Kayıtlar

Ağaç etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Biz Ayrılamayız...

Resim
Ahmet Arif Parkı'nın bir ağaç ile bir bankın aşkına tanıklık ettigini biliyor muydunuz? 

Nefes

Resim
Ne kadar da kıymetli oldu parklarda birazcık oturmak bile. Şimdi tekrar pandemi nedeniyle tam kapanmaya giriyoruz. Üstelik havalar böylesine güzelken. Biraz usanmış, biraz yorulmuş biraz da bıkmış hissedebiliriz kendimizi. Dayanmaktan başka çaremiz de yok. Dayanacağız... Kendimize nefes aldıracak şeyler bulalım ve bunları çoğaltalım...

Bir Şehir Efsanesi; Güvenpark'taki Balık ve Leylek Oymalı Ağaç

Resim
Geçen gün ekşide gördüm bu konuyu. Yıllardır Ankara'da olan ve sürekli dolmuş kullanan biri olarak farketmemiştik bu ağacı. Okuyunca hemen bulalım dedik. Ve evet oradaydı. Çok da güzeldi :) Benim Leyleğe benzettiğim bir kuş ve ağzında bir balık var ağacın. Yapanı belli değil. Ne zaman yapıldığı da bilinmiyor. Bir rivayete göre 15 yıl önce yapılmış. Başka bir rivayete göre de bunun gibi başka bir ağaç daha varmış ama o sonradan kesilmiş.

Dikmen Vadisi Vol. Bilmem Kaç :)

Resim
Evimiz böyle bir yere yakın olunca sık sık gidiyoruz haliyle. Son gidişimizde yakın çekim ve ağaç kabuklarına yoğunlaştım :)

Güzellikler...

Resim
Yürürken etrafa dikkatli bakmak gerekiyor... Güzel bir duvar boyaması, fırça darbeli bir gökyüzü ya da nefis bir ağaç dikkatlerden kaçabilir...

Dağılsın Kafalar...

Resim
Geçtiğimiz hafta biraz gergin geçti. İşler güçler, terslikler ve huzursuzluk. Baktık olmuyor böyle çıktık 15 dakika mola verdik ve bize çok yakın vadimize fotoğraf çekmeye gittik. Aslında hep böyle yapmalı insan. Eğer elinden gelen bir şey yoksa, işi oluruna bırakıp gelişmeleri izlemeli. Bu esnada da kendisini ruhen çok yormamayı başarmalı. Giden zaman geri gelmiyor, stresle kendimize verdiğimiz zarar da öyle. Doğa, müzik, kitap, tv... seni ne iyi hissediyorsa ona yönelmeli... Sakince beklemeli. Atalarımızın da dediği gibi; su akıyor ve yolunu buluyor :)

Yıldızlararasına Ceviz Ağacı Dikmek :)

Resim
Başlıktan da anlaşılacağı üzre biraz hareketli bir hafta sonu geçirdim (pekala, başlıktan hiçbir şey anlaşılmıyor da olabilir :D ) . Cumartesi günü uzun zamandır merak ettiğim Interstellar filmine gidebildim sonunda. Burası sinema bloğu değil, uzun uzun yazmayacağım o nedenle ancak kısaca... bitmesin istedim. O kadar bilimsel terim, solucan delikleri, farklı boyutlar vs. geçmesine rağmen öyle güzel duygusal bir yanı da vardı ki filmin, bitmesin istedim.  Ertesi gün ise erkenden düştük çiftlik yollarına. Ceviz ağacı dikmek için. Hafif yağmur altında çamurlara bata çıka diktik cevizleri. Sanırım sadece bizim grup (arkadaşım ve ben) en az 50 tane dikmişizdir. Yorulduk tabii ama çok güzel bir duygu bu ya, yorulduğumuza değdi. Tabii o koşturmacada çok fotoğraf çekemedim.  Filmin konusu insanlığı sevgi ve çiftçilik kurtaracak diyordu özetle.. :) Sanırım bu hafta sonu dünyayı ve insanlığı kurtarmak adına küçük bir adım attım :))

Tatil Dönüşü...

Resim
İki haftalık tatil sonrası işe gelmek nasıl bir duygu bilir misiniz? :)) Pekala abartmayacağım aslına bakarsanız ilk iş günüm o kadar da korkunç geçmedi. Hatta bu postu yazabildiğime göre hiç de korkunç değil :) Eee tabi biraz adaptasyon sorunları yaşıyorsunuz ama olsun değil mi o kadar da. Her şeyin bir bedeli var. Tatilden bol bol güneş topladım. Neredeyse tüm tatilime mavi bir gökyüzü eşlik etti. Ekim'de denize girmek, Manavgat Irmağı'nın doyumsuz manzarası eşliğinde içilen çaylar, kahveler, yeğenimle uzun uzun oynamanın verdiği tatlı yorgunluk, dallarda meyveler, çiçekler... Her defasında aynı şeyleri yaşamama rağmen doyamadığım güzel tatilim... Vee tabii her güzel şey gibi bu da bitti. Döndüm yine kürkçü dükkanıma. O zaman gelsin mi fotoğraflar...:)))  İlk gün böyle bir gökyüzü ile karşıladı beni Manavgat.  Aslında gözün gördüğü, makinenin çektiğinden çok çok daha güzel...  Sazlıklardan havalanan.... :)  Olmazsa olmazımız Manavgat Irma...