Kayıtlar

Hareket İblisi...

Resim
Harekete dair bir kitap okudum bu hafta. Amacın hareket olduğu, nereden başladığının ve nereye ulaştığının hiç önemli olmadığı bir kitap. Hareket İblisi.. . Polonyalı yazar Stefan Grabinski ' nin raylarda, istasyonlarda veya vagonlarda geçen fantastik öykülerinden oluşan bir kitap Hareket İblisi. Sadece fantastik de değil, kimi zaman felsefik, kimi zaman da psikolojik. Öykülerin tek ortak noktası var, hareket bağımlılığı. İçinde 13 farklı öykü barındırıyor. Bu öykülerin tek ortak noktası olayların ve karakterlerin hep bir tren, istasyon ya da rayla ilgili olması. Trene binince özgüven patlaması yaşayan ancak inince ezik bir tip olanı var, trene binip binip son anda inmeyi huy edineni var, kullanılmayan eski istasyonlara gönül bağlılığı taşıyanları var. Hatta hatta ortadan birden bire kaybolan vagonlar, ya da ansızın ortaya çıkan hayalet trenler bile var.  Aslında her öyküde ağır psikolojik irdelemeler var. Kişinin hareket bağımlılığı adı altında paralel evrenlerden ...

Yavaş Yavaş...

Resim
Artık yılbaşı moduna girmek lazım değil mi? Aralık gelmiş, havalar da fazlasıyla soğumuşken, birkaç güne kadar kar bekleniyorken ve tatlı sürprizler ile de karşılaşıyorken, artık ofisi ve evi süslemenin zamanı gelmiştir :) 

Kurt Seyt ve Kadınları...

Resim
Son iki haftada yoğun bir konsantre ile okudum, Kurt Seyt ' in Shura ve Murka ile yaşadıklarını. Nermin Bezmen' in dedesi olan Kurt Seyt' in maceraları anlatmak adına yaptığı araştırma ve kullandığı dil gerçekten çok iyidi. Hem hikayeyi, hem de anlatılış şeklini çok beğendim. Öyle ki son sayfalarda artık gözyaşlarımı tutamıyordum. İlk kitapta yani Kurt Seyt & Shura ' da, Kurt Seyt' in çocukluğuna, gençliğine ve Shura ile olan masalsı aşkına tanık oldum. Savaşın getirdiği zorluklarla solmayan, aksine güçlenen bir aşka. Moskova 'da  başlayan, Aluşta' dan geçen ve İstanbul  'da sonlanan bir aşka. Çapkın Kurt Seyt' in Shura ile duruluşuna, gencecik Shura' nın da Kurt Seyt ile büyüyüşüne. Arka planda, savaş, ölümler, aldatmalar, acılar, hasretler, açlıklarla savaşan gerçekten büyük ve zor bir aşka. Öyle ki bu ikili her zor duruma düştüğünde birbirinin aşklarında buldular tesellilerini. Birbirlerinin acılarını alıp, aşkla yoğurup unuttur...

Hoşgeldin :))

Resim
Bu sabah orkidemi açmış buldum. Üç yıl aradan sonra... Hoşgeldin :)  Bugün beni çok mutlu ettin.. :) Öyle ki Facebook, Instagram...Her yer orkide, her yer güzellik :)) 

Nereye?

Resim
Bir avuç mültecinin misafiri olduk dün gece. O daracık tırın arkasında, kutular arasında, kimi zaman hüzünlü, kimi zaman neşeli, bilinmeze giden yolculuklarına eşlik ettik... Kimi zaman gülerek, kimi zaman ağlayarak... Hepsinin bir derdi, kaçtığı bir şey, gitmek istediği bir yer, olmak istediği kişiler vardı... Birbirlerinin acılarını, geleneklerini, huylarını hatta dillerini bilmeyen kişiler. Kimi töreden kaçıyordu, kimi savaştan, kimi de tefecilerden...Biz de onların bu yolculuğuna katıldık. Ne olduklarını, ne olmak istediklerini ve ne olacaklarını gördük.  Nereye, sanırım benim şimdiye kadar en çok reaksiyon verdiğim oyun oldu. Zengin diyaloglara eşlik eden mimikler ile, özellikle komedi kısımlarında ciddi ciddi kahkahalar attım. Ama öyle bir komediydi ki bu, gülelim ağlanacak halimize modunda, kahkahalarımız yüksek ama yüreğimiz buruk. Çünkü hepsinin bize hissettirdiği şey çok netti. Dram. Ama oyunun kurgusu o kadar iyidi ki, böylesi bir konuyu ağır dra...

TemizZzlik...

Resim
Bu hafta sonumu tamamiyle kendime ayırdım. Uzun zamandır evimle ilgilenmiyordum. Şöyle detaylı bir temizlik yapayım dedim. Her odada, çekmece raf vs. detaylı uğraşınca tüm günümü aldı temizlik ve kesinlikle yukarıdaki kadar eğlenceli değildi.  Hayır, henüz topuklu ayakkabılarla banyo temizleyemiyorum.  Henüz topuklu ayakkabılarla işte bir günümü bile zor geçiyorum... :)  Tanrımm, bu kadınlar bunu nasıl yapıyor... :)  Böyle olsun isterdim tabii ki.... Ama böyleydim...   Pekala itiraf ediyorum, bir ara kulaklığı takıp dans etmiş olabilirim... :)  Ama gerçekten kısa sürdü..... Neyse ki çamaşır makinem var... Ama işte o tüylerden bende yoktu... :(  Sonrası mı?... Tüm pazar süren yorgunluk... Öyle ki bütün günümü tv karşısında film izleyerek geçirdim.  Bu da iyi oldu tabii bir yandan. Birikmiş filmlerimi temizledim birazcık :) Yine de mutluyum. İnsan bir işi erteleyince gerçekten mutsuz oluyor....

Çocuk Hakları...

Resim
Bugün Dünya Çocuk Hakları Günü. Biz onların en neşeli anlarına şahit olup da "ne güzel ya keşke çocuk olsam" diyoruz. Ya da iş güç bizi yorduğu zaman "şimdi çocuk olmak vardı, hayat onlara güzel" diyoruz. Hayat gerçekten onlara güzel mi? Kimi zaman dertlerini anlatacak kelimeleri bulamazken, kimi zaman dertlerini anlatacak gücü bulamazken, kimi zaman dertlerini algılayacak bir bilinci bile bulamazken... Dün yaptığımız gezi sırasında bir okulun duvarında gördüğüm çizimler çok hoşuma gitti ve fotoğraflarını çektim. Güzel sanatlardan gelip çizmişler, çocuklar için. Dilerim büyükler hep çocukların hoşuna gidecek şeyleri yaparlar, onların sesi olurlar...