Kayıtlar

Siyah-Beyaz etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Zebra...

Resim
Instagram'da ya da farklı mecralarda beğendiğim fotoğrafları arşivleyip daha sonra bunları çizmek gibi bir hayalim var. Bu hayali geçen gün bu zebra çalışması ile başlatmış bulunuyorum. Bu da fotoğrafın kaynağı. Aslında nefis bir deniz anası fotoğrafı vardı. İlk onu çizmiştim ama o resmi kimi karnıbahara kimi de beyine benzettiği için yokmuş gibi davranıyorum: )) 

Siyah... Beyaz...

Resim
Hafta sonum gayet sakin ve sıradandı. Dinlendik, güzel bir kaç film izledik, biraz parkta gezdik derken geçti gitti... Ne mutlu bana :)) Nitekim uzun zamandır merak ettiğim " It's A Wonderful Life" filminde de öyle hissediyordu  George Bailey ... Sıkıntıları bile yaşamak güzel, var olmak güzel... Gözümde iki damla yaş ve yüzümde bir tebessümle bitirdim filmi. Bir zil çaldı... Bir melek kanatlandı. 

Geçip Giden Zamanları Bir Yerlerde Bulsam...

Resim
Sevdiklerinizin eski fotoğraflarına bakınca siz de o zamanlara gitmek ister misiniz? Mirkelam' ın şarkısında dediği gibi bir yerlerde bulmak o zamanları... Hep yaşlı halini gördüğüm anneannemin genç halini görmeyi isterdim mesela. Beyaz çantasını objektife göstere göstere fotoğraf çektirecek kadar hevesli halini... Ya da amcamın süslenip püslenip ispanyol paçalı takımı ile verdiği pozları... Mesela o zamana dönsem bu fotoğrafı çeken fotoğrafçıya "sağ taraftaki üç ayağın bir ayağına benzeyen çıkıntı ne, kadrajı ayarlayamamışsın amca" demek isterdim :) Ya da babamın bisiklet sürerken heyecanını görmek isterdim. Tüm bunlara, onların en neşeli, en genç hallerine tanık olup sonra tekrar günümüze gelsem, onların şimdiki hallerine nasıl bakardım acaba...:) Evet ya keşke geçip giden zamanları bir yerlerde bulsam... O zamanın ünlü ispanyol paçaları... Şimdilerde kadınlarda zaman zaman  bu moda tekrar gündeme gelse de erkeklerde o zamanda kaldı.. Instagram' a ta...

Bir Fotoğraf Hikayesi: Çocuk Olmak

Resim
Fotoğraf çekme merakım hortladığından beri elimden cep telefonu düşmüyordu. Olduk olmadık her yerde durup bir iki şey çekmeye başlamıştım. Sonra, "madem bu kadar ilgiliyim, bunu bir üst seviyeye taşıyayım" dedim ve tam bir sivri zekalılık örneği göstererek makina almadan kursa başladım. Günler haftaları kovalamış, bir aylık kursum çabucacık bitivermişti  ve benim hala makinam yoktu. Eee haliyle kafamda deli sorular, bir sürü teorik bilgi ile havada çarpışıyordu. Derken bir arkadaşım "ben sana bir makina buldum haydi çekime gidelim" dedi. İşte böyle başlamıştı   Ulus' taki fotoğraf çekme maceram... O günden sonra kafama kazıdığım bir şey var ki; pratiğini yapmadığın sürece teorinin hiç bir anlamı yok. Zira ilk çekim günümde resmen çuvalladım. 200'e yakın fotoğraf çektim ve belki bunların sadece 50 tanesi işe yarar çıktı. Ya enstantaneyi ayarlayamamıştım, ya kadrajı ya da ışığı. Bazen de odaklanmak istediğime odaklanamamıştım falan. Ee...