Kayıtlar

Hamamönü Renkleri...

Resim
Yakında Hamamönüne girmem yasaklanacak :) Durmadan gidip gidip fotoğraf çekmek istiyorum. Son ziyaretimizde de elimde makine, sağı solu çektim. Sonra farkettim ki çok renkli şeyler çekmişim. Aslında renksiz olması mümkün değildi. Bir tarafta ebru yapanlar, bir tarafta macun ve horoz şekerleri, diğer yanda renkli tezgahlar... Ramazanda daha bir canlı Hamamönü :)

Bir Delinin Haykırışı...

Resim
Bu filmi izlemedim, ama şu sahne, şu müzik ve şu konuşma var ya... Son iki haftadır adeta ruhum için aldığım vitamin oldu. Karamsar, absürd, gerçek, gerçek dışı....Ne zaman canım sıkılsa açıp dinliyorum, okuyorum. Üzüyor ama karamsarlığa kapılmıyorum. Aksine garip bir güç veriyor.  Farid Farjad' ın muhteşem eserinin eşlik ettiği bu muhteşem sahnede geçen konuşmayı üşenmedim yazdım. Çantamdaki defterimde de, bloğumda da dursun istiyorum. Günümüze uygun, düne uygun, yarına uygun...  "İçimde hangi adam konuşuyor? Hem aklımda, hem bedenimde aynı anda ayrılamam. Bu yüzden tek kişi olamıyorum. Kendimi aynı anda sayısız şey olarak hissedebiliyorum.  Fazla büyük usta kalmadı. Zamanımızın gerçek kötülüğü budur.  Kalbin yolları, gölgelerle kaplanmış.  Yararsız görünen seslere kulak vermeliyiz. Okul duvarları, asfalt ve refah reklamlarının uzun kanalizasyon boruları ile dolu beyinlere, böceklerin vızıltıları girmeli.  Her birimizin gözlerini ve ...

Açık Havada Film Keyfi :)

Resim
Yaklaşık 10 gün önce CerModern ' de açık hava film günleri olduğunu öğrenmiş ama etkinliği bir gün farkla kaçırmıştık. Bir hafta boyunca özenle seçilmiş festival filmlerinin açık havada gösterimi varmış ancak bizim çok sonra haberimiz oldu. Bu durumun üzüntüsünü yaşarken yazının son cümlesi bir film manyağı olan bizi çok mutlu etti. Her Salı CerModern'de açık hava film gösterimleri devam edecekti. Duyar duymaz arkadaşımla ayarladık ve geçtiğimiz hafta Salı günü gitmek için programımızı yaptık. Ancak sevgili Ankara bize ufak bir şaka yaptı ve neredeyse tüm hafta yağmur yağdı. Eee haliyle bizim plan "suya" düştü. Artık önümüzdeki haftaya derken CerModern'den gelen bir mail yüreğimize su serpti. Bu haftanın etkinliği iptal edilmemiş Cuma'ya ertelenmişti. Veee Cuma sabahı bizi çok güzel bir güneş karşılamıştı :) Neyse ki bu kez bir aksilik olmadan gittik ve filmimizi büyük bir keyif içinde izledik. Büyük bir keyif diyorum özellikle çünkü ortamı ...

Güneş ve ...

Resim
Son 4 gündür yağmurlu ve bulutlu bir Ankara vardı. Ama bu sabah çok güzel bir gökyüzüne uyandık. Masmavi bir gökyüzü ve sıcak bir hava. Üstüne bir de hayatımda ilk kez dört yapraklı yonca buldum :) Bakalım günün devamı neler getirecek... 

Sır...

Resim
Arkadaşımdan aldığım fotoğraf makinasını elimden düşürmüyordum ama her güzel şeyin sonu olduğu gibi, o da bitti.  Vedaya dair bir dörtlük kaldı geriye... Sen şimdi elimdesin ya, Deklanşörüne bastığımda çıkan sesi çok seviyorum. Her gün yanımda ol, Hiçbir yere gitme istiyorum.  Hadi bu kez gittin diyelim. Öyle bir havada geri gel ki, Bırakmak mümkün olmasın :)

Ne Olursan Ol, Yine Gel..

Resim
Dedi, biz de gittik... Annemin uzun zamandır bir dileği vardı. Mevlana'yı ziyaret etmek. Artık Ankara-Konya arası hızlı tren de olduğu için çok kolaydı bu ziyaret ama bir türlü fırsat bulamamıştık. Sonunda geçtiğimiz hafta içi "tamam artık bu Cumartesi gidiyoruz" dedik, planımızı yaptık, biletlerimizi aldık ve düştük yollara. Bu ziyaret bahanesi ile hızlı trene de ilk kez binmiş oldum. Keşke ülkenin her şehrinden her şehrine böyle bir ulaşım olsa dedim içimden. Kolay, hızlı, ucuz. Çocukluğumda Erzurum' dayken evimiz istasyona yakındı. Raylarda geçmiştir çocukluğum. O raylar, tahtalar ve çakıl taşlarına pek bir aşinaydım. Kompartımanlar ve karşılıklı koltuklar çocukken çok havalı gelirdi bana. Tabii ki bu kez farklıydı ama yine de karşılıklı oturup muhabbet ederek yolculuk yapmak oldukça eğlenceli idi.  Konya' ya iner inmez ilk durak Mevlana Müzesi oldu. Zaten gar çıkışı sizi direk Mevlana'ya götürecek otobüsler var. Eee çoğunluk bu ziyaret a...

Yağmur ve Gökkuşağı...

Resim
Şu aralar Osho ' nun "Being in Love" kitabını okuyorum. Arada başka kitaplar da bitirdiğim oldu çünkü bu kitap öyle ha deyince okunmuyor.  Ben de yavaş yavaş, sindire sindire ilerlemeyi tercih ettim...  Şu  , şu ve şu postumda da bahsetmiştim zaten. Yineliyorum ki kitap aslında bildiklerimizi anlatıyor. Ama örneklemelerini çok beğendim.  Dün okuduğum "acı" ve "çile" ile ilgili kısım da beğendiğim kısımlardan biri oldu. Acı ve ızdırap arasındaki ilişkiyi çok güzel özetlemişti. Öncelikle diyor ki; acıdan kaçma!. Yaşa ve erit. Eğer onu görmezden gelirsen, birgün birikerek baş edemeyeceğin büyüklükte karşına çıkar. Ama bunu yaparken kendine çile çektirme diyor. Sadece kabullen. Şöyle de güzel özetlemiş olayı. Eğer başın ağrıyorsa, "bu bir baş ağrısı" de, kabul et. Analiz etme, değerlendirme yapma. Eğer ki, "Neden benim başım ağrıyor", "Neden bunlar benim başıma geliyor" , "bunlar olmamalı" gibi şart...