Ansızın...

Oooo ne kadar çok olmuş yazmayalı... Pazartesi' nin raconuna ters bir psikolojideyim bugün. Kırgınlık, kızgınlık, öfke, utanç, çaresizlik hamurunda ruhumun yoğrulduğu, yorulduğu bir haftaydı geçtiğimiz hafta. Böylesi bir haftadan sonra üç günlük tatil tam da ihtiyacım olan şeymiş. Neredeyse tamamını evde, tv karşısında, tembelce ve biraz da şımartılarak geçirdiğim bu hafta sonundan sonra yeniden doğmuş gibi hissettiğim bir pazartesi bugün. Tarihe not düşmek gerek, Pazartesileri bu ruh hali kolay bulunmuyor... :)
Farkettim ki, kişiye göre incir çekirdeğini doldurmayacak şeyler sizin acınız olunca ne de büyüyor... Bazen yazık diyorum böyle şeylerin mücadelesi ile geçirdiğim zamana, bazen de hayır bu mücadele tam da benim hayatım diyorum. Hatalarımla doğrularımla benim hayatım, kararlarımla, kararsızlıklarımla...


Zaman zaten sizin iyileşmenize yardımcı oluyor ama bu süreç içinde sevildiğinizi hissetmek çok daha kolaylaştırıyor her şeyi... O yüzden geçtiğimiz haftanın en güzel şeyiydi bu papatyalar. Paspal, moralsiz halde çalışmaya dalmışken ansızın kapıdan giriveren papatyalar... camdan içeriye süzülen şeytan tüyü, iki gofret bir çikolata... Mutlu olmak hiç de zor değil aslında...
Yorumlar
Yorum Gönder