Kayıtlar

Siyah... Beyaz...

Resim
Hafta sonum gayet sakin ve sıradandı. Dinlendik, güzel bir kaç film izledik, biraz parkta gezdik derken geçti gitti... Ne mutlu bana :)) Nitekim uzun zamandır merak ettiğim " It's A Wonderful Life" filminde de öyle hissediyordu  George Bailey ... Sıkıntıları bile yaşamak güzel, var olmak güzel... Gözümde iki damla yaş ve yüzümde bir tebessümle bitirdim filmi. Bir zil çaldı... Bir melek kanatlandı. 

Başka Olur Karlı Günlerde Çalışmak :)

Resim
Bu sabah saat 7:30 itibari ile aklımda şöyle bir cümle vardı. "Bizdeki iş aşkı da neymiş arkadaş, teee Beytepe'lere geldik bu havada".  Hakkım da var açıkçası. Geceden beri aralıksız devam eden kar neredeyse diz boyu olmuş durumda. Üstelik tipi şeklinde yağıyor ve tüm gün süreceği öngörülüyor. Açıkçası akşam nasıl eve gideceğiz diye düşünmeye başladık şimdiden. Ama acayip çalışmak istiyoruz. Öyle böyle değil :))) (Fotoğraftan da anladığınız üzere...).  Haa bir de aklıbaşında arkadaşlar istiyorum ben ya. Birbirine bakıp, hadi dışarıda fotoğraf çekelim diye eline kahvesini alan iki tiptik sabah sabah... Akıl fikir....

Filli Ocak :)

Resim
Hem boyama kitabı hem de takvim olan bir şey aldım geçenlerde. Her ay için farklı hayvanlar var ve Ocak ayının hayvanı fil... Bana zaten boya olsun, çizim olsun, renk olsun... Eeee fil de var. Daha ne olsun. 

Peter Pan Ölmeli...

Resim
Yeni yılın ilk postunda, 2015'in okuduğum son kitabını yazmak istedim :) Bir John Verdon klasiği olarak koca kitap sanırım 5-6 gün içinde bitiverdi. Hani öyle böyle değil, resmen saçlarımdan tutup sürükleniyorum okurken :))) Bu kez olay çok daha iyi kurgulanmış bence. Bir önceki kitaptan daha çok sevdim diyebilirim bu kitabı. Dünyanın "karma" sına da güzel bir gönderme olmuş. Sonu tahmin edilemiyor, yine tipik olarak bir çok insandan kuşkulanıyorsunuz. Ayrıca yaratılan seri katil profili de en azından "daha az klişe".  Bu tür severlerin okumaktan pişman olmayacağı kesin...

Sultanlar Kentine Yolculuk...

Resim
Hep merak ederdim, farklı insanların o zamanlar Osmanlı'ya bakış açısı nedir diye. Bu öyle dizilerden takip edilecek bir şey de değil. Sultanlar Kentine Yolculuk bu merak için bire bir bir kitap. 1500' lü yıllarda İstanbul'a gelen bir elçi yardımcısının gözlemleri ve düşüncelerini daha sonra kitap yapması ile ortaya çıkan bu eser bir nevi seyahatname.  Salomon Schweigger , idealist bir yapıya sahip ve bir müddet sonra eğitimini bırakıp, ben gezip öğreneceğim diyor. Sonra da yolu bir elçinin yardımcısı olarak İstanbul'a düşüyor. Kendi gözlemlerini güzel bir sıralama ile anlatırken aynı zamanda çizimlerle de destekliyor. 1580 yılında, bu topraklardan geçen bir almanın görüşlerini öğreniyoruz böylelikle. Kimi zaman subjektif yorumlar yapsa da, kimi zaman hakkını verıyor. Okuması zevkli bir kitaptı. Bugün kullandığımız bazı deyim ve kelimelerin kökenlerini anlama konusunda da yardımcı oldu :))

Grönholm Metodu

Resim
Bu sezonun ilk oyunu olarak seçtik kendisini. İyi de yaptık. Dört usta oyuncu, muhteşem bir senaryo, sade bir dekor, kafa karıştırıcı olaylar... Çok sevdim ben bu oyunu. Konusu itibari ile, katil uşak, hayır, aşçı, yok yok şöför triplerine giriyorsunuz (Tabii ki oyunda bir katil yok, şablon olarak diyorum) yani kafanızı kurcalıyor, şüpheli yaklaşıyorsunuz her oyuncuya, sürprizli sonu da var, daha ne olsun :))) Oyunculara bir şey diyemem zaten, usta mı usta hepsi. Sustum ve izledim.  Daha fazla bilgi için buyrunuz.

Parklar Bizim Olsun...

Resim
Hafta sonu Cumartesi öğleden sonra yağışlı olacaktı. Belki de son güzel havalar diye atlatık Botanik Parkı'na gittik. Oradan Kuğulu'ya yürüdük. Ohhh Mis. Geçen Hafta da sırf yaprak toplamak için Dikmen Vadi'sine gitmiştik :)) Her yere çılgınca binalar yapıladursun, elimizdekilerin kıymetini bilelim. Bir güzel manzara, biraz yeşillik, derin bir nefes... Binalar onların, parklar bizim olsun...