Tam olarak kedinin icinde bulunduğu durum buydu. Etrafında serin hava, gürültülü sokaklar, hareketli insanlar varken, hafif gözlerini aralamış, mayışmış, ruh hali itibariyle yerinde olmak istedigimdir...
Kahvaltılıklar çantaya atılır... Kitap ve radyo unutulmamalı tabii. Bir termos da çay... Sonra en yakın parka...Açık hava, lezzet, uzakta sahipleri ile oynayan köpekler, kırıntılara üşüşen kuşlar...bazen mutlu olmak çok kolay olabiliyor...
Aramızda uzaylılar var haberimiz yok :)) Tuhaf yumurtalar, kamufle olan böcekler. Tam da az önce bir Alien belgeseli (Memory: The origins of Alien) izlemişken... Şaka bir yana geçenlerde servis beklerken çekmiştim bu fotoğrafları. Biraz tuhaf görünse de birisi normal böcek yumurtası diğeri de normal böcek :) Hayal gücüm biraz fazlaysa demek :)))
Biraz gecikmiş bir post olacak yine. Bayram tatilinde Ankara'daydım. Boş şehrin tadını çıkarayım dedim ama başka misafirlerimiz vardı :) Şehri resmen kelebekler istila etmişti. Bu kadar çok kelebek gördüğümü hatırlamıyorum. Tabii onları tek kareye almak mümkün olmadı. Ama aralarında yürümek mükemmeldi...
Hep TV den gördüğüm bir spordu binicilik. Atları çok sevmeme rağmen hiç bizzat izlememiştim. Geçen hafta Cumhurbaşkanlığı Kupasını izledim :) Değişik bir heyecanı var ve atlar çok güzel. Belki bir gün binerim. Umarım yani inşallah...
Nejdetle tanışın :) O bir tavus kuşu. Dikmen Polis Evi'nin karşısındaki benzin istasyonunda, hayvanat bahçemsi kafeslerin olduğu bir yerde yaşıyor. İsmi yoktu biz onunla tanıştığımızda. Biz de ona Nejdet dedik. Ne alakaysa artık :))
Her dışarı çıkışımda radarları açıyorum. Nereye gidersem gideyim, yolda mutlaka çekecek bir çiçek, böcek vs. buluyorum... İşte geçtiğimiz bir kaç hafta içinde çektiklerim....