Kayıtlar

Tenis etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Nostalji Rüzgarı

Resim
Bu hafta sonu benim için resmen nostalji oldu diyebilirim. Öncelikle Sezen Aksu 'nun yeni albümü "Biraz Pop Biraz Sezen"' dinledim. Tıpki lise çağlarımda dinlediğim gibi. Sözlerine, enstrümanlarına dikkat ederek. Öyle olunca daha bir kolay oluyor şarkıların yüreğinize dokunması. Albümden de o tadı aldım zaten. Eskinin tadını. Işık Doğudan Yükselir albümü ilk çıktığında bir günde 7 kez dinlediğimi hatırlarım :)) Öyle bir tat bu. En son sanırım Tarkan 'ın Ahde Vefa' sını böyle kendimi vererek dinlemiştim. Büyüdükçe insan uzaklaşıyor böyle güzel şeylerin hakkını vermekten. Sonra o dönemden bir el çekip çıkarıyor sizi bu boşluktan. Hoşgeldin eski (umarım) Sezen... Bir diğer nostaljiyi de teniste yaşadım. Bu sadece tenis severler için değil, tüm spor severler için özel bir hafta sonu idi.  Avusturalya Açık finalinde hem kadınlarda Serena-Venus Williams eşleşmesi, hem de erkeklerde Rafael Nadal - Roger Federer eşleşmesi beni yıllar öncesine götü...

Tembel bir Hafta Sonu...!!

Resim
Tembellik göreceli bir kavram bence. Yani dışarıdan eylemleriniz tembellik olarak görünse de, siz aslında zamanınızı "istediğiniz gibi" geçirdiyseniz verimli zaman geçirmişsinizdir :) Bu da benim hafta sonu tesellim. Zira tüm hafta sonu evde tembellik (!) yaparak geçirdim. İzlemeyi planladığım filmleri izledim, birazcık evle ilgilendim, tarçınlı beze yaptım, bol bol tenis maçı izledim ve tabii ki işleme yaptım.  Önce Contact filminden başlamam gerek, çünkü Cuma günü resmen bu filmi canım çekti. Ara ara olur bana, sevdiğim bir filmi izlemek isterim. Tam da bunun için film arşivi yapmıştım kendime. Ama Contact eksik parçaydı. Cuma günü o filmi buldum ve hemen eve gidip izlemek istedim. Zira hep TV den Türkçe dublaj izlemiştim. İlk kez orjinal dilinde izleyecektim.  En sevdiğim bilim-kurgu filmlerindendir Contact. Salt bilim-kurgu gözü ile bakmak hata olur bence. Filmin konusu çok daha derin aslında. Özellikle iki söz çok hoşuma gider bu filmde. Kız babasına ...

Tenis, F.D. ve Sevdiklerim...

Resim
Çılgın bir hafta sonu geçirdim. Spor, sanat, misafirlerle dolu bir hafta sonu. Her şey Cuma günü başladı aslında  (haliyle, hafta sonundan bahsediyoruz sonuçta :D). Cuma gecesi arkadaşlarla Feridun Düzağaç konserine gidecektik. Konser 23:00 de idi. Benim düşüncem arkadaşlarla buluşur, o saate kadar bir şeyler yer, laflar sonra da konsere gideriz idi. Gün içi arkadaşım aradı, "konser ne de olsa 23:00 te, tenis oynayalım mı?" dedi. Benim en sevdiğim sporlardan birisi tenistir ve uzun zamandır oynamak istiyordum ama sonrasındaki konseri düşünüp tereddütle,   "bi dakka bi dakka, önce tenis oynayıp, sonra konsere mi gideceğiz " dedim. "Evet" dedi. "Pekala, tamam o zaman" dedim (Önemli Not. Yazar burada 4-5 aydır hiç spor yapmadığını belirtmek istiyor) .  Ve gittik. Hafif ısınma hareketlerinden sonra aldık raketi elimize. Bu benim tenis kortları ile ilk tanışmam ayrıca. Hiç bir şey TV de göründüğü gibi değilmiş. O file çok yüksek, o kort ç...

Bu oyunu seviyorum...

Resim
Son bir yıldır takip ediyorum tenisi. Yani ciddi anlamda. Öncesinde tabi ki maçlara denk gelir, ara ara bakardım ama daha çok oyuncuların fiziği ile ilgilenirdim :) Geçen yıl Rolland Garros ile başladı benim tenis sevdam. Evde can sıkıntısı ile ne yapsam diye düşünürken TV' de gördüğüm maçı izlemeye başladım. Ama izlemek derken gerçekten izlemek. Topa vuruşlarını, topun gidişini vs.Tenis hakkında hiç bir şey bilmememe rağmen inanılmaz eğlendim. Ve maç sonunda "Vay be, güzel spormuş bu " dedim. Yanlış hatırlamıyorsam Federer - Nadal maçıydı. Ne kadar doğru bir maçla başlamışım bilinçli izlemeye, sonradan anladım. Ve evet dünyanın 100 yıldır sevdiği, milyonlarca doların harcandığı, sporcularının adeta dünya yıldızı olduğu bu sporu ben yeni keşfettim :) Hem çok güzel hem de inanılmaz zor bir spor olduğunu da izledikçe anladım. Bir kere kuralları, terimleri, işin püf noktalarını öğrendikçe zorluğunu daha da iyi anlıyorsunuz. Bu da haliyle zevkini de arttırıyor....