Gördüğüm ülkeler listesine yavru vatan Kıbrıs'ı da ekledim. İki gün içinde sıcak havasını solumak, patlayana kadar yemek ve tarih kokan sokaklarında hızlı bir tur atmak iyi geldi:)
Ayn Rand ' ı ilk kez okudum. Kitabın daha başında, edebi dilinin güzelliği yanında başka bir şey daha farkediyorsunuz. Felsefesini... Sıradan bir kitap değil bu. Bir çok kitap hikayesinin altında çeşitli düşünceler savunur ama bu kitap tamamiye bir felsefenin üstüne kurulu. Ama henüz bu felsefenin ne olduğunu anlamıyorsunuz (Tabii daha önce Ayn Rand okumadıysanız). Kitap idealist bir mimarın hikayesini anlatıyor gibi görünse de aslında resme çok büyük bakıyor. Toplumların nasıl ve kimler tarafından şekillendirildiği, kapitalist kahramanların güçlerinin altında yatan psikolojiyi, ego ve bencillik kavramlarını irdeliyor. Kitabı bitirince ister istemez Ayn Rand' ın kim olduğunu, neler yaptığını merak ediyorsunuz. Ben de öyle yapıp kendisi hakkında bir şeyler okudum ve bir felsefi akım yaratıcısı olduğunu öğrendim. Objektivizm akımının yaratıcısı imiş. Neyse birazcık kitaba göz atalım... Howard Roark , modern mimariyi benimsemiş idealist bir mimardır. Aslında...
Üçüncü etamin işimi de bitirdim. Aslında örnek aldığım fotoğrafta bu kuşlar 4 tane idi ve kalp şeklinde kuyrukları vardı. Ancak hem benim kasnağıma sığmadığı, hem de fazla kalabalık durduğu için ben biraz değiştirdim. Ha bir de göbekleri beyazdı, ben kendi renklerinin açık tonlarını tercih ettim. Bu hali bence daha güzel oldu. Son bir adım kaldı. O da çerçeveletmek. Noel Babayı da henüz çerçeveletmedim. Çerçeveciyi ihya edeceğim bu gidişle. Puzzle, etamin derken bir sürü şeyi biriktirdim çerçeveletmek üzere. Şimdiki projem bir doğum günü hediyesi :) Hadi bakalım. Bir işe başlamak, o işin yarısıdır derler... Güm güm... Göbekleri de doldurduk mu, tamamdır... Favorim...
Nasıl ki Star Wars serisinin en dramatik ama en sevdiğim bölümü "Revenge of the Sith" ise, şimdiye kadar yaptığım en zor kanaviçe de bu oldu ( Cümleyi toparlayana bir yastık hediye edeceğim :)) ) . Kısaca anlatmak istiyorum hikayesini.... Her şey arkadaşıma doğum günü hediyesi projemle başladı. Ona bir şeyler işlemek istiyordum ama sevdiği bir şey olsun diye düşündüğümden ağzını aramaya başladım. Bir muhabbetin ortasında, Ice Age' deki Sid' i çok sevdiğini öğrendim. Tamamdır dedim, Sid' i işleyeceğim. Oturdum bilgisayar başına Sid şablonu arıyorum. Kesin vardır diye de anlamsız bir özgüvenim var. Ama yok, yani istediğim gibi yok. Ya küçük ya da aradığım gibi değil. Tabii ben ümitsizliğe kapıldım ve başka bir şey yapayım bari girişimlerine başladım ama aklım kaldı Sid'de. İçimdeki "yapabilseydim çok güzel olacaktı" sesleri baskın çıktı ve şablonunu kendim çıkarmaya karar verdim Önce bir Sid fotoğrafı buldum. Sonra onu...
Yorumlar
Yorum Gönder