Kayıtlar

Eğlence etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Yuvarlak Masa Şovalyeleri :)

Resim
Uzun bir aradan sonra Cuma günü arkadaşlarla dışarı çıktık. Üniversitede gençliğimin geçtiği Olgunlar'a gitmekti planımız. Önce Soul'e oturalım dedik ama iyi yer kalmamıştı biz de kendimizi Kafka'ya attık. Tam köşede, kocaman, yuvarlak bir masa vardı. Orayı kaptık 7 kişi. Ama ambiyans olarak nefis bir yerdi. Hem biraz kumarhane masası, hem biraz tiyatro sahnesi. Harikaydı. Muhabbetimizin yaklaşık 30 dakikası böyle bir masada neler yapabiliriz ile geçti. Bir dahaki buluşmaya iskambil kağıdı götüreceğimiz kesin :DD Şaka bir yana güzel eğlendik. Ertesi gün yaşadığım "akşamdan kalma" moduna değdi...

2015'e Girerken...

Resim
Biliyorum biliyorum ilk haftası bitmek üzere 2015'in. Ancak yazabiliyorum... Yılbaşı tatilinden önce aslında size biraz CSO Yeni Yıl Konseri' nden bahsetmek istiyorum. Çook uzun yıllardır Ankara'da olmama rağmen hiç gidememiştim bu konsere. Sürekli duyardım ve çok da merak ederdim. Bu yıl gitmeye karar verdim ama "vermese miydim acaba?" diyorum şimdi düşününce... Konser talepten ötürü bu kez kendi salonunda değil de Ankara Arena'da yapıldı. Ufak tereddütlerim vardı aslında öyle bir ortamda klasik müzik konseri nasıl olabilir diye ama düşünmüşlerdir herhalde dedim. Neyyyseee... Konsere gitmek için yola koyulduk ama nasıl bir trafik. O gün konser alanının hemen yanında bir futbol maçı da olmasından mütevellit yollar ana baba günü. Tam konser saatinde gidebildik salona. Acaba bizi içeri alırlar mı diye düşünürken bir de ne görelim, girenin çıkanın haddi hesabı yok. Orada olan bir klasik müzik konseri değil de maç sanki. Biletler numarasız, giren ot...

Yıldızlararasına Ceviz Ağacı Dikmek :)

Resim
Başlıktan da anlaşılacağı üzre biraz hareketli bir hafta sonu geçirdim (pekala, başlıktan hiçbir şey anlaşılmıyor da olabilir :D ) . Cumartesi günü uzun zamandır merak ettiğim Interstellar filmine gidebildim sonunda. Burası sinema bloğu değil, uzun uzun yazmayacağım o nedenle ancak kısaca... bitmesin istedim. O kadar bilimsel terim, solucan delikleri, farklı boyutlar vs. geçmesine rağmen öyle güzel duygusal bir yanı da vardı ki filmin, bitmesin istedim.  Ertesi gün ise erkenden düştük çiftlik yollarına. Ceviz ağacı dikmek için. Hafif yağmur altında çamurlara bata çıka diktik cevizleri. Sanırım sadece bizim grup (arkadaşım ve ben) en az 50 tane dikmişizdir. Yorulduk tabii ama çok güzel bir duygu bu ya, yorulduğumuza değdi. Tabii o koşturmacada çok fotoğraf çekemedim.  Filmin konusu insanlığı sevgi ve çiftçilik kurtaracak diyordu özetle.. :) Sanırım bu hafta sonu dünyayı ve insanlığı kurtarmak adına küçük bir adım attım :))

İyi ki Doğdum :)

Resim
Bu doğum günümde de arkadaşlarım ve ailem beni çok çok mutlu etti. İlk sürpriz İzmir'deki arkadaşımdan geldi. Benim çektiğim bir fotoğrafı kanvas saat yapmış :))) Çok da güzel olmuş.  Ardından arkadaşlarım bana sürpriz parti yaptılar. Sadece kız kıza kokteyl denemek için Flat' e gidiyoruz sanmıştım ama erkek tayfası da elinde pasta ile çıkageldi. Çok çok mutlu oldum. Çok eğlenceli bir gece geçirdik. Kızların beni pastayı görmemem için inatla ters tarafa oturtmaya çalışması mı dersin, hafiften kafayı bulmuş garsonumuz mu dersin, fotoğraflar olmadı diye defalarca mumları üflememi mi dersin, pastanın üzerindeki "can dostumuz" yazısını mı:))))  Mutlu olduğum anlar sepetine bir sürü anı attım o gece. Kızların bana aldığı dehşet topuklu ayakkabıları söylemiyorum bile. Ve evet giyeceğim.... :)))) Hazır Flat'ten konu açılmışken. İki yeni kokteyl denedik. Birisi Cosmopolitan ki kendisinin öksürük şurubundan pek bir farkı yok :))) Diğeri de Pink Cadillac ...

