Eskişehir' de İki Gün...
Yaz aylarındaki iki günlük Eskişehir Kaçamağı postuna hazır mısınız. :) Başlık başlık ilerleyelim.
MİDAS ANITI
Eskişehir' e asıl gitme amacımız bu anıtı görmekti. Çok güzel, çok etkileyici bir anıt. Biraz devasa. Kibele' nin heykelini orta kısmına yerleştirip ayinler yapılıyormuş zamanında. Biz de Kibele' nin izinde, güzel memleketimin her köşesini geziyoruz fırsat buldukça. Sadece Midas Anıtı değil, hemen arkasında Frig vadisi' nin bir kısmını da görme fırsatımız oldu. Orada da bazı yapılar var. Güzel bir yürüme yolu yapılmış. Havanın güzel olduğu bir gün nefis bir yürüme etkinliği olabilir. Tarihi kadar doğası da çok güzel bir yerdi. Hele o mağara yapıları... Ülkem ne kadar zengin birçok konuda...
Yalnız belirtmeliyim ki öyle Midas Anıtı' na gitmek çok da kolay olmadı. Sabah 10.00' da OMM' nin karşısından bir otobüse bindik. Bir sonraki otobüs de 12.00' deydi. Yanlış hatırlamıyorsam iki sefer şansınız var gidiş için. Dönüş için de 2 sefer. Yol süresi yaklaşık 45-50 dk. Çevre köylerin tamamını geziyor otobüs ve Yazılı Köyü'nde (Yaygın adıyla Yazılıkaya köyü/mahallesi) sizi bırakıyor. Kalabalık da oluyor çünkü otobüs sefer sayısı az ve köylüler şehre bu otobüsle gelip gidiyor. Yazılı Köyü' nden şehre otobüs ise 15.00 ve 17.00 de. Başka herhangi bir toplu taşıma yok. İşin tuhafı telefon çekmiyor köyde. Bir şey olsa sabit hat bulmak zorundasınız. Hatta internet de yok ve otobüsü kredi kartı ile ödeyebilmek için köyden uzaklaşıp internet hattının gelmesini bekledik. Köy oldukça küçük. Otobüsün bıraktığı yerden yürüme mesafesi birkaç dk. da anıta gidebiliyorsunuz. Turizm etkisi ile bir iki kafe var orada bekleyebilirsiniz otobüsü. Bir kafenin iki devasa ve sürekli havlayan köpekleri vardı. Ben hayvan severim ama uzaktan :) o yüzden daha küçük ve bir tane köpeği olan diğer kafeyi tercih ettik beklerken. Basit bir tesis de yapılmış arabası ile gidenlerin park edip dinlenebileceği.
Oradaki demografik yapı da farklıydı. Karaçay-Malkar Türkleri' nin yoğun yerleştiği bir yerdi ve kendi dönemsel festivalleri, hala devam eden gelenekleri vardı. Bizim gitmemizden bir kaç gün önce yapılan festivalin kritiğini yapıyorlardı. İnsanların toplanıp eğlendiği bir festivalmiş gibi konuştular. Belki de binlerce yıl önceki Kibele geleneğinin sönükleşmiş yankılarıdır. Kaçırdığımıza üzüldük.
Zor olsa da gördüğüm için çok mutlu olduğum bir yerdi Midas Anıtı.
Mimarisi ile beni etkilemişti zaten. İçi de bence gayet güzel. Eskişehir için güzel bir sanat durağı olmuş. Koleksiyonu da oldukça iyidi. Özellikle Tanabe Chikuunsai IV eserini görmek benim için tatlı bir sürpriz oldu.
Eskişehir cam işçiliği ile de meşhur bir yer. Haliyle Çağdaş Cam sanatları müzesi ve Kurşunlu Külliyesi' ndeki Sıcak Cam Atölyelerini görmeyi planlamıştım. Maalesef sıcak cam atölyeleri tadilatta imiş. Kaçırdım. Neyse buradan trenle 75 dk. Bir gün giderim. Cam sanatları müzesi de yeterliydi bence. Benim gibi cam işleri sevenler için eğleneceği bir yer ve doyurucu eserler var.
ODUNPAZARI
Eveeet gelelim şu meşhur Odunpazarı' na. Aslında bu tip yapılanmalar, yani eski evlerin restoresi ve şirin kafe ve dükkanlar yapmak genel bir konsept oldu. Ankara'da da Hamamönü gibi. Sokaklar arası gezmek ve Fotoğraflar çekmek çok eğlenceli. Tabii ki de görülmesi gereken bir yer. Çok etkileyici olmasa da keyifli bir yer.
ŞEHRİN GENELİ, NE YEDİK, NASIL GEZDİK ?
Öncelikle Eskişehir ulaşım açısından oldukça oturmuş bir şehir. Bir çok yere tramvay ile gidilebiliyor. Toplu taşımanın tamamında banka kartı, kredi kartı vs. kullanılabiliyor. Oldukça rahat. Her yer birbirine yakın olduğu için iki günde oldukça fazla yer görme fırsatımız oldu. Otelimiz Espark AVM ye yakındı ve önündeki zemin rölyefleri oldu bizim için ilk sürpriz oldu. Ayrıca kafanızı nereye çevirseniz bir kültür merkezi ya da etkinlik görebiliyorsunuz. Fazlalığı biraz yapaylık hissi verse de her şehre lazım şeyler bunlar. Sokak sanatından da, ki bu bloğu bilenler benim ne kadar sevdiğimi bilir, bir kaç örnek bulmak beni mutlu etti.
Sonra birden Porsuk Çayı' nın kenarında bulduk kendimizi. Güzel bir proje olmuş. Özellikle yaz akşamları çevresindeki kafelerde vakit geçirmek eğlenceli olabilir. Biz ufak bir turla yetindik. Meşhur Balmumu müzesi ise bizim hiç ilgimizi çeken bir yer değildi. Pas geçtik.
Çi Börek ve Balaban Kebabı yedik. Beni en çok etkileyen ise kebapla içtiğim üzüm şırası oldu. Litre litre alıp evde saklamak istedim. Met helvası da denedik tabi. Bir nevi sıkıştırılmış pişmaniye :). Ayrıca orada Glutensiz kafe olarak en güvendiğimiz Vera Glutensiz Kafe bizim için resmen nimetti....Sağolsunlar.
İşte hepi topu iki gece kaldığımız Eskişehir' de bu kadar anı topladık. Bir daha yolumuz düşer kesin ve derinlere de ineriz...




































Yorumlar
Yorum Gönder