Kayıtlar

Spor etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Türk Telekom vs Fenerbahçe

Resim
Şu ara çokça basketbol maçı izledik Euroleague sağolsun. TV den izleyip zaman zaman övüp zaman zaman yerdiğimiz oyuncuları (örn: Motley:))) ) bir de canlı izleyelim dedik. Koştur koştur Telekom maçına gittik. Fenerbahçe iyi değildi Telekom da liderliğinin hakkını verdi. Bu arada atmosfer çok iyidi. Tabii bu maç neredeyse 1 ay önce oldu ama ben kayıtlara geçmesi açısından geç de olsa yazıyorum :) Bu postu yazmadan yaklaşık bir saat önce de finali oldu Euroleague'in ve Real Madrid aldı kupayı. Sevdiceğim mutlu...

Kalabalıkları Özlemişim

Resim
Tabii üzerinden çok geçti ama bu güzel gün de dursun anılarımda. Uzzuuunn bir aradan sonra bir spor müsabakası izledik. Telekom - Daçka maçı. Özlemişim gerçekten. Maç da son ana kadar heyecanını sürdürdü. Güzeldi. Yine yapmalı...

Nostalji Rüzgarı

Resim
Bu hafta sonu benim için resmen nostalji oldu diyebilirim. Öncelikle Sezen Aksu 'nun yeni albümü "Biraz Pop Biraz Sezen"' dinledim. Tıpki lise çağlarımda dinlediğim gibi. Sözlerine, enstrümanlarına dikkat ederek. Öyle olunca daha bir kolay oluyor şarkıların yüreğinize dokunması. Albümden de o tadı aldım zaten. Eskinin tadını. Işık Doğudan Yükselir albümü ilk çıktığında bir günde 7 kez dinlediğimi hatırlarım :)) Öyle bir tat bu. En son sanırım Tarkan 'ın Ahde Vefa' sını böyle kendimi vererek dinlemiştim. Büyüdükçe insan uzaklaşıyor böyle güzel şeylerin hakkını vermekten. Sonra o dönemden bir el çekip çıkarıyor sizi bu boşluktan. Hoşgeldin eski (umarım) Sezen... Bir diğer nostaljiyi de teniste yaşadım. Bu sadece tenis severler için değil, tüm spor severler için özel bir hafta sonu idi.  Avusturalya Açık finalinde hem kadınlarda Serena-Venus Williams eşleşmesi, hem de erkeklerde Rafael Nadal - Roger Federer eşleşmesi beni yıllar öncesine götü...

Voleybol Macerası

Resim
Bu resmen "bir varmış bir yokmuş" postu olacak. Zira biz bu maça gideli aylaaaaarrr oldu. Hep postunu yapacağım deyip durdum ama bir türlü fırsat bulamadım. Sultanların Grand Prix turnuvası ilk voleybol maçım oldu. Elimde fotoğraf makinesi olunca daha bir başka oldu maç tabii. Fotoğraf çekmekten maçı izleyemediğim de oldu. Kendimi spor muhabiri havasına sokup "topu havada yakalayacağım" çabaları da :). Eğlenceliydi vesselam. Haaa madem elinde fotoğraf makinası vardı, nerede diğer fotolar diye düsünürsek, sonrasında baktığımda daha alacak çok yolum varmış, onu farkettim :)).