Mor...

Resim
Flat'deki zengin kokteyl menüsünü renklere göre denemeye devam ediyoruz. Bu kez mor renkli kokteylleri denedik. Arkadaşım Flat Prestige aldı ben de Oturan Boğa :) Evet benimkinin ismi biraz komik :) Aynı zamanda üniversite zamanında yurt arkadaşlarımın bana taktığı isimdir bu. Çünkü ben erken kalkıp çalışmayı seven bir insandım ve onlar ne zaman uyansa beni yatağımda oturup bir şeyler okurken bulurdu. Bir müddet sonra bana oturan boğa demeye başlamışlardı. Bu da böyle bir anımdır. Haliyle bu isimli bir kokteyl varsa onu deneyecek kişi ben olmalıydım :)) İkisi arasında kıyaslama yaparsak Flat Prestige kesinlikle çok daha güzel. Oturanboğa biraz ağır. Hafif bir şeyler içmek isterseniz Flat Prestige deneyin. Pişman olmayacaksınız.  Bu kez maalesef fotoğraf ekleyemiyorum yanlışlıkla sildim çünkü :( 

Hamamönü, Bowling, Lazer :)

Resim
Bu hafta sonu Cumartesi evde pinekleyip tüm etkinlikleri Pazara sığdırdım :)  Cumartesi sadece ve sadece tv izledim, dinlendim, evimle ilgilendim. 47 Ronin filmini merak ediyordum, onu izledim. Emek verilmiş bir film ama çok da farklı bir şey anlatmıyor. Biraz hayal kırıklığı yaşadım.  Pazar sabahı önce Hamamönü' nde kahvaltı yaptık. Hem oldukça ekonomik, hem de güzel kahvaltı alternatiflerinin olduğu bir yer Hamamönü. Biz kahvaltımızı Yeşilçam Kafe' de, Türkan Şoray'ın gölgesinde yaptık :)  Hamamönü aynı zamanda benim için bol bol fotoğraf çekmek demek. Bu kez çok çekmedim ama yine de kendimi tutamadım :) Kahvaltı sonrası sponton gelişen bir planla bowling oynamaya karar verdik. Bu kez yenildik :/ Asıl eğlenceli olan Lazer oyunu idi. Kaç kere sorup da yer bulamadığımız oyuna bu kez tesadüfen yer bulduk ve hemen adımızı yazdırdık. Elimizde tabancalar, sisli ve karanlık bir labirentte bulduk kendimizi. Vurduk, vurulduk, koştuk, terledik ama ço...

Özlem' in Karaoke ile İmtihanı :)

Resim
Şimdiye kadar hiç yapmadığım bir şeyi yaptım dün akşam. Bir arkadaşımın "karaoke yapalım" teklifini ciddiye almamızla başladı her şey ve sonunda kendimizi, elimizde mikrofon sahnede bulduk :) Bahçelievler' deki Brothers' ın alt katında salı ve perşembe günleri karaoke günleri varmış. Karaoke sistemi bana gayet iyi geldi ancak mekan içinde müziğin sesi çok yüksek. Belki de doğal olanı budur. Ama öyle "bir yandan muhabbet edelim, bir yandan da şarkı söyleriz" mekanı değil. Sadece şarkılara ve ritimlere eşlik edebileceğiniz bir mekan. Oldukça kalabalıktı ve her defasında bir masadan bir şarkı alınıyordu. Biz de kalabalık bir grup olarak gittiğimiz için tek söylemek yerine grup şeklinde çıktık sahneye. Barış Manço' nun "Sarı Çizmeli Mehmet Ağa" 'sını söyledik (Kefenin cebi yok diyerek gündemimize de göndermeler yaptık :) ) .  Herkesin ilk karaoke deneyimi olduğu için grup şeklinde çıkmak bir nevi sahne korkumuzu aldı. Zaten ortam...

Çubuk, Hamsi, Ateş...

