Hafta sonu yine doğa ile iç içe idim. Hava muhteşem, ne çok sıcak ne de çok soğuktu (pekala itiraf ediyorum geceye doğru serinledi ama olsun o kadar.) . İlerleyen saatlerde yağan yağmur bile keyifli idi. Bir müddet bize çok uzak yerlerde çakan şimşekleri izlemek... (Sonra o fırtınanın şehrin oturduğum yerinde olduğunu anlamak pek hoş olmasa da... :)) ). Kalabalık bir grup, yemekler, muhabbetler, sessiz sinema oynamalar... O kalabalıkta, o ateşte pişen çayın kıymetli tadı :) Renkler çok güzeldi. Bir sürü foto çektim. Hem buraya hem de hafızama kaydediyorum şimdi o renkleri... Ama bir bedeli var tabii bunların. Yor-gun-luk. İnsan Pazartesi günü 6:30 da kalkacaksa, pazar geç saatlere kadar dışarda olmamalı (Anneanne gibi konuştuğumun farkındayım ama hayatın gerçekleri bunlar :D ) . Zira şu an beni o yataktan kaldırıp işe getiren karanlık ve paralel güçlerin peşindeyim :) Bu sezonu da kelebeksiz kapatmadım. Bir sürü kelebek vardı ama içlerinde en sakinleri bunlar....