Sevemez Kimse Seniiiiiii

Resim
Bu sezon Basketbol  Liginin açılış maçında, şansıma Beşiktaş 'ım Ankara'ya geliyordu... Yalnız bırakmak olmaz tabii. Aldık biletlerimizi önceden ve maça gittik. Maça giriş maceramız tam bir faciaydı. Benim ve arkadaşımın çantaları vardı haliyle ama tam biz salon girişine yaklaşmışken bir baba kız bizi durdurup "O çantalarla içeri almıyorlar" demez mi. Kaldık öyle, napalım napalım, hemen yakınındaki tren garının emanet dolaplarını önerdi baba olan. Akıllıca ama yorucu bir çözümdü ama yaptık yani. Gittik çantalarımızı bıraktık tekrar girişe geliyorduk ki.... o da ne.?İnanılmaz bir sıra. Tamam Ted Koleji karşısında Beşiktaş misafir takım ama sonuçta taraftar potansiyeli belli. Tek bir gişe koyup millete resmen eziyet çektiriyorlardı. Bileti önceden almamız da normalde kar etmiyordu, o sıraya girecektik ama biz muhabbet ayağına kaynadık genç bir çiftin yanına. Ve o sıraya çok girmeden ama yine de sıkıntılarla kağıt biletlerimizi aldık ve girdik salona.  Basketb...

Koptu Geliyor...

Resim
Geçtiğimiz ay aslında bir sürü şey yaptım. At yarışı izlemek, hentbol maçına gitmek, Tabiat Tarihi müzesini gezmek gibi. Ama bir türlü fırsat bulup da buraya yazamadım. At yarışı ile başlayayım... Aslında arada bir eğlencesine babamla yaptığımız kuponlar hariç pek at yarışı meraklısı değildim. Yine de o hipodrom havasını merak ediyordum. Bir kaç hafta önce gittik. Ve çok sevdim. Babam gelince onunla gidip şöyle güzel bir kupon yapmak şart oldu.  Merak ettiğim bir sürü şey vardı hipodromla ilgili. Mesela kadınların ilgisi. Oldukça şaşırdım. Kadın erkek, çoluk çocuk çok coşkulu bir kalabalık vardı. Özellikle son düzlükte insanların heyecanını görmek acayip eğlenceli idi. Futbol maçındaki tezahüratlar az kalır yanında. Sevinç ve hayal kırıklığını aynı anda yaşayan bir sürü yüz gördüm. Tahmin ettiğimden çok daha heyecanlıydı. Üstelik biz öylesine eğlencesine yaptığımız kuponla ilk ayaktan yatmıştık :))) Tabii bu işe ömrünü vermiş, bağımlısı olmuş, belli ki bu uğurda ço...

Rafting Maceramız :)

Resim
Yaklaşık bir ay önce arkadaşlardan birinden öylesine çıkmıştı bu rafting fikri. Ama hepimiz ciddiye aldık ve organizasyonu yaptık. Önce 22 Haziran dendi. Sonra su seviyesi azalabilir diye 15 haziran'a çekildi. Sonra 8 Haziran olsun dendi ama 8 Haziran'da Melen Çayı taştı, ortalığı sel aldı haliyle yine 22 Haziran'da gerçekleştirdik raftingimizi. İnsanın ilk aklına gelen doğrudur derler ya, ilk planlarda da doğruymuş, buradan çıkardığımız ders bu oldu :) Ben çok çılgın bir yapıya sahip değilim. Kuralcıyımdır. Adrenalin, adrenalin diye ortalarda dolanmam ama merak ediyorsam o şeyi yapmak isterim, denemek isterim. Rafting de böyleydi benim için. Bilmediğim bir şeydi, denemeyi çok istedim. Benim gibi Antalya'da büyüyen birinin şimdiye kadar yapmaması, gelip de Ankara'da yaşarken yapması da ironik...  Derken rafting günü geldi çattı ve biz yola çıktık. Zaten arkadaşlarla yapılan birkaç saatlik yolculuk bile eğlenmek için yeterli. Geyikler havada uçuşarak git...

Yeni Yılla Gelen...

