Kayıtlar

Delikanlı...

Resim
Birsen Tezer' in yeni albümü çıktı sonunda.."İkinci Cihan". Şimdi bu albümü yalayıp yutma zamanı. Hafta sonu ilk dinleyişte bir şarkı diğerlerinden ayrıldı....Delikanlı. Ama tabii bu daha ilk dinleyiş, bu kulaklar neleri farkedecek daha albüme alıştıkça....Hoşgeldin....Yeniden. Aşkı için ölecek,  Nerde kaldı öyle yürek!   Delikanlı yoruldu.   Bir o yana bir bu yana, sararıp soldu.  

Meyve Zamanı...

Resim
Sağlıklı yaşamak gerekiyor tabii ki. Bol bol bitki çayları, meyveler... Hazır Nat. Geo ' bu ay "Organik Ürünlere"  yer vermişken. Biz de yapıyoruz kendimizce bir şeyler (Yazar burada hergün en az iki fincan kahve içtiği gerçeğine değinmiyor). 

Değil mi?

Resim
Evet, şunun bilincine varsak, aslında zaman zaman varıyoruz da, her zaman bu bilinci açık tutsak, bir çok dert bize çok küçük gelecek, eminim... "Hayat En Güzel Hediye". Böyle pozitif düşünmek için de çok uygun bir dönemdeyiz aslında. Baharın ilk günlerini yaşıyoruz. Bu kez hava da kabul etti sanırım durumu, bize kötü bir sürpriz yapmayacak gibi... Ben de bu hafta sonu bahar günlerine çok uygun bir film izledim " Spring, Summer, Fall, Winter...and Spring". .. Bir uzak doğu filmi. Mükemmel görselliği olan bir film. Söz konusu mevsimler sadece iklimleri değil, bir insanın hayatı boyunca geçirdiği dönemleri de anlatıyor aynı zamanda.. Doğarız, eğlenir ve öğreniriz, ümitsizliğe kapılırız, karamsar oluruz...sonra bu durumdan kurtuluruz, her şeyi sakince kabul ederiz. Sessizce mücadele ederiz...Hepimiz için geçerli değil mi bu? Haydi bu bahar hepimizin yeniden doğuşu olsun...

Caretta Caretta...

Resim
Bu kibrit kutusu en az 10 yıllık...belki daha da fazla. Üniversiteyi kazanınca, ayrı şehirlere düşmüştük en yakın arkadaşımla...O Samsun, ben Ankara...O zamanlar internet hayatımızda değildi bu kadar. Biz de uzun uzun mektuplar yazardık birbirimize. Ama öyle basit mektuplar değil...sağdan soldan bir şeyler koyardık mektup içine, kimi zaman bir gazete küpürü, kimi zaman bir kaset kabı, kimi zaman da bir kibrit kutusu...:) İşte öyle bir mektuptan çıktı bu kaplumbağalar...ve o zamandan beri panomdalar...

Modigliani...

Resim
Dün akşam gözlerimden yaşlar gelmesine neden oldu bu ressamın hikayesi. Picasso döneminin İtalyan ressamı. Picasso ile tatlı sert rekabeti, Jeanne ile imkansız aşkı, eğlenceyi kariyere tercih ettiği günler ve ölümsüzlük....Amedeo Modigliani.  Neden acaba bugünün çok kıymetli adamlarının zamanında değeri bilinmemiş. Neden acaba istisnasız tüm yetenekler, bu yeteneklerini heba eden hayatlar sürmüş de yıllar sonra anlaşılmış değerleri. Neden acaba artık böyle insanlar gelmiyor...Yoksa bugünün kıymetini bilmediğimiz isimleri, geleceğin Modiglianileri mi ? Neden acaba bir olaydan, içindeyken değil de dışarıdan izlediğimiz zaman etkileniyoruz ? Aksi olması gerekirken hem de... Tarih, her andan mı ibaret yoksa?...Ya da içinde bulunduğumuz tarihi anları ne kadar idrak edebiliyoruz?...Nereden nereye geldim değil mi? Öyle etkiledi bu film işte beni... Andy Garcia çok yakışmış bu role... Modigliani, Picasso ve Andre Salmon

Büyük Tiyatro ve Hürrem Sultan

Resim
Dün Hürrem Sultan' i izledim sonunda. Oyunun Büyük Tiyatro'da olmasının benim için ayrı bir önemi vardı. Büyük Tiyatro, bence Ankara'daki en güzel tiyatro sahnesine sahip. Hem derinlik, hem de salonun eski havası açısından. Dün de dayanamadım bir kaç fotoğraf çektim :) Teeee yıllar önce üniversitede tiyatro kulübündeyken III. Richard'  a gelmiştim en son bu salona. Burak Sergen' in muhteşem oyunculuğu ve o atmosfer büyüleyici idi. Yıllar sonra buraya gelmek, o günlerimi hatırlattı. Oyuna gelirsek. Adının Hürrem Sultan olduğuna bakmayın, çoğunlukla Kanuni' nin, oğlu ile arasındaki bağ anlatılıyor. Hürrem tabii ki burada ortalığı karıştıran en önemli faktör ama oyun salt Hürrem' i anlatmıyor. Şimdi genel bir bakış atalım oyuna, sonra da kendi yorumlarımı yazayım.... "Hürrem Sultan eliyle oluşan entrikalar ve tutkularla örtülü bir çevrede Kanuni Sultan Süleyman’ın tarihsel kişiliğinin yanı sıra onun bir baba olarak güçlü ve zayıf yönleri...

İlaç gibi...

Resim
Bazı günler sebepsiz gergin olursunuz ya... Hani böyle, keyifsiz, telaşlı, kafasını toparlamakta zorluk yaşayan... Bugün benim için öyle bir gündü. Sabahtan beri ne yaptım, nasıl yaptım inanın net hatırlamıyorum. Yoğun bir iş günü işimi hiç kolaylaştırmadı. Tabii aksilikler, sakarlıklar da günün bonusu oldu. Böyle anlarda derin bir nefes alıp işime devam etmeye çabalarken "bugün biter mi acaba?" diyordum içimden. Yazıcımız bile kağıt katlama sanatına merak saldı. O derece bir gündü... Derken minicik bir hediye aldım. Bir anda yüzümde bir gülümseme belirdi. Atıverdim o negatifliği de yorgunluğu da....İlaç gibi geldi :)