Bu sene de boş geçmedik çok şükür. Kitapların yanı sıra Doğu Batı yayınlarının standından bir sürü poster de aldık, alakasız bir standta emekçi bir abimizden taş yontma da. Neyse Onlar başka postların konusu.
Bu sene az ama öz oyunlara gittik. İzafiyet de onlardan birisi. Tek perdelik ama oldukça doyurucu. Diyaloglar, karakterler gayet iyidi. Einstein'in doğduktan kısa bir süre sonra ölen kızının alternatif bir gelecekte hayatta olmasını konu alan güzel bir oyundu.
Sanat Tarihi uzaktan eğitimi çok istedim. 2 kere sınava da girdim hem 20 puanla kaçırdım 😔 Ben kovalıyorum o kaçıyor. Baktım ki olmayacak, ben de ilgi alanım olan sanatla ilgili puansız bir okul okuyayım dedim ve Anadolu Üniversitesi İkinci Üniversite programı kapsamındaki "Görsel İletişim Tasarımı" bölümüne kaydoldum. İyi ki de olmuşum. Dersler tam benlik. En azından şimdilik hevesim ve çabam oldukça yüksek bakalım zaman ne getirir. Sonuçta bu benim hobim ve bazen evrenin mesajlarına kulak vermek gerekiyor...
Ben böyle birşey görmedim.... Ne konserdi ama... Özellikle final kısmı. Şefin alnından akan terleri silmekte zorlanışı, orkestradan birinin konser sonrası kalkamaması, bende son anda arşa çıkan haz duygusu ve hafif ağlamaklı mod... Nefis bir konserdi. Sonrasında öyle güzel bir enerji ile ve ruhum sanata doymuş şekilde çıktım ki konserden, eve dönüş yolunda bol bol fotoğraflar çektim...
Çocukluğumda tv den izlemiştim bu meşhur müzikali. Parça parça sahneler kalmış aklımda. Ama o müziği asla unutmadım ve uzun süren bilet arayışından sonra sonunda izleyebildim. Bayıldım bayıldım... Sesler, sahne geçişleri, müzikler, karakterler... Herşeyiyle muntazam bir uyarlama olmuş. Normalde oyundan bir sahne çekerim, en kötü perdeyi ama bu kez heyecandan kaptırdım kendimi...