Resim
  Hepimiz kararlar veririz yeni yıla girerken. "Rejime başlayacağım", "sigarayı bırakacağım", "yabancı dil öğreneceğim" vs. vs... Haliyle ben de bazı kararlar verdim. Çok keskin şeyler değil aslında. Yapılabilitesi yüksek şeyler. Mesela evdeki öğünlerimi düzelttim ki son bir kaç yıldır evde yemek yapma konusunda çok tembel davranıyordum. Şimdi en azından her öğünüme eşlik eden güzel salatalar var. Geçen gün ne bulursam kattığım salatanın içine nar bile ekledim ki benim için bir üst seviyedir. Tamamdır oldum ben :p Bunun yanında bir kararım da uzun zamandır ara verdiğim platese başlamaktı. Yılbaşı hafta ortasına geldiği için bu işi hafta sonuna ertelemiştim (bahaneler, bahaneler...) . Neyse bu hafta platese de başladım. Nefes egzersizlerini nasıl unuttuysam artık, ilk yaptığımda başım döndü :) Bu yıl içinde yapmak istediğim şeylerden birisi de ilgi alanımla ilgili bir kursa başlamak. Resim olur, fotoğrafçılık olur, sinema olur, hatta...

The Amen Project !

Resim
Böyle bir projenin olduğunu duyunca çok duygulandım. Büyük olsalar hayatın gerçekleri onları sarmış ve azimlerini yok etmiş olacaktı belki de...Ama Afrika'daki çocuklar "topumuz yok, oynayamayız" demediler. Kendi toplarını kendileri yaptılar ve oynadılar. Paçavra ve iplerden...Çeşit çeşit onlarca topun fotoğrafını çekip bu çocukların sesi olma fikri ise Jessica Hilltout' dan çıktı. Böylece o çocuklar artık gerçek toplarla oynayabiliyorlar... :) Onlarca top fotoğrafı için şuraya bakabilirsiniz...

Tenis, F.D. ve Sevdiklerim...

Resim
Çılgın bir hafta sonu geçirdim. Spor, sanat, misafirlerle dolu bir hafta sonu. Her şey Cuma günü başladı aslında  (haliyle, hafta sonundan bahsediyoruz sonuçta :D). Cuma gecesi arkadaşlarla Feridun Düzağaç konserine gidecektik. Konser 23:00 de idi. Benim düşüncem arkadaşlarla buluşur, o saate kadar bir şeyler yer, laflar sonra da konsere gideriz idi. Gün içi arkadaşım aradı, "konser ne de olsa 23:00 te, tenis oynayalım mı?" dedi. Benim en sevdiğim sporlardan birisi tenistir ve uzun zamandır oynamak istiyordum ama sonrasındaki konseri düşünüp tereddütle,   "bi dakka bi dakka, önce tenis oynayıp, sonra konsere mi gideceğiz " dedim. "Evet" dedi. "Pekala, tamam o zaman" dedim (Önemli Not. Yazar burada 4-5 aydır hiç spor yapmadığını belirtmek istiyor) .  Ve gittik. Hafif ısınma hareketlerinden sonra aldık raketi elimize. Bu benim tenis kortları ile ilk tanışmam ayrıca. Hiç bir şey TV de göründüğü gibi değilmiş. O file çok yüksek, o kort ç...

P&G Londra 2012 Olimpiyat Oyunları Reklam Filmi

Resim
Bayıldım...

Bu oyunu seviyorum...

Resim
Son bir yıldır takip ediyorum tenisi. Yani ciddi anlamda. Öncesinde tabi ki maçlara denk gelir, ara ara bakardım ama daha çok oyuncuların fiziği ile ilgilenirdim :) Geçen yıl Rolland Garros ile başladı benim tenis sevdam. Evde can sıkıntısı ile ne yapsam diye düşünürken TV' de gördüğüm maçı izlemeye başladım. Ama izlemek derken gerçekten izlemek. Topa vuruşlarını, topun gidişini vs.Tenis hakkında hiç bir şey bilmememe rağmen inanılmaz eğlendim. Ve maç sonunda "Vay be, güzel spormuş bu " dedim. Yanlış hatırlamıyorsam Federer - Nadal maçıydı. Ne kadar doğru bir maçla başlamışım bilinçli izlemeye, sonradan anladım. Ve evet dünyanın 100 yıldır sevdiği, milyonlarca doların harcandığı, sporcularının adeta dünya yıldızı olduğu bu sporu ben yeni keşfettim :) Hem çok güzel hem de inanılmaz zor bir spor olduğunu da izledikçe anladım. Bir kere kuralları, terimleri, işin püf noktalarını öğrendikçe zorluğunu daha da iyi anlıyorsunuz. Bu da haliyle zevkini de arttırıyor....

