Kayıtlar

Bitmeyen Kış, Gelmeyen Yaz...

Resim
Bir gün sonra resmi olarak Hazira' a gireceğiz. Ama gelin görün ki havalar hiç ısınmadı. Nisan yağmurlarını yeni yaşıyoruz. Hesaplamalarıma göre Eylül de tam olarak yazı yaşayacağız. Yani umarım, inşallah... Bu dönemde hala hırka ve trençkot giymek ağır geliyor ya...

Glutensiz Müşebbek

Resim
Yaptım oldu :)) Valla pek de bir güzel oldu. Şu tarifi kullandım. Tavsiye ederim.

Kurşunkalem

Resim
Hayatımda öyle bir insan var ki, ben neyi sevsem, neye ilgi duysam onunla ilgili sürprizleri bitmek bilmiyor. Çok seviyorum... Çizime merakım da malum. Bu kez karşıma kömür kalemler, çizim için pratik bilgiler barındıran "Kurşunkalem" adlı bir çizim kitabı, farklı özellikte çizim kalemleri ve karalamam için bol bol kağıtla çıkageldi bu insan. Eeee durur muyum, durmam. Hemen çizmeye, çizimimi geliştirmeye başladım.  Okudukça farkediyorum ki bazı şeyleri çok bodoslama yapıyormuşum. İşin tekniğini öğrendikçe daha orantılı daha bir güzel oluyor her şey. Ayrıca o kömür kalemler yok mu, kendimi picasso gibi hissediyorum çizerken :) Benim en sevmediğim özelliğim biraz sabırsız olmam. İstiyorum ki hem güzel çizeyim, hem de 5 dk. da çizeyim. Ama öyle olmuyor. Sabır istiyor her şey. Yavaş yavaş kendimi bu konuda törpülemem lazım. 

Güzel Bir Dünya İçin...

Resim
Güzel bir dünya, güzel insanlarla mümkün. Bunu bir kere daha anladım. Hafta sonu hem hava güzeldi, hem baharın getirdiği bir renklilik vardı hem de (ve benim için en önemlisi) heyecanlıydı. Hasan Ali Toptaş'ın imza günü vardı ve ben elimdeki tüm kitaplarımı alarak yola çıktım. Hepsini imzalar mı, konuşmaya zamanımız olur mu derken bir anda yanında buluverdim kendimi. İmza 15.00 de başlıyordu. 15.05 de geldiği için bizden özür diliyordu. Öyle naif, öyle güzel bir insandı. Tüm kitapları yavaşça, özene özene imzaladı. Herkesle sohbet etti. Kitapları ile,  kelimeleri ile girdiği kalbimi bir kez daha çaldı Hasan Ali Toptaş... Kıymeti bilinesi...

Markalarla Nostalji

Resim
Geçtiğimiz hafta Çağdaş Sanatlar'da Sanayi tarihini anlatan güzel bir sergi vardı. Markaların, sanayideki önemli olayların kronolojik sıralamasıyla ve güzel fotoğraflarla derlenmişti sergi.   Sümerbank basma desenleri  Fatoş oyuncaklarının Adile Naşit özel üretimi Hotiç çalışma masası

Ona Küçük Sürprizler Yapın :)

Resim
Kadın çok yorucu bir iş gezisinden gelmiştir. Koşturmacanın ve yorgunluğunun verdiği bir huysuzluk vardır üzerinde. Resmen etrafa çemkirme modundadır. Erkekse aksine sakin ve güler yüzlü açmıştır kapıyı. Güzel bir yemek de hazırlamıştır. Bir de küçük bir sürprizi vardır buzdolabında. Tek amacı kadına buzdolabını açtırmaktır; Erkek: Canım bana dolaptan şarabı verir misin? Kadın: Kendin alsana, ben içmeyeceğim.  bir iki dakika sonra... Erkek: Honey, sen ananaslı yoğurt mu almıştın? Getir de tadına bakayım.  Kadın: Şarabın yanında yoğurt mu yiyeceksin saçmalama. !!!111 Kadın inatla dolabı açmaz. Huysuz aksi cevaplarla yemek tamamlanır, içeriye geçilir, kanepe, battaniye tv moduna girer hemen kadın. Erkeğin yapacak bir şeyi kalmamıştır artık. Usulca gider dolaptan makaron kutusunu alır, salona girer ve kutuyu kadının kucağına bırakır...  :))) Üzerinden iki gün geçmesine rağmen hala o günkü huysuzluğumdan utanıyorum. :))) İnsan güzel şeyl...

Tatlı Telaşlar...

Resim
Üç haftadır inanılmaz bir koşturmacanın içerisindeyim. Bunun ilk iki haftası Antalya'da geçti. Hem annemin ameliyatı, hem babamın göz ameliyatı, hem de o arada bahara merhaba diye çıkıp gelen minik yeğenim Demir... Neredeyse bir dakika boş zamanım olmadı. Döner dönmez de işte acayip bir yoğunluğa girdim. Hani derler ya, kafamı kaşıyacak vaktim olmadı. Tam o durumları yaşıyorum şu an. İki gün önce de iş gezisi diye yollara düştüm. Çok şükür hem annem, babam, hem yeğenim iyiler. İşler ise gümbür gümbür. Ama olsun her şey yolunda olsun da bunlar tatlı telaşlar, tatlı yorgunluklar olarak kayda geçsin.  Bu arada Antalya'ya bahar gelmişti çoktan. Darısı Ankara'nın başına.