti, kötü haber bitmedi. Yine de ufacık bir çocuğun kurtuluş haberi ferahlatıyordu yüreğimizi. Gözlerimiz doluydu ama gözyaşının niteliği ge...