Kar...Toplantı...Basketbol

Resim
Cumartesi sabahı karlı bir güne uyandık. Daha doğrusu benim evimin olduğu yerlerde kar vardı ama sonradan öğrendik ki, şehir merkezinde karın "k" si yok. Tüm kış böyle geçiyor aslında. Evden lahana gibi kat kat giyinmiş bir şekilde çıkıp, şehir merkezine yaklaştıkça yavaş yavaş normale dönüyorum. :) Bu Cumartesi benim için aksiyonu bol bir Cumartesi oldu. Çünkü asıl planım Hacettepe - Beşiktaş Milangaz Maçına gitmek iken, erken saatlere sıkıştırılmış bir yıl sonu toplantısı ile uğraşmamız da gerekiyordu. Toplantıyı başka bir güne almaya çalıştım ama olmadı. Maç 14.00'de , toplantı 10.30'daydı. Üstelik toplantı yaptığımız yer şehire nispeten uzaktı. Benim maça yetişme ümitlerim yavaş yavaş tükeniyordu. Dahası da var, toplantı sadece konuşmaktan ibaret olmayıp, bir de çalışma atmam gerekince (genetik işler bunlar..başımıza işler bunlaaarrr ) her şey daha da olumsuz olmaya başladı. çünkü çalışma sonucu kötü çıkarsa, tekrar yapmam gere...

Beşiktaş...Fernandes...Futbol...Eduuohaaa :)

Resim
Dün akşam formamı giydim ve Beşiktaş - Stoke City maçını izlemek için TV'nin karşısına geçtim. Taraftarların konfeti şov işaretiyle, Güntekin Onay ve Metin Tekin ikilisi eşliğine başladı maçımız. Stoke City'e içerlemiştim zaten geçen maçtan. Ortaya koydukları şey kesinlikle futbol değildi ve biz o maçta iyi oynayan taraf olmamıza rağmen yenilmiştik. Çok istiyordum bu maçı alalım, Beşiktaş ama önce futbol kazansın. Biliyordum çünkü sonuç ne olursa olsun bu maçta da Beşiktaş iyi oynayan taraf olacaktı. Maç da öyle başladı zaten. Beşiktaş belki oyun olarak çok kaliteli olmasa da baskın olan ve topu ayağında tutan taraftı. Golün gelmesi içten bile değildi. Geldi de zaten. Geldi ama onlar attı. Hatta onlara attırdık. Kötü futbol oynayan takımlar şansa oynuyorlar, "ya tutarsa" diye. Biz de tutturduk. Önce adam kaçırdık arkasından Egemen 'e çarptı top ve ağlara giderken Rüştü topa bakakaldı. İçimden "yine mi, yine mi" dedim. Çünkü şanssız bir takımız ...

Bu Yapılır mı Be Beşiktaş?

