Kayıtlar

Boş Durmak Yok....

Resim
Aslında yarı dinlenmiş yarı koşturmacalı bir hafta sonu geçirdim. Sanırım bu hafta sonu en çok kitap okudum. Özellikle Cumartesi sabahı 08:00 gibi uyanmama rağmen yataktan çıkmayıp saatlerce kitap okumak çok iyi geldi. Çok sevdim ben bu işi. Hatta bi ara abarttım gittim kendime hafif bir kahve yaptım (malum henüz kahvaltı yapmamıştım) döndüm yatağa kahve kitap keyfine devam ettim. Nefisti... Bu fotoğraf yanıltıcı olmasın. Yatakta meyve keyfi yapmadım :)) (Aslında hiç fena fikir değilmiş...). Bu fotoğraf da cuma gününün sonları, ofiste ender yaptığımız meyve salatası keyfinden :) Sonra tenis maçı izledim bol bol. Malum şu aralar Avustralya Açık var. Gelsin Nadallar, gitsin Cokoviçler.... Ayrıca hem Cumartesi akşamı, hem pazar sabahı arkadaşlarla da buluştuk. Bir türkü bar, bir sabah kahvaltısı ile haftalık gerekli sosyal aktivite dozumu da almış oldum  :)) Boş kaldığım zamanlarda da yeni çarpı işimle meşgulum. Şimdilik sürpriz.... :))

Gözlerini Sımsıkı Kapat... !!!

Resim
"Aklından Bir Sayı Tut" ile tanıdım John Verdon 'u. Şu postla da yazmıştım onun hakkındaki izlenimlerimi. Zaten bir polisiye severim. Bu haliyle bile bu kitap benim için oldukça sürükleyici iken John Verdon' un detaylardaki uzmanlığı şahsen hayran olmamı sağladı.  Önceki kitabın kahramanı, dahi polisimiz David Gurney elini ayağını bu işlerden çekmiş, karısı Madeleine ile güzel bir çiftlik evi almış ve günlük çiftlik işleri ile kendini oyalamaya çalışıyor. Tabii böyle bir beynin rahat durması pek mümkün olmuyor. Eski bir polis arkadaşının ricası ile bir davada danışman oluyor. Nispeten risksiz, sakin ve birkaç gününü alacak bu görev esnasında bir araya getirdiği ipuçları onu çok tehlikeli bir çeteye kadar götürüyor. Gerisi olaylar... olaylar... Daha önce demişimdir, yineleyeyim... Bu tarzı sevenlerin okuması gereken bir yazar. 

2015'e Girerken...

Resim
Biliyorum biliyorum ilk haftası bitmek üzere 2015'in. Ancak yazabiliyorum... Yılbaşı tatilinden önce aslında size biraz CSO Yeni Yıl Konseri' nden bahsetmek istiyorum. Çook uzun yıllardır Ankara'da olmama rağmen hiç gidememiştim bu konsere. Sürekli duyardım ve çok da merak ederdim. Bu yıl gitmeye karar verdim ama "vermese miydim acaba?" diyorum şimdi düşününce... Konser talepten ötürü bu kez kendi salonunda değil de Ankara Arena'da yapıldı. Ufak tereddütlerim vardı aslında öyle bir ortamda klasik müzik konseri nasıl olabilir diye ama düşünmüşlerdir herhalde dedim. Neyyyseee... Konsere gitmek için yola koyulduk ama nasıl bir trafik. O gün konser alanının hemen yanında bir futbol maçı da olmasından mütevellit yollar ana baba günü. Tam konser saatinde gidebildik salona. Acaba bizi içeri alırlar mı diye düşünürken bir de ne görelim, girenin çıkanın haddi hesabı yok. Orada olan bir klasik müzik konseri değil de maç sanki. Biletler numarasız, giren ot...

Musmutlu Yıllar...

Resim
2015 hepimize bol şans getirsin öncelikle. Talihsizlikler bizden uzak dursun bu yıl. Sağlıklı olalım, sağlığımızın kıymetini bilelim. Sevelim, sevilelim, sevdiklerimizin kıymetini bilelim. Çalışmak için üşendiğimiz günler olursa işimizin kıymetini bilelim. Hayal ettiklerimiz gerçek, gerçeklerimiz güzel olsun... Mutlu, musmutlu yıllar...

Gölgeler Arasından...

Resim
Bir iki saat önce güneş öyle bir güzel vurdu ki, bu anda çekmeliyim dedim orkidemin fotoğrafını. Saksının yerini değiştirdiğimi itiraf ediyorum, çünkü o köşeyi çok seviyorum. Tahmin ettiğim gibi de oldu. Gölgeler arasında bir beyaz güzellik... :) 

Sihirli Top :))

Resim
Interstate 60 filmini izlediniz mi? İzleyenler bilir orada çok meşhur bir top var. Topa sorular soruyorsun ve o sana duruma göre cevaplar veriyor. Filmden sonra o toptan bizde de olsa ne eğlenirdik demiştim.... Bugün yılbaşı hediyesi olarak geldi sihirli topum. Beni çok çok çok mutlu etti. Hemen soru yağmuruna tuttum tabii. Halime gülerek... :))  O kadar önemli mevzunun içinde sorduğum ikinci soru (ilkini söylemem :DDD ), "Beşiktaş, Liverpool'u eleyecek mi?" idi. Cevabı çok daha eğlenceli... "Kuşkusuz"...

Kukla

Resim
Bir Ahmet Ümit kitabımızı daha bitirdik :) Kukla 'yı okurken başlarda biraz zorlandım diyebilirim. Çok fazla iç konuşma vardı. Tabii ki bu karakteri anlamak adına çok faydalı bir şey ancak Ahmet Ümit'in o usta kurgu oyunları için sabırsızlanan ben bu kısımları biran önce bitsin mantığı ile okudum (ne kadar yanlış bir şey oysa.. ) . O nedenledir ki kitabın ilk 200 sayfasını üç haftada, son 300 sayfasını bir haftada bitirdim :) Bu kez Ahmet Ümit, politik konuları, 80'li yıllara kurban edilmiş hem sağ hem sol gençleri anlatmış. Yaşadıklarının psikolojilerine olumsuz etkileri, birden fazla cinayetin bulunduğu bu romanda yine usta bir kurgu ile önümüze serilmiş. Tabii devletin çeşitli kurumlarındaki çeteler, mafya, medya oyunları da kitabın tuzu biberi olmuş adeta. Artık iş hevesini kaybetmiş, boşanmış, hafif çapta alkolik bir gazeteci olan Adnan Sözmen ' in hayatı 20 yıl görmediği üvey kardeşinin bir anda karşısında belirmesi ile değişiyor. Doğan , 1980...