Resim
Bu Cumartesi Çubuk'a pikniğe gittik. Oldukça keyifli, kahkahası ve ateşi bol bir gün geçirdik. Mangalda Hamsi' miz günün assolisti olacak sanırken ateş resmen rol çaldı. Başında şarkılar söyledik, ısındık, muhabbet ettik. Açık hava, güzel yemekler ve hepsinden önemlisi muhabbeti hoş insanlarla çok güzel bir gün geçirdim...  Amacımız sadece çay içmekti ve mangalda yaparız diye düşünmüştük  ama çiftlikte semaver bulduk :)  Gerisi olaylar, olaylar.   Tam bir keyif yeri. Henüz ağaçlar yeni ekildiği için önümüzdeki yıllarda  daha yeşillik olacak ve o zaman böylesi salıncak ve hamakların keyfi bir başka çıkacak.  Vee tabii daha sıcak havalarda...  Minik ayrıntılar şimdiden yerini almış bile. Ben ayak şeklindeki dev taşlara bayıldım.  Üzerinde koca ayak, yeti vs. yazılması da ayrı bir güzel olmuş.  Talaşı henüz üzerinde yeni yapılmış çardak.:)  Mısır ekmeği ve mangalda hamsi ile tam bir k...

Jazz Expose...Sibel Köse

Resim
Beş günlük bir tatilden sonra ilk iş günü nasıl olunursa öyleyim işte. Üstelik yağmurlu bir Ankara sabahına uyandım. İşe pek konsantre olamıyorum. Sanırım kimse beni kınamaz :)   Bu kısacık tatile (kaç gün olduğu önemli değil benim için her tatil kısa...), bol bol muhabbet, bayram ziyareti, aile içi iskambil turnuvaları ve bir jazz konseri sığdırdım.  CerModern yaz akşamlarını eğlenceli hale getirmek adına bu yaz gerçekten güzel işler yaptı. Fırsat buldukça gittiğimiz açık hava film gösterimlerinin yanısıra Jazz Expose günleri de başladığından beri dikkatimizi çekiyordu. Bir çok isim konuk oldu ki Melis Sökmen' i kaçırdığım için çok üzgünüm mesela. Neyse kısmet arefe gününeymiş. Dinleyeceğim muhteşem ses de Sibel Köse imiş. Sonuçta evde bayram için tatlı yapan annemi fena satışa getirerek konsere kaçtık (Evet sonrasında utanmadan o tatlıları yiyen hayırsız benim....) . Sibel Köse muhteşem bir sese sahip ve orkestrası ile uyumuna bayıldım. Repertuarın...

Bir Puzzle Hikayesinin Daha Sonuna Geldik :)

Resim
Kime niyet, kime kısmet derler ya, bu puzzle' ı almam tam da öyle bir hikaye. Arkadaşım kendine puzzle bakarken bana da sormuştu, ben de Streets of New Orleans ' ı çok beğenmiştim. Ama hanfendiyi 1500 parça kesmedi tabii, eee 4000 parçalık puzzle yapmış kendisi, keser mi. :) Ona daha fazla parçalı puzzlelar baktık ama benim aklıma düştü bir kere bu puzzle. Streets of New Orleans... Sonra onun ev tadilatı vs. derken puzzle işi yattı ama bir baktık ki bana bu puzzle'ı almışız da parçalarını ayırıyoruz bile. :)))  Aslında Steve Hanks yapımı orjinal Streets of New Orleans tablosu daha büyük ve çok daha güzel. Gördüğünüz gibi özellikle sağda elinde fincan tutan teyze tabloyu şahane yapıyor. Ama gelin görün ki, Educa bu tablonun sadece  "bir kısmını" puzzle yapmış. Üşenmedim sarı ile işaretledim. Farkettiğiniz gibi güzelim tablonun derinlik katan bir çok unsuru alınmamış puzzle'a. Hani 3000 parça yapıp tamamını yapsaymış nefis bir puzzle olurmuş. ...

Piknik...

Resim
Hafta sonum yoğun geçti demiştim. Parça parça anlatmaya devam... Sırada Cumartesi Ahlatlıbel' deki piknik keyfimiz var. Keçiören Atatürk Parkı' ndaki fotoğraf çekiminden sonra (ki o postu da ilerleyen günlerde yapacağım) arabaya doluşup Ahlatlıbel' e gittik. Kışın ardından ilk güzel havalarda piknik alanları bir başka oluyormuş. Çok kalabalıktı alan ama eğlenceli bir kalabalık vardı. Topunu, uçurtmasını ve portatif sandalyesini alan Ahlatlıbel' e koşmuştu. Uzun zamandır Ankara' da olmama rağmen ben de ilk kez gittim ve çok beğendim. Bir yandan eğlenirken, bir yandan da güzel bulduğum kareleri çektim. Tepemde uçurtmalar, ayaklarımın altında çimler, kulağımda gülüşen bir kalabalık sesi... Yorularak dinlendim. Bol bol top oynadık. Voleybol ve istop :)  Ertesi gün uyandığımda kollarım ağrıyordu.