Resim
Şimdi, efendim, evrim teorisinde "doğal seleksiyon" denilen bir kavram var. Bu kavrama göre, zayıfların elendiği güçlülerin hayatta kaldığı bir mücadele sözkonusu. Böylelikle bir sonraki nesle güçlü genlerin aktarılması ihtimali artıyor. Böyle böyle zayıf halkalar tamamen temizleniyor. vs. vs. Şimdi, benim cancağızım Beşiktaş 'ımın bu konu ile ne ilgisi var diyeceksiniz. Olmaz mı. Dün gece Macabbi Tel-Aviv  - Beşiktaş maçını izleyen ve kalbi zayıf olan insanların kısmen elendiğini düşünüyorum. Zira zaten sayıları bir önceki Beşiktaş - Dinamo Kiev maçının son dakikasındaki karambolden sonra azalmıştı. Böyle böyle kalbi sağlam bir nesil oluşmasında Beşiktaş'ım üzerine düşeni yapıyor. Tövbe yarabbim... Şaka bir yana...:) Bu yapılır mı be Beşiktaş'ım? Bu yapılır mı be Carvalhal ? Bu yapılır mı be Quaresma hatta hatta bu yapılır mı be Almeida ? Şöyle ki... Dün film gibi bir maç yaşadık. Aşık olduk, ayrıldık ve final sahnesinde tekrar kavuştuk. Quaresma...

Ankara Spor Salonu'nda İlk Maç

Resim
Asosyal kimliğimden çıkmak üzere aldığım teşvikler sonucu bu haftaki Türk Telekom maçına gitmeye karar verdim. Hem güzelim Ankara Spor Salonu açılmışken, gidip görmemek ayıp olurdu.Bir arkadaşımı da ikna edince cumartesi maça gitmek üzere planımızı yaptık. Maç 17.00'de başlayacaktı. Mersin Büyükşehir Belediye ile oynuyorduk. Biz 15.30 gibi Ankara'nın Kızılay'da meşhur buluşma noktalarından olan DOST Kitapevi' nin önünde buluşmaya karar verdik (Diğerleri için bkz. Gima'nın önü, YKM'nin önü vs.:D). Zira biletlerimizi almamız için gerekli olan Biletix gişesi de DOST'taydı. Ben buluşma saatine bir kaç dk. kala geldim. Arkadaşım gelene kadar biletleri aldım, kitaplara baktım vs. Arkadaşımın geciktiği 20 dakika boyunca oyalandım (Bundan sonra ona verdiğim saatten 30 dk. sonra gideceğim :) ). Bazan bu gecikmelerin DOST tarafından yapıldığını düşünüyorum. Oyalanırken kitap almamak için kendimi zor tuttum. Eminim o kalabalığın % 60'ı birilerini bekliyordu :D ...

Ben Senin Transfer Yapabilme İhtimalini Sevdim...:)

Resim
Beşiktaş'ta transfer gündemi bir türlü durulmuyor. Taraftarlar kimi zaman kendilerini tiye alarak, kimi zaman büyük bir heyecanla transfer süresinin geçmesini bekliyor. Quaresma ve Guti'nin gelmesi ile ayaklarımız havadan kesildi. Bu bile bize yeter ama yönetimin cesur demeçleri heyecanlandırmıyor da değil. Son olarak Robinho ve Adebayor un isimlerinin geçmesi ise, bizi mest etmiş durumda. Eee bu duruma espri yeteneği kuvvetli, zeki taraftarın bakış açısı ile yaklaşılırsa ortaya çok eğlenceli muhabbetler çıkıyor. Bir kere şunu söyleyeyim ki, taraftarlar ciddi ciddi hunizela üretimi talep ediyorlar. Ayrıca Forzabesiktas.com'un üyelerinden birisi temsili bir rakip takım defans konuşması oluşturmuş ki, bu süreçte ruh sağlığımız ne derece siz anlayın..Gelirler mi, biri mi gelir, ikisi de mi bilmiyorum ama ihtimalini bile seviyorum...:D RAKİP TAKIM DEFANS KONUŞMALARI -1- DEFANS 1: Oğlum Bak Adebayor kaçıyor..Bırakma Onu... DEFANS 2: Görmüyormusun...Robinho...

Neeee Guti mi? Yok Artık...

Resim
Canım Beşiktaş'ım dün açılışı yaptı. Biz takıma, takım taraftara, Quaresma futbola susamıştı. Rakipler ise gerçekten susamış... Tamam rakip mahalle takımı modunda olabilir ama bu adamlar liglerine Nisan'da başlamış. Yani aylardır form tutuyorlar. Bizim takım yeni ve bu sezon ilk ciddi maçımız bu. Eee bir de adamların her ne kadar defans yapmayacağız dediyse de, 8 kişi defans oynamaları (Buna mecbur kaldılar, çünkü Beşiktaş onların sahasından neredeyse hiç çıkmadı)  skorun biraz kısır (!) olmasına neden oldu. Maç güzeldi. Ortam güzeldi. Taraftarı anlatmaya gerek yok. Ama atak yapan, sürekli ileri oynayan Beşiktaş'ım güzeldi. Quaresma'nın penaltıyı attıramayan heyecanı bile güzeldi. Takım gelecek vaadediyor, hepimizi ümitlendiriyordu ama taraftarın bir derdi vardı yine. Şimdiye kadar kimi zaman işçinin, kimi zaman depremzedenin, kimi zaman araştırma görevlilerin, kimi zaman çevrecilerin sesi olan taraftarımız, dün gece de renklilerin sesi oldu....:) Renkl...

Guti Guti Pense... :)

Resim
Erdem Abi öyle bir yazıya imza atmış ki, kelimeler kifayetsiz kalıyor yazıyı tanımlamak için :) İyisi mi olduğu gibi ekleyeyim :D:D " GUTİ GUTİ PENSE Transfer sezonunda yorulduğumuz kadar sezon içinde yorulmamıştık… En kritik maçı beklemek ile Quaresma’yı beklemek arasında ki fark, Mecnun’un Leyla’yı beklemesi ile , Bihter’in Behlül’ü beklemesi kadar büyüktü.. Hiçbir maçta yitirmediğimiz aklımız transfer sezonunda bonservisi elinde dolaştı durdu. Allahtan bir alan olmadı da yuvada kaldı. Şimdi dört gözle Guti’yi beklemeye geçtik. Alt dudağını aldığı kişinin erkek olmaması bu transferi , “Ön sevişmeden” daha ilerilere götürse de. Quaresma’da ki orgazmı yaşatacağı şüpheli. Tabi bunda Quaresma’nın daha “çıtır” olmasının etkisi büyük sanırım.. Ferdinand, Amokachi, Pascal Nouma. Hepsinin tadı hala damaklarda… O yüzden de benim aklım hala Zenci olanda. Yanlış anlaşılmasın Robinho ‘da !.. Ama o da çok fanteziye girdiğinden olsa gerek aşırı pahallı!...

Gel de fark at ...:)

Resim
Beşiktaş, UEFA Avrupa ligi, ön eleme maçında Faroe Adaları'nın takımı Vikingur ile eşleşti. Çok kolay (!) bir rakip gibi görünüyor. Gerçi bu futbol sonuçta korkmak ve ciddiye almak gerekiyor. Diyelim ki çok kolay bir rakip, gene de Kartal'ımın bu takımı rencide edecek bir skor almasını istemem. Garantiye aldığımız yerde durmamız gerek çünkü bu takım oyuncuları çok mütevazi. Mücadeleleri de saygı duyulacak cinsten. Takımda birisi kaptan olmak üzere iki Beşiktaşlı var :) o derece yani..... Size aşşağıda, Vikingur Takım Kaptanının kuradan sonra bir Türkle yaptığı yazışmayı aynen iletiyorum. Siz karar verin..Bence Beşiktaş Taraftarı şimdiden bu takıma bir güzellik hazırlıyordur :) "Merhaba; Kurada Beşiktaş ile eşleştiğimizi öğrenince hem heyecanlandık hem de çok mutlu olduk. Elbetteki sizler asıl favori olansınız ama bu bizim gibi amatörler için belki de karşımıza hayatta ancak bir kez çıkabilecek bir tecrübe demek. Beşiktaşı daha önce gerek şampiyonlar ligi gerek...